Eğrisiyle doğrusuyla ABD’nin basın özgürlüğü çıkışı

Posted by: admin on Mar 25,2011 No Comments

Eğrisiyle doğrusuyla ABD’nin basın özgürlüğü çıkışı
Türkiye’de basının bir kısım özgürlük kısıtlamaları dahil ciddi sorunları olduğu inkâr edilemez.

Maalesef ülkemizde evrensel basın meslek ilkelerinin uygulanışı da, yetkili makamların eleştiriye tahammülü de olgun bir demokrasiye yakışır seviyede değil. Hem gazetecilerin, hem medya patronlarının hem de resmi yetkililerin kendilerini ciddi bir özeleştiriden geçirmesi ve reform yapılması elzem. ABD, demokratik bir dostumuz ve ortağımız olarak, Türkiye’de medyaya ilişkin mezkur çok yönlü arızaları en azından yılda bir kere Dışişleri’nin Kongre için hazırladığı insan hakları raporunda yapıcı ve objektif bir üslupla gündeme getiriyor. Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin ve Dışişleri Sözcüsü Philip Crowley’nin basın özgürlüğünü destekler mahiyetteki son beyanatları, Amerikan çizgisinin açıktan ikrarı niteliğinde.

Bana göre, bu açıklamaların tek arızası, bir kriminal dava olan Ergenekon çerçevesinde gözaltına alınan ya da tutuklanan gazetecilerin ‘basın özgürlüğü’ bağlamında savunulması. Washington, bu çıkışıyla özgürlükçü duruşunu biraz şaibe altında bıraktı. Üstelik devam eden soruşturma ve davalar konusunda yorum yapmama ve tarafını belli etmeme ilkesini de çiğnedi. Basın özgürlüğü dahil tüm demokrasiyi ortadan kaldırmaya azmettiği ileri sürülen militarist bir suç örgütüyle iltisak şüpheleriyle gözaltına alınan gazetecileri, muhtemel delillere vâkıf olmadan ihtiyat payı bırakmaksızın savunmanın akıllıca bir şey olup olmadığını zaman gösterecek.

SENATO VETOSU BÜYÜKELÇİNİN BEYANLARINDA ETKİLİ

ABD’nin ‘basın özgürlüğü’ vurgusunu artırması, içsel ve dışsal birçok faktöre bağlı. Hükümet karşıtı medya, özellikle Doğan Grubu’na açılan vergi davasından bu yana Washington’da ve ABD’nin Türkiye’deki misyonları nezdinde yoğun bir lobicilik faaliyeti yapıyordu. Amerikalıların itibar ettiği bir kısım meslektaşlarımız, hükümetin eleştiriye tahammül eşiğinin düşüklüğünü ortaya koyan bazı beyan ve davranışlarını -bire bin katarak- muhataplarına anlatıyordu. İllegal derin yapıların tasfiye sürecinde Türkiye’de bazı kilit bağlantıları zarar gören askerî-endüstriyel kompleksin, İsrail lobisinin, neoconların ve İslamofobik çevrelerin de desteğiyle, bu tezlere Washington’da geniş bir destek tabanı zaten oluşturulmuştu.

Ortadoğu’daki özgürlükçü halk hareketleri dalgası, Amerikan yönetimini ‘insan haklarına yeterli desteği zamanında vermedik, dolayısıyla şimdi gelişmelerin gerisinde kaldık’ muhasebesine sevk etti. Washington, bölgedeki iktidar karşıtı süreçte ‘tarihin doğru tarafında yer alalım’ psikolojisiyle müttefik rejimleri ve hükümetleri hatalı addettiği bazı noktalarda daha yüksek sesle eleştirme eğilimine girdi. Bu psikolojinin tesirindeki Amerikalılar, Oda TV’ye yönelik Ergenekon operasyonuna Türkiye’de muhalefetin gösterdiği tepkinin şiddetini de görünce, kayıtsız kalmamaya karar verdi. Mısır’dayken insan haklarını yeterince savunmamakla suçlandığı için günah çıkarmaya ve Senato’dan onay vizesi almaya çalışan bir diplomatın Ankara’da büyükelçilik görevini yürütüyor olması da, basın özgürlüğü vurgusunda etkili oldu.

Washington, Türkiye’de basın özgürlüğü prensibini destekleme cihetiyle tarihin doğru tarafında yer alıyor. Ama bu desteği bilerek ya da bilmeksizin iddia edilen Ergenekon’a uluslararası meşruiyet sağlama imajı oluşturma pahasına vermesi ve bu imajı silme adına hiçbir ciddi gayret sarf etmemesi, ABD’yi insan hakları açısından tarihin ters köşesine yatırdı. Çünkü Ergenekon davası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli insan hakları davasıdır. Hukuki süreçte ilgili makamların tüm iyi niyetli çabalarına rağmen benim de tasvip edemeyeceğim bir kısım sistem arızalarının yaşanmış olması, bu gerçeği değiştirmiyor. (Ergenekon davasının talihsizliği, özlenen çapta bir anayasa, ceza hukuku ve yargı reformu yapılamadan, suçüstü halinin sübut bulmasıyla mecburen başlatılmış olmasıdır.)

Bu vesileyle şu hususları üzerine basa basa ifade etmek isterim. Ergenekon davasına adı karışan hiçbir zanlının mağdur olmasını, haksız muameleye maruz kalmasını tasvip edemem. Eğer sırf yazıp çizdiklerinden hoşlanılmadığından dolayı zanlı meslektaşlarımın üzerine gidiliyorsa, şiddetle kınıyorum. Adil ve acil yargılamayı destekliyorum. Hukuk sürecini suçlular için ceza, masumlar içinse aklanma vesilesi olarak görüyorum. İsrail’e yaptığımız bir basın gözlem turunda tanışma ve dostça paylaşımlar yapma imkânı bulduğum meslektaşım Nedim Şener başta olmak üzere, tüm zanlı meslektaşlarım için adaletin hakça tecellisini diliyorum. Diğer yandan, Türkiye’de derin yapıların cesaret ve azimle üstüne giden emniyet, yargı, ordu ve diğer resmi kurumların mensuplarına da saygıda kusur edemem. Temennim, demokratik tasaffi sürecinin suhuletle tamamlanıp ülkemizde insan hakları, hukuk ve basın standartlarının en ileri düzeylere çıkarılmasıdır.

a.aslan@zaman.com.tr

07 Mart 2011, Pazartesi

Leave a Reply

Canlı Sohbet, Canlı hat, Sohbet Odaları, Chat, Mirc, Canlı Sohbet Odaları, Sohbet Odası, Sohbet Sitesi, Çet, Muhabbet, SohbetParki.NET
Sitemiz CanlıSohbet Canlı Chat ve Sohbet Odaları aramalarında " Google " tarafından desteklenmektedir... iLetisim: YaLiN@Minic.Gen.TR
Sohbet Chat kizlarla sohbet Video Parki Haber Parki mirc Kadın Parkı Cocuk Parkı chat odası chat parkı MyNet