Cemaate Karşı Savaş mı var
Posted by: admin on Mar 16,2011 No Comments
Cemaate karşı yasak mı var?
BİRKAÇ gün önce Etyen Mahçupyan, Zaman Gazetesi’nde “Çorbadaki Kıl” isimli bir yazı yazdı. Bir bölümünü aktarıyorum: “Ahmet Şık’ın kitabının adı ‘İmamın Ordusu’ imiş. Gülen hareketi ile ilgili kitap yazmaya kalkan, bu hareketin Emniyet içindeki yapısını gerçekten analiz etmek isteyen birinin bu başlığı tercih etmesi pek inandırıcı değil. Şık, gözaltına alındığında da ‘Dokunan yanıyor’ demişti. Oysa Gülen hareketinin aleyhine ağır iddialarda bulunan onlarca kitap yayımlandı ve hiçbirinin yazarı ‘yanmadı’. Demek ki mesele dokunmak değil, dokunurken ne yaptığınız, neyin parçası olduğunuz. Şık’ın gösterdiği bu refleks, maalesef kendi yaptığına nesnel bakmadığını, gazeteciliğin gereğinden uzaklaşmış olabileceğini akla getiriyor.”
Gazeteci, yazar Ertuğrul Kürkçü de o yazıya takılmış. Ben hatırlatınca tepki verdi: “Tutalım ki öyle, bundan ötürü insan hapse mi atılır? Etyen Mahçupyan ve arkadaşları için bir dönem önce şu iddiaları ileri sürüyorlardı: Soros’tan para alandan para alıyor, Soros’un istediği araştırmaları yapıyor. Biz o zaman diyorduk ki; kimden kaynak bulursa bulsun araştırmaların doğruluğu ya da yanlışlığı bizi ilgilendirir. Biz bunların üzerinden tartışırız, biz bunun gerisinde bir şey aramayız.”
Ben ise başka noktadayım… Mahçupyan’ın alıntısını yaptığı yazının tamamını okuyunca bende şöyle bir his uyandı: “Acaba benim bilmediğim bir şey mi biliyor, farklı bilgilere mi sahip de açıklayamıyor?”
Kürkçü bu hisse de karşı çıktı: “Eğer bu gazeteciler bizim bilmediğimiz bilgilere sahipse bu bilgileri açıklamak durumundalar. Bilmediklerimizi bildirmekle mükellef olan gazetecidir. Şu söz boşuna mı ortaya atılmıştır, suçsuz olduğu kanıtlanana kadar herkes masumdur.”
Ergenekon davası sürecinde onca yanlış var, onca aksaklık var ama Kürkçü’nün dikkatimizi çekmek istediği siyasi manevralara gerçekten de “Skandal” dememek mümkün değil!
1- Başbakan Erdoğan’ın Meclis kürsüsünden “Ben bu davanın savcısıyım” diye açıklama yapması. Bir Başbakan’ın, kendisini sürmekte olan bir davanın savcısı yerine koyması düşünülemez.
2- Dönemin CHP Lideri Deniz Baykal’ın, davanın avukatlığına soyunması…
3- CHP’nin bugünkü lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Nerede bu örgüt, gidip üye olacağım” şeklindeki talihsiz açıklaması…
(Bu arada eğer İklim Bayraktar’ın Odatv yöneticisi Doğan Yurdakul ile telefon kayıtlarına bakılırsa, Yurdakul, Soner Yalçın’ın tutuklanmasından sonra Kılıçdaroğlu’nun bir destek açıklaması yapmasını istiyor ve yine iddiaya göre Kılıçdaroğlu bu isteği öğrenip ertesi sabah bu açıklamayı yapıyor. CHP Lideri, bence bu vahim iddiaya mutlaka net bir cevap vermeli.)
Uzun lafın kısası, Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi, “Kim dost kim düşman, ayırmak mümkün değil!” Öylesine bir dönem yaşıyoruz işte… Bu karşılıklı itiş kakış medyaya da yansımış durumda…
Ertuğrul Kürkçü’nun, Etyen Mahçupyan üzerinden özellikle Gülen Cemaati’ni savunan isimlere karşı önemli bir eleştirisi var: “Bugün Tayyip Erdoğan hükümeti ve onun partisi yaptıklarının hesabını hepimize verebilir durumda. Biz cemaatin nasıl yönetildiği konusunda hiçbir fikre sahip değiliz. Etyen Mahçupyan bunu araştırmamızı bize yasaklamaya çalışıyor. Bu yasağı da Türkiye’de kıracak cesur gazeteciler var. Ahmet bunlardan biridir. Onun serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazetecilere özgürlük istiyoruz. Özgür bir toplum istiyoruz.”
Balçiçek Pamir E Teşekkürler.
