Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Aylık Arşiv: Temmuz 2010

Sekste doğru bildiğiniz yanlışlar!

Sekste doğru bildiğiniz yanlışlar!

Sekste doğru bildiğiniz yanlışlar!

Bakın bakalım hangisi doğru, hangisi yanlış…

31 Temmuz 2010 Cumartesi, 14:33:13

Herşeyde olduğu gibi cinsellikte de birçok doğru bilinen yanlış mevcuttur. İşte o yanlışlar… Pudra’nın haberine göre, kulaktan dolma bilgilerle ne kadar sağlıklı bir cinsellik yaşanabilir ki! Gelin, seks mitlerinin doğrularını ve yanlışlarını ayıralım…

Çok orgazm, az sperm demektir (DOĞRU)

Erkekler ne kadar çok orgazm yaşarlarsa, vücutları o kadar az sperm üretir. Örneğin bir gün önce orgazm yaşayan bir erkek bir çorba kaşığı kadar sıvı boşaltırken, birkaç saat önce orgazm olmuşsa daha az sıvı üretir.

Çikolata cinsel isteği artırır(DOĞRU)

Yapılan araştırmalar, her gün çikolata yiyen kadınların seks konusunda daha istekli olduklarını ve daha şiddetli orgazm yaşadıklarını söylüyor.

Ön sevişmeyi olabildiğince uzatmak gerekir(YANLIŞ)

Ön sevişme her ne kadar özellikle kadın açısından genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması için gerekliyse de ayarını tutturamayıp bu süreyi fazla uzatmak, hem kadının hem de erkeğin orgazma ulaşma süresini uzatıp ve orgazm şiddetini düşürebilir.

Erkekler her 7 saniyede bir seks düşünür(YANLIŞ)

Bazıları daha insaflı davranıp, “Hayır, 58 saniyede bir” diyor. Bu sayılar her yerde uçuşuyor aslına bakarsanız. Ancak, erkeklerin sadece yüzde 23’ü sık sık seksi düşündüğünü, fantezi kurduğunu söylüyor.

Kadınlar sadece klitoryal orgazm yaşarlar(YANLIŞ)

Klitorisin uyarılması sekste çok önemli ve birleşme olmaksızın sadece klitorisin uyarılmasıyla da kadınlar orgazma ulaşabilirler. Ancak, klitoryal orgazmın yanı sıra vajinal orgazm da yaşayabilirler. Tabii bu, öğrenilmesi gereken ve defalarca ilişkiye girerek kazanılabilecek bir tecrübe.

Önemli olan boyu değil işlevi(DOĞRU)

Vajinanın alt 3’te 1’lik kısmı zengin bir sinir ağına sahipken, üst 3’te 2’lik kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt kısım çok daha hassas ve penis en çok bu kısmı uyar

Kalp hastaları cinsel yaşamdan sakınmalı(YANLIŞ)

Bir araştırmaya göre, sabah yataktan kalktığımız an ile cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçirme riski aynı.

Yaşlanınca cinselliğin kalitesi azalır(YANLIŞ)

Seks hayatı yaş ilerledikçe farklılaşsa da bu, eskisinden daha kötü olacağı anlamına gelmez. Yaşı ilerleyen kadınların cinsellik açısından kendilerine güvenleri artar ve cinsel birleşmeden daha fazla zevk alırlar. Üstelik hamile kalma riski olmadan özgürce sevişebilirler.

Yoğurt ve peynir cinsel gücü artırır(DOĞRU)

Bu yiyecekler, triptofan içerdiğinden, cinsel gücü olumlu etkiler. Orta Avrupa kültüründe, uzun akşam yemeklerinin peynirle tamamlanmasının altında, triptofanı beyne daha fazla ulaştırıp, kendini iyi hissetme duygusundan faydalanma ve sekse yönelmeyi kolaylaştırmanın yattığı düşünülüyor.

Vajinusmus ilaçla tedavi edilebilir(YANLIŞ)

Cinsel birleşme esnasında vajina girişindeki 3’te 1’lik kısmın istem dışı kasılarak penis girişine izin vermemesi anlamına gelen vajinusmusun tek tedavi biçimi, cinsel terapidir. Ne ağrı kesici jeller, ne kas gevşetici ilaçlar sorunu çözemez, çünkü bu hastalık vajinayla değil, beyinle ilgilidir.

Suda seks, spermleri öldürür(DOĞRU)

Havuzda ya da küvette seks, bazı spermleri öldürür. Özellikle sıcak su, testisleri aşırı ısıtıp spermlerin ölmesine yol açar. Ancak, bunu hiçbir zaman için iyi bir doğum kontrol yöntemi olarak düşünmeyin. Geride, yumurta avına çıkmış spermlerin kalmadığını bilemezsiniz!

Doğumdan sonra kadında cinsel istek azalır(DOĞRU)

Loğusalık döneminde süt salgılanmasıyla birlikte kadının hormon düzeylerinde bir azalma olduğundan cinsel isteksizlik gerçekleşebilir. Bu durum genelde iki ay sürer. Cinsel ilişkinin tekrar başlaması kadının kendini ilişkiye hazır hissetmesiyle alakalıdır.

Menopozda cinsel arzu azalır(YANLIŞ)

Menopozla birlikte hormonlarda değişiklikler oluşsa da cinsellik sadece hormonlarla açıklanamayacağından, menopozla birlikte seks de biter diyemeyiz. Zira 50 yaş üzerindeki kadınların yüzde 70′inden fazlasının istek azalması dahil, cinsel yaşamları ile ilgili herhangi bir şikayetleri bulunmadığını araştırmalar ortaya koyuyor.

Sevişmede nihai hedef cinsel birleşmedir(YANLIŞ)

Pek çok kadın cinsel birleşme olmadan, yeterince uyarılmışsa orgazma ulaşır. Erkek, sevişmede sadece birleşmeye odaklanırsa, çoğu zaman sevişme kadın için zevkli bir aktivite olmaktan çıkar.

Kızlık zarı ameliyatı” tartışması

Kızlık zarı ameliyatı” tartışması

Etik mi, değil mi?

30 Temmuz 2010 Cuma, 14:40:35

BEGÜM ÇELİKKOL/ HABERTURK

Pek çok ülkede tartışma yaratan kızlık zarı dikimi ameliyatları son günlerde İngiltere’de revaçta. Üstelik ameliyatlarda büyük bir artış olduğu belirtiliyor. Daha önceden cinsel deneyim yaşayan genç kadınların bu tür ameliyatlara rağbet göstermesi büyük bir tartışma çıkardı. Bugün medyada çıkan haberlere göre tartışmalı ameliyatın maliyeti 4 bin sterlin. Bilgilere göre genç kadınlardan bazıları sahte bakirelik sertifikası alıyor.

Peki bu ameliyat hakkında bizim uzmanlarımız neler düşünüyor? Onlara göre bu ameliyatlar etik mi, değil mi?

“ERKEKTE PARANOYA YARATIR”

Seksolog Haydar Dümen:

“Bu ameliyatlar bizim ülkemize göre değil. Ama yabancı bir ülkeye göre kızlık zarını korumak ya da onu korumamak insan haklarına, beden haklarına girer. Bu haklara göre kişi kızlık zarını istediği gibi kullanabilir. Kaldı ki, bu tür ameliyatlara kim mani olabiliyor ki? Kişiler “Botoks yaptıracağım”, “Kulak mememi kısaltacağım” derse kim karışabilir? Bu ameliyatı yaptırmanın altında başka birini kandırmaya yönelik bir eylem yatıyorsa öteki kişinin hakkının yenmesi bakımından etik değil. Sevişiyorlar, oral veya anal seks yapıyorlar, bakireliği koruyorlar. Veya seks yapıyorlar sonrasında zar diktiriyorlar. Bu sefer erkeklerde de paranoya başlayacak kızlara karşı. Erkekler, “Bu kızın geçmişi ne? Kanaması oldu ama acaba zarını mı diktirdi?” diye düşünmeye bile başlayabilir.”

“ANAL YA DA ORAL SEKS YAPIP, ‘BAKİREYİM’ DİYORLAR”

Seksolog Akif Poroy:

“Bizim hekim olarak bu konuyla ilgili birşey söylemeye hakkımız yok.Kişilerin ve toplumun değer yargılarına saygılı olmamız lazım. Bizim ülkemizde de çok oluyor bu tür işlemler. Kişiler oral veya anal yoldan birleşme yaşıyor fakat bakire kalıyor. Zar meselesi kişilerin toplumsal değerlerine bağlı birşey. “Doğru” ya da “Yanlış” demek bizim haddimiz değil. Ama çok fazla yapılıyor bu ameliyatlar. Diktiren mi, diktirmeyen mi daha namuslu konusunu değerlendirmek ahlak felsefecilerine düşüyor. Kızlık zarı ameliyatını yapan doktorların da değerlerine bağlıdır. Bu tür ameliyatlar lokal anestezi ile muayenehanelerde yapılır. Bu nedenle de kontrol edilmesi zordur. Eğer bakirelik gibi değer yargıları çok önemliyse,kişinin evlilik öncesi gerçek anlamda bir beraberliğe geçmemesi, oral ya da anal seks yapmaması lazım. Bakirelik ortadan kalktıktan sonra evlenmeden önce kızlık zarı diktirmek, bakireliği muhafaza ederek anal seks yaparak belli bir süre yaşamak, sonrasında “Bakireyim” deyip başka bir eşle beraber olmak ahlaksızlığın bir derecesi gibi geliyor.”

“FANTEZİ İÇİN YAPILIYORSA ETİK DEĞİL”

Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Muhammet Alimoğlu:

“Bu tür ameliyatların tıbbi olarak bir zararı yok. Ancak fantezi haline geliyorsa psikolojik zararları başlar. Kalıcı olarak yapılmak isteniyorsa iki ay önceden ameliyatın gerçekleştirilmesi gerekir. Etik olup olmadığını söylemek ne amaçla yapıldığına bağlı. Tabii ki fantezi amaçlarla yapılıyorsa etik değil. Ama bizim ülkemizde, bir kızın hayatı söz konusuysa etiktir. Biliyorsunuz bazı bölgelerde bakire olmayan bir kızın başına neler geliyor. Bir biçimde bu ameliyat bu bölgelerde yapılıyorsa o kızın hayatı kurtuluyor. Bizim ülkemizde İngiltere’deki gibi değil.”

Parası yok yemeye arabayla gider gezmeye

Parası yok yemeye arabayla gider gezmeye

TÜİK’in yaşam koşulları araştırması, en alt gelir gruplarının bile otomobil sevdasını, diğer temel ihtiyaçlarının önüne koyabildiklerini gösterdi
31 Temmuz 2010 Cumartesi, 10:03:51

GAZETE HABERTÜRK – İSMET ÖZKUL

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Hanehalkı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, aylık geliri asgari ücretin üçte ikisinden az olan nüfusun bile yüzde 10.4’ü otomobil sahibi. TÜİK’in 2008 yılı araştırmasına göre
yoksullar için otomobil, bulaşık makinesinden çok daha fazla öncelik taşıyor.
TÜİK’in önceki gün yayınladığı 2008 yılı araştırması, 2007 yılı gelirlerine göre yapıldı. Bu araştırmanın yaşam koşulları bölümünde Türkiye geneli verilerinin yanı sıra, geliri Türkiye medyan gelirinin yüzde 60’ından daha az olanlara ilişkin veriler de yer alıyor. Asgari ücretin yıllık ortalama 411 lira olduğu bu yılda
medyan gelirin yüzde 60’ı 316 lira aylık gelire karşılık geliyor. TÜİK’in araştırmasına göre aylık ortalama geliri 316 liranın altında olan nüfus 16milyon 714 bin kişi. Bu nüfusun  yüzde 10.4’ü, yani 1milyon 730 bin kişi otomobili olan bir evde yaşıyor.

OTOMOBİL, BULAŞIK MAKİNESİNDEN ÖNDE
2007 yılı itibarıyla aylık geliri 316 liradan bile az olanlar için otomobil, bulaşıkmakinesinden kat kat daha öncelikli bir ihtiyaç. Bu kesimin yüzde 10.4’ünün evinde otomobil olmasına karşın, evinde bulaşık makinesi olanların oranı sadece yüzde 4.4. Yaşadığı evde bulaşık makinesi olan yoksulların nüfusu
740 bin. Buna göre otomobili olan yoksullar, bulaşık makinesi olanların 2.34 katı. Ortalama hanehalkı nüfusuna göre kişi başına 316 TL’nin altında
aylık geliri olan 749 bin hanede otomobil bulunurken, bulaşıkmakinesi olan
hane sayısı 321 binin altında. Üstelik bir önceki yıla göre artışta da
otomobil bulaşık makinesinin önünde gidiyor. Bir önceki yıla göre otomobili olan hane sayısı 125 bin artarken, bulaşıkmakinesi olan hane sayısındaki artış 109
binde kaldı. Yoksullar için otomobil bulaşık makinesinin çok önünde bir ihtiyaç
durumundayken, gelir düzeyi arttıkça bulaşık makinesi, otomobilin önüne geçiyor. Kişi başına geliri,medyan gelirin 1.2 katından fazla olanların, yüzde
47.3’ü otomobili olan bir evde yaşarken, bulaşık makinesi olanların oranı yüzde 60.3’e ulaşıyor. Türkiye ortalamasında ise nüfusun yüzde 30’unun evinde otomobil bulunurken, yüzde 32.7’sinde bulaşıkmakinesi bulunuyor.

4 MİLYON EV TUVALETSİZ
TÜİK’in araştırmasına göre  nüfusun yüzde 61’i kendilerine ait bir evde oturuyor. Konut sahipliği açısından alt ve üst gelir grupları arasında bir uçurum gözükmüyor. Örneğin alt gelir grubundaki konut sahipliği oranı yüzde 58.1 ile
Türkiye ortalamasının altında. Buna karşın evde bulunan imkânlar açısından gelir durumuna göre farklar artıyor. Örneğin Türkiye’de nüfusun 9.3 milyon ile yüzde 13.4’ünün evinde tuvalet bulunmuyor. Bu 4 milyon evde tuvalet bulunmaması anlamına geliyor. Medyan gelirin yüzde 60’ından az gelire sahip
olanlarda, tuvaleti olmayan evde yaşayanların oranı yüzde 35.2 ile Türkiye ortalamasının 2.6 katını aşıyor.

Asım Yıldırım – ALLAH İÇİN SEVMEK (Bir Yudum Hikaye)

Asım Yıldırım – ALLAH İÇİN SEVMEK (Bir Yudum Hikaye)

<embed type=”application/x-shockwave-flash” src=”http://www.dailymotion.com/swf/video/xbp6c0?additionalInfos=0” width=”480″ height=”349″ allowfullscreen=”true” allowscriptaccess=”always”></embed></object><br /><b>