Basın yayın Özgürlüğü
Posted by: admin on Mar 18,2011 No Comments
Yakın basın özgürlüğü ve demokrasi tarihimiz
UZAK tarihimizi iyi biliriz de, yakın tarihimizi çabuk unuturuz.
Çünkü uzak tarihle ilgili konuşmak, ahkâm kesmek kolaydır.
Tutarlılık aranmaz.
Kafanıza göre çarpıtabilir, meşrebinize göre ele alabilir, keyfinize göre sonuçlar çıkarabilirsiniz.
Yakın tarih ise daha somuttur. Daha belgelidir. Dahası yaşayanları hayattadır.
Yalanı çok fazla kaldırmaz. Çarpıtmayı da.
İşte o yüzden bugün yakın tarihimizden bazı rakamlar vermek istiyorum.
Çok değil, 50-60 senelik bir yakınlık. Demokrat Parti döneminden. Bakalım neler göreceksiniz.
İşte size tarih:
Aralık 1953: CHP’nin Ulus Gazetesi’ne el konuldu.
8 Mart 1954: Basını sıkı kontrol altına alan ve cezaları yükselten Basın Kanunu kabul edildi. Hakaret suçuyla yargılananlara iddialarını mahkemede ispat hakkı tanınması isteği reddedildi.
7 Ağustos 1954: Millet Gazetesi sahibi Fuat Arna bir yazısında Adnan Menderes’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
18 Ağustos 1954: Millet Gazetesi yazarı Nurettin Ardıçoğlu ve Yazı İşleri Müdürü Hüsnü Söylemezoğlu 7′şer ay hapis cezasına çarptırıldılar.
28 Ağustos 1954: Emekli General Sadık Aldoğan, adliyenin manevi şahsiyetine hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
23 Eylül 1954: Yeni Ulus’taki yazıları nedeniyle Hüseyin Cahit Yalçın, Cemal Sağlam ve İbrahim Cüceoğlu hapis, Nihat Erim ise para cezasına çarptırıldılar.
1 Aralık 1954: Hüseyin Cahit Yalçın,
hükümetin manevi kişiliğini tahkir ettiği gerekçesiyle 26 ay hapse mahkûm oldu ve 79 yaşında hapse girdi.
20 Mayıs 1955: Akis Dergisi yazarı Cüneyt Arcayürek tutuklandı.
23 Haziran 1955: Cüneyt Arcayürek, “Hükümetin nüfuzunu kıracak neşriyat yapma ve suçunu ısrarla sürdürme ihtimali bulunmasından dolayı” 6 ay hapse mahkûm oldu.
16 Eylül 1955: İzmir’de Sabah Postası Gazetesi kapatıldı, başyazarı ve Yazı İşleri Müdürü Orhan Rahmi Gökçe tutuklandı.
19 Eylül 1955: Muhalif yayınlarından dolayı Ankara Ulus Gazetesi süresiz, Hergün, Hürriyet ve Tercüman gazeteleri ise 15 gün süreyle kapatıldı.
Hükümetin kâğıt tahsisleri nedeniyle gazeteler 6 sayfaya indirildi.
2 Mart 1956: Şinasi Nahit Berker, Cumhurbaşkanı’na hakaretten 1 yıla mahkûm oldu.
29 Nisan 1956: Gazeteciler Oktay Ekşi, Hikmet Tanılkan, Altan Öymen, Aydın Köker ve Seyfettin Turhan, Ankara’da götürüldükleri karakolda hakarete uğradılar.
7 Haziran 1956: DP’nin hazırladığı yeni Basın Kanunu kabul edildi. Hürriyet Partisi adına konuşan Turan Güneş, “Bu kanunla değil basın özgürlüğü, basın bile kalmayacak” dedi.
9 Haziran 1956: Halk Gazetesi toplatıldı.
15 Haziran 1956: Akis Dergisi toplatıldı.
22 Temmuz 1956: Akis Dergisi yine toplatıldı.
4 Ağustos 1956: Ulus Gazetesi toplatıldı.
14 Eylül 1956: Akis Dergisi toplatıldı.
28 Eylül 1956: Maliye, İstanbul’da
Hazine’ye ait 10 bin arsa ve 500 binayı satışa çıkardı.
11 Şubat 1957: İnönü’nün damadı ve Akis Dergisi başyazarı Metin Toker tutuklanarak cezaevine koyuldu.
14 Şubat 1957: Başbakan Menderes, Kocatepe Camii’nin yapımı için 100 bin TL bağışladı.
11 Nisan 1957: Halk Gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.
17 Nisan 1957: Atatürk Orman Çiftliği’nden arazi satılmasına olanak tanıyan yasa kabul edildi.
11 Mayıs 1957: Zaman Gazetesi’nden Nusret Safa Coşkun ve Rıfat Ekinci, birer yıl hapse mahkûm oldular.
27 Mayıs 1957: Demokrat İzmir Gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı.
6 Temmuz 1957: Türkiye Gazeteciler Sendikası, hükümet kararıyla bir süre için kapatıldı.
29 Ekim 1957: Seçim günü Mersin’de bir CHP’linin öldürülmesine ve Gaziantep’te çıkan olaylara yayın yasağı getirildi.
Ulus Gazetesi, Bülent Ecevit’in bir yazısı nedeniyle bir kez daha kapatıldı. Ülkü Arman 1 yıl, Halim Büyükbulut 14 ay hapse mahkûm oldu.
6 Mayıs 1958: Ulus Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nihat Subaşı, 8 aylık hapis cezası için cezaevine konuldu.
7 Mayıs 1958: Ulus yazarı Şinasi Nahit Berker, 8 aylık cezasını çekmek üzere cezaevine konuldu.
8 Mayıs 1958: Yeni Gün Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Orhan Tokatlı, 34 günlük cezası için cezaevine konuldu.
8 Mayıs 1958: Milliyet Gazetesi 15 gün süreyle kapatıldı.
9 Mayıs 1958: Yeni Gün ve Akis 1′er gün süreyle kapatıldı. Sorumlu müdürler Altan Öymen 10 ay, Tarık Hololu 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.
14 Mayıs 1958: Akis’in sorumlu müdürü Ziya Ademhan 1 yıl hapse mahkûm edildi.
28 Mayıs 1958: Hür Bilek Gazetesi kapatıldı, sahibi Abdülkadir Gürol ve yazarı İsmail Aras 1′er yıl hapse mahkûm edildi.
28 Mayıs 1958: Akis Dergisi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Ziya Ademhan 3 yıl, başyazarı Metin Doker 1 yıl hapse mahkûm edildiler.
2 Haziran 1958: İsmet İnönü’nün İstanbul’da yaptığı basın toplantısına yayın yasağı getirildi.
5 Haziran 1958: Özdilek Gazetesi sahibi Gültekin Arda, 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.
6 Haziran 1958: Ulus Gazetesi’nden Ülkü Arman ve Oktay Verel 1′er yıl, zaten cezaevinde bulunan Şinasi Nahit Berker ve Nihat Subaşı da 4′er ay hapis cezasına çarptırıldılar.
25 Haziran 1958: Ulus Gazetesi’nden Ülkü Arman, 1 yıl hapis cezası daha aldı.
3 Kasım 1958: Ulus Gazetesi 1 ay süre ile bir kez daha kapatıldı.
30 Kasım 1958: Metin Toker ikinci kez 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Demokrat Parti’nin ilk 8 yıllık döneminde 811 gazeteci hapse girdi.
Son iki yılı da yarın yazalım. Bugüne sığmadılar.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Her neslin kendi payına düşen acıları ve keyifleri yaşadığını ama hiçbir şeyin sonsuz olmadığını anladığımız zaman.
Yakın basın özgürlüğü ve demokrasi tarihimiz (2)
DÜN Demokrat Parti’nin tek başına iktidar olduğu ilk 8 yıl içinde basına yönelik olarak yapılan baskıları yazdım.
Dönemin Demokrat Partili Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, TBMM’de verilen bir soru önergesi üzerine 8 yıllık iktidarları döneminde 811 gazeteciye hapis cezası verildiğini açıklamıştı.
Bugün de geri kalan 2 yılda “basın özgürlüğü ve çok partili demokrasi” adına kaydedilen gelişmelere göz atalım:
21 Ocak 1959: Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ulus’taki bir yazısı nedeniyle kendisi ve Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman birer yıl hapse mahkûm oldular. Gazete 1 ay süreyle kapatıldı.
22 Ocak 1959: Demokrat İzmir Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Balçık’a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci’ye 1 yıl hapis cezası verildi.
26 Ocak 1959: Ankara Telgraf Gazetesi sahibi Fethi Giray 17 günlük cezası için hapse girdi.
11 Mart 1959: Vatan Gazetesi’nden alıntıladığı bir yazıdan dolayı Ulus Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman 1 yıl 4 ay hapse ve 4000 lira ağır para cezasına çarptırıldı. Gazete bir ay süreyle kapatıldı.
12 Mart 1959: Haber Gazetesi sahibi Vedat Refiioğlu’na usulsüz tekzip yayınlamaktan 12 gün hapis cezası verildi.
13 Mart 1959: Amerikalı gazeteci Pulliam’ın Türkiye hakkındaki bir yazısını Ulus Gazetesi’nde yayınladığı gerekçesiyle yazı işleri müdürüne 16 ay hapis cezası verildi. Gazete bir ay daha kapatıldı.
20 Mart 1959: Akis Dergisi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Ademhan, 12 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dergi 1 ay süreyle kapatıldı.
23 Mart 1959: Öncü Gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
26 Mart 1959: İbret Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Deral, 10 ay hapse mahkûm oldu.
25 Nisan 1959: CHP’li Kemal Satır’ın konuşmasını yayınlayan Ulus Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Beyhan Cenkçi 10 ay hapse mahkûm oldu. Ulus Gazetesi 1 ay kapatıldı.
29 Nisan 1959: Demokrat İzmir Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Balçık 14 gün, Havadis Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hamdi Tezkan 12 gün hapis cezası aldılar.
1 Mayıs 1959: Demokrat Parti taraftarları, Demokrat İzmir Gazetesi’ni bastılar, matbaa makinelerini parçaladılar.
2 Mayıs 1959: CHP Genel Başkanı İnönü’yü karşılamaya gelenleri jandarma zorla dağıttı. 10 kişi yaralandı. Olaya yayın yasağı getirildi.
11 Mayıs 1959: Yeni Ant Gazetesi’nden Derviş Sami Taşman ve Fethi Taşman 1′er yıl 1′er ay hapis cezasına çarptırıldılar
20 Mayıs 1959: Vatan Gazetesi yazarı Sadun Tanju saldırıya uğradı.
27 Mayıs 1959: Zafer, Yenigün ve Ulus gazeteleri 1′er ay süreyle kapatıldı. Ulus Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman 10 ay hapse mahkûm oldu.
3 Haziran 1959: Demokrat İzmir Gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı. Adnan Düvenci ve Şeref Bakşık 16′şar ay hapis cezasına çarptırıldılar.
24 Haziran 1959: Doğan Avcıoğlu’nun İran Şahı hakkındaki bir yazısı nedeniyle Akis Dergisi ve Avcıoğlu hakkına dava açıldı.
8 Temmuz 1959: Ulus Gazetesi’nden Oktay Verel ve Beyhan Cenkçi birer buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldılar.
16 Aralık 1959: Vatan Gazetesi 1 ay kapatıldı.
5 Ocak 1960: Şahap Balcıoğlu, Amerikalı bir gazetecinin yazısını Türkiye’de iktibas ettiği için mahkûm olduğu 16 aylık cezasını çekmek üzere cezaevine girdi.
25 Şubat 1960: CHP’li gazeteci Cemil Sait Barlas (Mehmet Barlas’ın babası) 10 ay hapse mahkûm oldu.
7 Mart 1960: Ahmet Emin Yalman, 15 ay 16 günlük mahkûmiyetini çekmek için cezaevine girdi.
12 Nisan 1960: Demokrat Parti Grubu, yayımladığı bir bildiriyle CHP’yi “Silahlı ve tertipli ayaklanmalar hazırlamakla ve bir kısım basını da yalan ve çarpıtılmış haberlerle bu ayaklanmayı desteklemekle” suçladı. Üç aylık bir “Tahkikat Komisyonu” kuruldu. Komisyon, gazeteleri toplatma ve matbaaları kapatma yetkisiyle donatıldı.
27 Nisan 1960: Komisyonun ilk icraatı ülkedeki tüm siyasal etkinliklerin ve Meclis görüşmelerinin yayımlanmasını yasaklamak oldu.
28 Nisan 1960: TBMM görüşmelerini haber yapan tüm gazeteler toplatıldı. İstanbul Üniversitesi 1 ay süreyle kapatıldı.
30 Nisan 1960: Ali Ulvi’nin bir karikatürü nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı.
4 Mayıs 1960: Yeni Sabah 10 gün süreyle kapatıldı. Demokrat İzmir Gazetesi’nden 16 kişi çeşitli cezalara mahkûm oldu.
6 Mayıs 1960: 555K gösterilerini haber yapan Zafer Gazetesi kapatıldı.
9 Mayıs 1960: Hür Adam Gazetesi kapatıldı.
18 Mayıs 1960: Akşam Gazetesi kapatıldı.
22 Mayıs 1960: Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, haberleşmeye sansür ve sınırlama getirildiğini açıkladı. 5 kişinin bir araya gelerek dolaşması yasaklandı.
İki gündür bunları niye yazdım biliyor musunuz!
Basına baskı veya sansür sadece bugün olmuyor.
Bunların ağababasını yaşadı Türk basını. Her güçlü iktidar, basını susturmaktan hoşlandı.
Ama ne olursa olsun Türkiye hep ileri gitti.
O günü yaşayanlar bugün olan biteni kulaklarına damlatmazlar.
JAPONYA’DA TÜP PATLAMASI
BAŞBAKAN Erdoğan’ın Aygaz olarak nitelendirdiği tüpgazla nükleer enerjiyi karşılaştırmasını oldukça garipsedim.
Nükleer enerjinin olası tehlikelerine karşı “Aygaz’da da tehlike var. Kullanmıyor muyuz” demek çok da yerinde bir argüman olmadı.
“Yeni nesil santrallar çok daha güvenli” denilseydi, belki bir yaklaşım olabilirdi ama tüpgazla karşılaştırmak pek de makul değil.
Tüpgaz kaçak yaptığı zaman havalandırıyorsunuz. Konu bitiyor.
Peki radyasyon kaçağında ne yapacağız!
Havalandırma yoluyla çevreye mi yayacağız mesela!
Tüpgaz patladığı zaman bilemedin bir ev veya bir işyeri tahrip oluyor. Olay yerinde bulunanlar tehlike altına giriyor.
Ya nükleer santral patladığı zaman. Mesela, Japonya’da tüpgaz patlasaydı dünya yine bu kadar paniğe kapılacak mıydı!
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Konsoloslarımıza ebleh demediğimiz zaman.
