Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Aylık Arşiv: Ağustos 2010

Kacak Silahların Peşine

Kaçak satılan silahlar ABD’li askerlerin!”

Sarsılmaz Silah’ın Yönetim Kurulu Başkanı, ruhsatsız silah sayısının ruhsatlının 10 misline çıkmasıyla ilgili ABD’li askerleri işaret etti
31 Ağustos 2010 Salı, 12:19:53
Kaçak satılan silahlar ABD’li askerlerin!”

Sarsılmaz Silah’ın Yönetim Kurulu Başkanı, ruhsatsız silah sayısının ruhsatlının 10 misline çıkmasıyla ilgili ABD’li askerleri işaret etti
31 Ağustos 2010 Salı, 12:19:53

Seçkin Ürey / HT EKonomi

Sarsılmaz’ın Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, Türkiye’de ruhsatsız silah sayısının  ruhsatlının 10 misline çıkmasıyla ilgili olarak ABD’li askerleri işaret etti.

Aliş, ABD’li askerlerin Irak’ta silahlarını 50-100 dolara sattığına dikkat çekerek, “O silahlar sonra Türkiye’de 400 dolara satılıyor” dedi.
Eskiden kaçak silahın Bulgaristan’dan geldiğini anlatan Aliş, şimdi kaçağın kaynağı olarak Doğu’yu göstererek ruhsatsız silaha ağır ceza istedi.

Sarsılmaz Silah Sanayii’nin temeli 1880 yılında büyük dede Abdüllatif Bey’in Elazığ’da  çakmaklı tüfek yapmaya başlamasıyla atıldı. Ailede hiçbir kuşak temsilcisi silah üretmekten vazgeçmeyince 70′lerin başında Düzce’de atölye ile başlayan seri silah üretimi, aynı dönemin sonunda fabrikaya dönüştü. Sarsılmaz bugün, Avrupa’nın üç ve  dünyanın da 10′uncu büyük hafif silah üreticisi konumunda. Toplam 64 ülkeye ihracat  yapan Sarsılmaz, silahlarını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK), Emniyet’e ve çok sayıda  ülkenin ordu ve polis teşkilatlarına satıyor. Sivil kullanımlı üretimi artık yüzde 10′da  seyrediyor. Yıllık 250 bin adet kapasiteli fabrikasında ise toplamda 32 tip tüfek, 23 tip  tabanca üretiyor. İtalya’da kuruluşu 1750 olan Bernardelli silah fabrikasının da sahibi  olan ve M-16  adıyla bilinen ABD’li Colt’un tüfeklerinin ithalatçısı Sarsılmaz’ın başında   bugün beşinci kuşağın mensubu Latif Aral Aliş bulunuyor. Geçtiğimiz ilkbahar boyunca  yaşanan ‘silah almayı kolaylaştıracak’ eleştirilerine hedef olan Silah Kanunu değişikliği  tartışmalarında aynı zamanda Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Başkanı olan Aliş, yerini aldı. Yerli savunma sanayiinin desteklenmesinin devlet politikası olmasıyla bu sektör  hareketlendi.

Geçtiğimiz ay da Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKEK)  görsellerini basına ilk yerli piyade tüfeği olarak dağıttığı Mehmetçik-1′i yayımladığı  basın bülteniyle kıyasıya eleştiren Aliş sorularımızı şöyle yanıtladı:

MKEK rekabeti mi engelliyor?
Mehmetçik 1 diye HK 416′yı (TSK’da kullanılan G-3 ve HK-33′ün MKEK lisansörü Alman Heckler&Koch’un modeli) getirdi. Üzerinden HK’yı sildi. Mehmetçik 1 yazdı. İstediği  zaman özel sektör, istedikleri zaman kamu gibi davranıyor. Çok kartlı. Kartlardan  birini joker olarak kullanıyor.

Sizinki ne durumda?
Bizimki proje olarak hazır. Prototip yok. Prototip için izin gerekiyor. Milli Savunma  Bakanlığı’ndan (MSB) izin bekliyoruz uzun zamandır. Alabilmiş değiliz. 1 yıldır  bekliyoruz. Bu, bu tip izinler için anormal bir süre. Adı Sar-5 olacak. Sarsılmaz’ın Sar’ı  ve 5′te teknolojsiyle ilgili bir özellik. Şu an açıklayamam.

MSB ile sorunlarınızı paylaşmıyor musunuz?
MKEK de üretsin istiyoruz. Kabiliyeti olan herkes üretsin. En iyisi seçilsin. MKEK’nin üstünde merciler var. Demek o üst merciler de olayın seyrini görmüyorlar,  göremiyorlar veya görmek istemiyorlar. Bakan ile de görüştük. Bugüne kadar hep  ‘Tamam oldu, bakacağız’ yanıtı aldık. MSB’deki Sayın Bakan’ın biraz yerli sanayiyi sevecen, ayağa kaldırır bakması lazım. Kamuyu kayırmaması lazım.

Amaç herhalde TSK’ya satmak. Savunma Sanayi Müşteşarlığı bu sürecin neresinde?
İlla TSK’ya satmak değil. Amaç dünyaya satmak. Öyle bir ürün yapmalıyız ki, dünya  koşullarına uygun olsun. SSM (Savunma Sanayi Müsteşarlığı) kapalı devre bir yapıya sahip. Bu sistemde arabayla, mekanikle, radarla ilgili çalışılan firmalar belli. O çemberi  genişletmeleri lazım. Çemberi genişletmedikleri için körler sağırlar birbirini  ağırlar durumundalar. Ama iyi prezantasyon yaparlar.

Prototip üretildi. Seri üretime geçildi diyelim. Sonrası?
Ağır silahlara geçmek istiyoruz. Piyadeden sonra makineli, ardından uçaksavara  geçmek istiyoruz.

AR-GE’YE 10 MİLYON DOLAR HARCADIK
Latif Aral Aliş silahın ar-ge’si için 10 milyon dolar harcadıklarını dile getirirken, herşeyi kendi geliştiren ve üreten bir marka oldukarını söyledi.

KADIN İÇİN UFAK TABANCA ESKİDE KALDI

Kadın ve silah konusu hep merak edilir. Sarsılmaz da bir dönem kadınlar için renkli  silah üretirdi.
Artık kadını erkeği kalmadı. Bazı kadınlar erkekten daha güçlü. Çift silahla gezen çok kadın tanıyorum. Kadınlar ufak tabanca taşır hikâyesi 15 sene geride kaldı. Biz mesela artık renkli silahı çok ama çok az üretiyoruz. Benim tek kıskandığım atıcı bir kadındı.
Dünya şampiyonumuz da bir kadın binbaşı zaten. 11 yaşındaki kızım da yetenekli. 12′sine bastığında yarışmalara sokmayı düşünüyorum.

Kıskanmak derken?
3 yıl önce havalı silah şampiyonası var. Genç bir bayan. Ya birinci ya ikinci oldu. Sordum. Üsteğmenmiş. Zayıf, çıtı pıtı biri. Hani güçlü bir yapı beklersiniz. Öyle değil. Sikorsky pilotuymuş. Faydası oluyormuş. ‘Burada öğrendiğim tekniği havada ateş  ederken uyguluyorum. Başarılı oluyorum’ dedi. İlk defa birisini kıskandım. Dünya şampiyonumuz Ayşe Binbaşı var. 800 metreden bardağı vuruyor. Yani 15 santimi vuruyor.

ALMAN, İTALYAN TÜRK’TEN DAHA MERAKLI

Bizde genel olarak ilgi hangi silahlara yönelik?
Şimdi moda askeri renkli, koyu yeşil silahlar. Güvenlik güçlerini taklit etmek istiyorlar.  Ama güvenlik güçleri siyah alır. Şimdi silahın paslanmaz çelikten olması moda. Ama  hâlâ ağırlıkla parlak beyaz seviyoruz. Araplar altını hatırlattığı için parlak sarı sever. Amerikalılar siyah sever. İdeali zaten siyah. Alırlarsa mat beyazalırlar.

Peki Avrupalılar? Onların adı hiç geçmez.
Avrupa’da orta boy, paket boyut denilen silahlar tercih ediliyor. Taşıdığın belli olmayacak. Avrupalı ‘Tişört bile giysem belli olmamalı’ diyor. Almanlar ve İtalyanlar  silaha çok meraklıdır. Bir de ‘Türkler meraklı diyorlar’ ama daha az aslında. Ruslar   paranın sınırı olmayınca istiyorlar. Rusya’ya en pahalı silahlar gidiyor. 70 bin dolarlık silahlar var. Pırlantalı filan silah gönderdik. Gelir dağılımında fark olduğu için Rus halkı  kendi üretimlerini alır.

BİZİM İÇİN DEĞİL AMA ABD’Lİ İÇİN 100 DOLAR İYİ PARA

Yaşanan olaylarda ateşli silah kullanımı artıyor, öyle bir izlenim var.
Kesinlikle değil. Ben federasyon başkanı olduğum için istatistikleri biliyorum. Yaralama ve cinayetlerin sadece yüzde 20- 25′i silahla oluyor. Ütü kordonuyla bile cinayet  işleniyor. Zaten en çok bıçakla oluyor. Ateşli silahla yaşanan olayların da yüzde 10′u ruhsatlı silahla oluyor. Ruhsatsız adam silah kullanmakta daha rahat davranır.  Ruhsatsız almak doğrudan suçlu psikolojisi getirir. Bu yüzden adam alkol alır havaya da ateş açar, kafası atar silaha da davranır. Sonra gider denize atar, sen sağ ben  selamet yoluna devam eder.

Kaçak silah niye bu kadar ucuz?
Ruhsatsız silah sayısı, ruhsatlının 10 misli. Amerikan askerleri Irak’ta sattılar. Bizim için para olmayabilir ama ABD’de 100 dolar iyi para. Savaşta silah kaybetmek normal. 50- 100 dolara silahı Iraklı’ya satıyor. Iraklı 200 dolara kaçakçıya satıyor. O da gelip  Türkiye’ye 400 dolara satıyor. Eskiden Bulgaristan’dan gelirdi, şimdi Doğu’dan geliyor. Etrafımız abuk sabuk ülkelerle dolu. Ruhsatsıza karşı ciddi cezalar olmalı.

NAPOLYON DÖNEMİ ER MİĞFERİ ÜRKÜTTÜ
Ailesinden kalan eski eşyaları ofisinde saklayan Aliş’in masasında bir de Napolyon döneminden kalan iki miğfer var. Aliş, “Bir kere başımın üzerine koymak istedim,  ürktüm” diyor

Seçkin Ürey / HT EKonomi

Sarsılmaz’ın Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, Türkiye’de ruhsatsız silah sayısının  ruhsatlının 10 misline çıkmasıyla ilgili olarak ABD’li askerleri işaret etti.

Aliş, ABD’li askerlerin Irak’ta silahlarını 50-100 dolara sattığına dikkat çekerek, “O silahlar sonra Türkiye’de 400 dolara satılıyor” dedi.
Eskiden kaçak silahın Bulgaristan’dan geldiğini anlatan Aliş, şimdi kaçağın kaynağı olarak Doğu’yu göstererek ruhsatsız silaha ağır ceza istedi.

Sarsılmaz Silah Sanayii’nin temeli 1880 yılında büyük dede Abdüllatif Bey’in Elazığ’da  çakmaklı tüfek yapmaya başlamasıyla atıldı. Ailede hiçbir kuşak temsilcisi silah üretmekten vazgeçmeyince 70′lerin başında Düzce’de atölye ile başlayan seri silah üretimi, aynı dönemin sonunda fabrikaya dönüştü. Sarsılmaz bugün, Avrupa’nın üç ve  dünyanın da 10′uncu büyük hafif silah üreticisi konumunda. Toplam 64 ülkeye ihracat  yapan Sarsılmaz, silahlarını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK), Emniyet’e ve çok sayıda  ülkenin ordu ve polis teşkilatlarına satıyor. Sivil kullanımlı üretimi artık yüzde 10′da  seyrediyor. Yıllık 250 bin adet kapasiteli fabrikasında ise toplamda 32 tip tüfek, 23 tip  tabanca üretiyor. İtalya’da kuruluşu 1750 olan Bernardelli silah fabrikasının da sahibi  olan ve M-16  adıyla bilinen ABD’li Colt’un tüfeklerinin ithalatçısı Sarsılmaz’ın başında   bugün beşinci kuşağın mensubu Latif Aral Aliş bulunuyor. Geçtiğimiz ilkbahar boyunca  yaşanan ‘silah almayı kolaylaştıracak’ eleştirilerine hedef olan Silah Kanunu değişikliği  tartışmalarında aynı zamanda Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Başkanı olan Aliş, yerini aldı. Yerli savunma sanayiinin desteklenmesinin devlet politikası olmasıyla bu sektör  hareketlendi.

Geçtiğimiz ay da Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKEK)  görsellerini basına ilk yerli piyade tüfeği olarak dağıttığı Mehmetçik-1′i yayımladığı  basın bülteniyle kıyasıya eleştiren Aliş sorularımızı şöyle yanıtladı:

MKEK rekabeti mi engelliyor?
Mehmetçik 1 diye HK 416′yı (TSK’da kullanılan G-3 ve HK-33′ün MKEK lisansörü Alman Heckler&Koch’un modeli) getirdi. Üzerinden HK’yı sildi. Mehmetçik 1 yazdı. İstediği  zaman özel sektör, istedikleri zaman kamu gibi davranıyor. Çok kartlı. Kartlardan  birini joker olarak kullanıyor.

Sizinki ne durumda?
Bizimki proje olarak hazır. Prototip yok. Prototip için izin gerekiyor. Milli Savunma  Bakanlığı’ndan (MSB) izin bekliyoruz uzun zamandır. Alabilmiş değiliz. 1 yıldır  bekliyoruz. Bu, bu tip izinler için anormal bir süre. Adı Sar-5 olacak. Sarsılmaz’ın Sar’ı  ve 5′te teknolojsiyle ilgili bir özellik. Şu an açıklayamam.

MSB ile sorunlarınızı paylaşmıyor musunuz?
MKEK de üretsin istiyoruz. Kabiliyeti olan herkes üretsin. En iyisi seçilsin. MKEK’nin üstünde merciler var. Demek o üst merciler de olayın seyrini görmüyorlar,  göremiyorlar veya görmek istemiyorlar. Bakan ile de görüştük. Bugüne kadar hep  ‘Tamam oldu, bakacağız’ yanıtı aldık. MSB’deki Sayın Bakan’ın biraz yerli sanayiyi sevecen, ayağa kaldırır bakması lazım. Kamuyu kayırmaması lazım.

Amaç herhalde TSK’ya satmak. Savunma Sanayi Müşteşarlığı bu sürecin neresinde?
İlla TSK’ya satmak değil. Amaç dünyaya satmak. Öyle bir ürün yapmalıyız ki, dünya  koşullarına uygun olsun. SSM (Savunma Sanayi Müsteşarlığı) kapalı devre bir yapıya sahip. Bu sistemde arabayla, mekanikle, radarla ilgili çalışılan firmalar belli. O çemberi  genişletmeleri lazım. Çemberi genişletmedikleri için körler sağırlar birbirini  ağırlar durumundalar. Ama iyi prezantasyon yaparlar.

Prototip üretildi. Seri üretime geçildi diyelim. Sonrası?
Ağır silahlara geçmek istiyoruz. Piyadeden sonra makineli, ardından uçaksavara  geçmek istiyoruz.

AR-GE’YE 10 MİLYON DOLAR HARCADIK
Latif Aral Aliş silahın ar-ge’si için 10 milyon dolar harcadıklarını dile getirirken, herşeyi kendi geliştiren ve üreten bir marka oldukarını söyledi.

KADIN İÇİN UFAK TABANCA ESKİDE KALDI

Kadın ve silah konusu hep merak edilir. Sarsılmaz da bir dönem kadınlar için renkli  silah üretirdi.
Artık kadını erkeği kalmadı. Bazı kadınlar erkekten daha güçlü. Çift silahla gezen çok kadın tanıyorum. Kadınlar ufak tabanca taşır hikâyesi 15 sene geride kaldı. Biz mesela artık renkli silahı çok ama çok az üretiyoruz. Benim tek kıskandığım atıcı bir kadındı.
Dünya şampiyonumuz da bir kadın binbaşı zaten. 11 yaşındaki kızım da yetenekli. 12′sine bastığında yarışmalara sokmayı düşünüyorum.

Kıskanmak derken?
3 yıl önce havalı silah şampiyonası var. Genç bir bayan. Ya birinci ya ikinci oldu. Sordum. Üsteğmenmiş. Zayıf, çıtı pıtı biri. Hani güçlü bir yapı beklersiniz. Öyle değil. Sikorsky pilotuymuş. Faydası oluyormuş. ‘Burada öğrendiğim tekniği havada ateş  ederken uyguluyorum. Başarılı oluyorum’ dedi. İlk defa birisini kıskandım. Dünya şampiyonumuz Ayşe Binbaşı var. 800 metreden bardağı vuruyor. Yani 15 santimi vuruyor.

ALMAN, İTALYAN TÜRK’TEN DAHA MERAKLI

Bizde genel olarak ilgi hangi silahlara yönelik?
Şimdi moda askeri renkli, koyu yeşil silahlar. Güvenlik güçlerini taklit etmek istiyorlar.  Ama güvenlik güçleri siyah alır. Şimdi silahın paslanmaz çelikten olması moda. Ama  hâlâ ağırlıkla parlak beyaz seviyoruz. Araplar altını hatırlattığı için parlak sarı sever. Amerikalılar siyah sever. İdeali zaten siyah. Alırlarsa mat beyazalırlar.

Peki Avrupalılar? Onların adı hiç geçmez.
Avrupa’da orta boy, paket boyut denilen silahlar tercih ediliyor. Taşıdığın belli olmayacak. Avrupalı ‘Tişört bile giysem belli olmamalı’ diyor. Almanlar ve İtalyanlar  silaha çok meraklıdır. Bir de ‘Türkler meraklı diyorlar’ ama daha az aslında. Ruslar   paranın sınırı olmayınca istiyorlar. Rusya’ya en pahalı silahlar gidiyor. 70 bin dolarlık silahlar var. Pırlantalı filan silah gönderdik. Gelir dağılımında fark olduğu için Rus halkı  kendi üretimlerini alır.

BİZİM İÇİN DEĞİL AMA ABD’Lİ İÇİN 100 DOLAR İYİ PARA

Yaşanan olaylarda ateşli silah kullanımı artıyor, öyle bir izlenim var.
Kesinlikle değil. Ben federasyon başkanı olduğum için istatistikleri biliyorum. Yaralama ve cinayetlerin sadece yüzde 20- 25′i silahla oluyor. Ütü kordonuyla bile cinayet  işleniyor. Zaten en çok bıçakla oluyor. Ateşli silahla yaşanan olayların da yüzde 10′u ruhsatlı silahla oluyor. Ruhsatsız adam silah kullanmakta daha rahat davranır.  Ruhsatsız almak doğrudan suçlu psikolojisi getirir. Bu yüzden adam alkol alır havaya da ateş açar, kafası atar silaha da davranır. Sonra gider denize atar, sen sağ ben  selamet yoluna devam eder.

Kaçak silah niye bu kadar ucuz?
Ruhsatsız silah sayısı, ruhsatlının 10 misli. Amerikan askerleri Irak’ta sattılar. Bizim için para olmayabilir ama ABD’de 100 dolar iyi para. Savaşta silah kaybetmek normal. 50- 100 dolara silahı Iraklı’ya satıyor. Iraklı 200 dolara kaçakçıya satıyor. O da gelip  Türkiye’ye 400 dolara satıyor. Eskiden Bulgaristan’dan gelirdi, şimdi Doğu’dan geliyor. Etrafımız abuk sabuk ülkelerle dolu. Ruhsatsıza karşı ciddi cezalar olmalı.

NAPOLYON DÖNEMİ ER MİĞFERİ ÜRKÜTTÜ
Ailesinden kalan eski eşyaları ofisinde saklayan Aliş’in masasında bir de Napolyon döneminden kalan iki miğfer var. Aliş, “Bir kere başımın üzerine koymak istedim,  ürktüm” diyor

İcra ihalelerinin en büyük müşterisi Araplar

İcra ihalelerinin en büyük müşterisi Araplar
Bankalar icra ihalelerine girip müşterisi Araplar’a çok ucuza gayrimenkul kapatıyor
31 Ağustos 2010 Salı, 09:55:56
BARIŞ ERKAYA
HABERTURK.COM
EKONOMİ SERVİSİ
Üniversitede okuduğu yıllarda gezi organizasyonları gerçekleştiren Özoral, biriktirdiği parayla döndüğü İstanbul’da bir arabaya ihtiyacı olacağına karar veriyor ve araba arayışına giriyor.
Elle tutulur bir arabanın fiyatının yarısı kadar birikimi olan Özoral’ın aklına hemen icradan satılan evleri geliyor ve arabayı icradan satın almaya karar veriyor. İcra takiplerini gazetelerden yapmaya çalışan Özoral günlerini gazete bayii arkadaşının yanında geçirmeye başlıyor. Fakat İstanbul’da bir icralık araç satış ilanını bu şekilde yakalamanın çok zor olduğunu anlayan Özoral, bu defa şansını internette denemeye karar veriyor. İnternette icralık malların topluca satış ilanlarının bulunduğu bir site arayışına giren Özoral 2008 yılında böyle bir sitenin bulunmadığını görünce çok şaşırıyor. Google’da anahtar sözcük olarak “icralık” kelimesini arayan Özoral’ın, bu aramalar sırasında karşısına çıkan “icralik.com domain adresi bulunamamıştır” cümlesi, işte icralık olarak satışta olan onbinlerce gayrimenkul, binlerce araç ve daha neler nelerin bir arada yer aldığı bu çok ilginç iş fikrinin başlangıç noktası oluyor.

Türkiye’de yaşanan krizlerin ve hayatın getirdiği dramatik koşulların 28 yaşında bir Türk gencini nasıl zorla işadamı yaptığına bir örnek Emrah Özoral. Hem de 2008’de giriştiği iş macerası 2010’a gelindiğinde bir çeşit kusursuz fırtınaya dönüşmüş durumda.
Babasının bozulan işleri, 2001 krizinden işlerin tepetaklak olması. 2002’de evine haciz kağıdı gelmesi. Üniversite eğitim nedeniyle bulunduğu Bursa’da, evlerinin icradan satıldığını haberini alması. Daha sonra üniversite yılları.

Esnafın gözü kulağı Başbakan’da

Esnafın gözü kulağı Başbakan’da
Yüz binlerce esnaf, çiftçi ve işverenin merakla beklediği prim affı için ilk adım atıldı
31 Ağustos 2010 Salı, 07:44:15

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TESK iftarında bu konudaki taleplere olumlu cevap vermesi üzerine Meclis’in açılmasıyla yasal sürecin başlatılması bekleniyor. Zaman’ın haberine göre, affın kabul edilmesi halinde 46 milyar TL’yi bulan Bağ-Kur ve SSK prim borçlarına yeniden yapılandırma imkânı tanınacak. 
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni prim affına yeşil ışık yakması, Bağ-Kur borcu bulunan esnaf ve çiftçiyi umutlandırdı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 3 milyon 278 bin esnaf ve çiftçiden 2 milyon 133 bininin prim borcu var. Borçsuz sayısı sadece 1 milyon 144 bin. Bağ-Kur’luların 620 bini hiç prim ödememişlerden oluşuyor. Buna göre her üç Bağ-Kur’ludan ikisi borçlu. Kurumun bu kişilerden alacağı 19,4 milyar lirayı buluyor. SSK’nın işverenden alacağı ise 26,4 milyar TL. Buna göre muhtemel prim affıyla 45,8 milyar liralık borca yeniden yapılandırma imkânı getiriliyor.

Bugüne kadar 17 kez prim affı çıkaran Türkiye, 18′inci affa hazırlanıyor. Kriz sebebiyle işleri bozulan esnafın uzun süredir dillendirdiği af talebine olumlu cevap, en üst düzeyden geldi. Başbakan Erdoğan, esnafın prim affı talebine ilişkin olarak TESK’in iftarında “Bu zamana kadar hiçbir meseleye olumsuz yaklaşımımız olmadı. Bir an önce esnaf ve sanatkârın sıkıntısını aşacak yeni bir ödeme planı ile bunları çözmüş olalım.” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamanın ardından esnaf örgütleri, Erdoğan’ın yeşil ışık yaktığı prim affı için SGK’nın kapısını aşındırmaya başladı. Meclis’in açılmasının ardından yeni prim affının yasalaşması bekleniyor. En son 2008′de çıkarılan ve son af olacağı ilan edilen prim affında 24 milyar TL’lik alacak yapılandırılmıştı. Ancak affın hemen arkasından gelen ekonomik kriz sonucu SGK’nın tahsilatı 9 milyar lirada kaldı. Prim affına başvuran 250 bin esnafın yapılandırması, kriz yüzünden bozulmuştu. Ancak prim afları, ‘nasıl olsa bir kez daha çıkar’ beklentisine yol açtığı için düzenli prim ödeme alışkanlığına darbe indiriyor.

SGK’nın prim tahsilatında yaşadığı sıkıntı, özellikle Bağ-Kur’da kronik bir problem haline gelmiş durumda. 3 milyon 278 bin Bağ-Kur’ludan 2 milyon 223 bini esnaf, 1 milyon 54 bini ise çiftçi. Prim borcunun düzenli ödenmemesi, hem esnaf hem çiftçi arasında yaygın. Borcunu hiç ödemeyenlerin büyük bölümü esnaftan oluşuyor. Bu kapsamdaki 620 bin borçludan 452 bini esnaf, 167 bini ise çiftçi. 2 milyon 133 bin borçludan 843 bininin borcu 2 bin TL’nin altında. Buna göre prim affı, çok sayıda kişinin borcunu tasfiye etmesine imkân tanıyacak. 10 bin TL üzerinde borcu bulunan esnaf sayısı ise 500 bin kişi civarında. SGK’nın tahsilat yapamadığı kronik grubu bu kişiler oluşturuyor. Borçları yüksek olduğu için ödenmesi de mümkün olmuyor. Ancak faiz işlediği için de borç her geçen gün artıyor. Prim afları, borcun faizinin de bir miktar silinmesini sağlıyor. Önceki afta, borç faizinin yüzde 85′i silinmişti.

SGK’nın prim alacaklarının büyük bölümü ise işverenlerden. Bu gruptaki 26 milyarlık alacağın 20 milyar lirası özel sektördeki firmalardan, 6 milyarı TL’si ise kamu kurumlarından oluşuyor. Prim borcu bulunan kamu kurumları arasında 5,8 milyar TL ile belediyeler başı çekiyor. Bunu 724 milyon lira ile KİT’ler takip ediyor.

AF, BORCU İÇİN EMEKLİ OLAMAYANA YARAYACAK
Prim afları en çok, yaşı gelmesine rağmen borçları olduğu için emekli olamayanlara yarıyor. Bu durumdaki Bağ-Kur’lu esnaf ve çiftçi, banka kredisi kullanarak emekli olabiliyor. Böylece maaşlarının bir kısım banka kredisine giderken hem bir miktar emekli maaşına hem de sağlık güvencesine kavuşuyorlar. Son prim affında bu durumdaki 75 bin 467 kişi, aftan yararlanıp banka kredisi kullanarak emekli olmuştu. Bu kişilere en düşük 533 TL maaş bağlandı.

Öte yandan bugüne kadar çıkarılan prim afları, istenen sonucu vermedi. Her afta, tahsilat, hedefin çok gerisinde kaldı. Son prim affı hariç tutulduğunda bugüne kadar çıkarılan aflarda tahsilat ancak yüzde 10′a ulaşabildi. 2008 yılındaki prim affında, dönemin SGK yönetiminin büyük çabası sayesinde krize rağmen 14,5 milyar liralık alacağın 9 milyar TL’si tahsil edilmişti. 2003′teki afta ise 18 milyar liralık borcun ancak 2 milyar lirası tahsil edilebilmişti.

250 bin sözleşmeli personele müjde

250 bin sözleşmeli personele müjde!
Çoğu sağlık çalışanı 250 bin sözleşmeli personel ilk defa 130 liralık aile yardımı ile 1.000 ila 2.500 liralık görev yolluğu alacak
31 Ağustos 2010 Salı, 07:39:48

Sözleşmeli personelin maaşı net 250 ila 300 lira artıyor. Son toplu görüşmelerden en kârlı çıkan sözleşmeli personel oldu. Zaman’ın haberine göre, sözleşmeliye nöbet, hacda görev alma ve idarî göreve atanma hakkı da verildi. 
 
Hükümetle sendikalar arasında 15 gündür süren toplu görüşmelerin anlaşma ile sonuçlanması memuru sevindirdi. Memur-Sen’in ısrarlı talebi sonucu hükümet, zam teklifini iki kere yukarı çekti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girmesiyle memura beklentilerin üzerinde zam verildi. Aile yardımı ve ek ödeme ile birlikte en düşük maaşlı memura 167 lira zam yapıldı. Toplu görüşmelerden en kârlı çıkan ise sayıları 250 bini bulan sözleşmeli personel oldu.

Pazarlık masasında, bugüne kadar aile yardımı alamayan sözleşmeli personelin aile yardımı alması karara bağlandı. Aile yardımı 89 lira olarak uygulanıyor ancak bu parayı sözleşmeliler alamıyordu. Aile yardımı 20 artı 20 olmak üzere 40 lira zam yapılarak 130 liraya yükseltildi. Aile yardımından ilk defa sözleşmeli personelin de yararlanması kararlaştırıldı. Sözleşmeli personele aile yardımının verilecek olmasıyla birlikte bu gruptakilerin maaşı, zam ve ek ödeme hariç tek kalemde 130 lira arttı. Sözleşmeliler bunun 110 lirasını Ocak 2011′de alacak. Temmuzda da aile yardımı 130 liraya çıkacak. Yüzde 4 artı 4 zam ve 80 liralık ek ödeme dahil edildiğinde ise sözleşmeli personelin maaşındaki artış 250 ila 300 TL arasında olacak. Sözleşmeli personelin aile yardımı alması 2010 Toplu Görüşme Mutabakat Metni’nde yer aldı.

Sözleşmeli personele ilk defa görev harcırahı verilmesi de karara bağlandı. Büyük bölümü Sağlık Bakanlığı’nda istihdam edilen sözleşmelilere gideceği mesafeye göre ortalama 1.000 ile 2.500 TL arasında görev yolluğu verilecek. Ayrıca sözleşmeli personele idari görevlere atanabilme, kamuya personel alımı yapılmadan önce kurum içi boş pozisyonlara başvurma hakları da getirildi. Her yıl hizmet sözleşmelerine ödemek zorunda oldukları yaklaşık 120 TL Damga Vergisi de kaldırıldı. Hac organizasyonunda ihtiyaç duyulan sağlık personeli görevlendirmelerine sözleşmeli personel de başvurabilecek. Sözleşmeli personel, nöbet ücreti de alabilecek. Sözleşmeli personelin eş durumu dolayısıyla atanması ilgili kurumların da görüşü alınarak değerlendirilecek. Sözleşmeli personel pozisyonlarının iptal edilmesi durumunda bu personelin diğer sözleşmeli personel pozisyonlarına yerleştirilmesinde objektif bir sistem kurulması için çalışma yapılacak.

Sözleşmelileri temsilen masada pazarlık yapan Sağlık-Sen Başkanı Mahmut Kaçar, “Sözleşmeli personel için önemli kazanımlar elde edildi. Önümüzdeki yıl toplu sözleşme hakkıyla Kamu İşveren Kurulu’nun karşısına oturduğumuzda ise masada elde ettiğimiz kazanımlar anayasal güvence altına alınmış olacaktır.” dedi. Sözleşmelinin, emsal memurla aynı ücreti alması için de çalışma yapılacak.

Haber Yorumları (60)