EYÜP SULTAN’IN HİKÂYESİ
Posted by: admin on Ağu 20,2010 No Comments
EYÜP SULTAN’IN HİKÂYESİ
“Hz. Muhammed’e Medine’de mihmandarlık yapan Ebû Eyyûb, Bedir, Uhud, Hendek savaşlarına katıldı. Kendisinin Halid ve Muhammed adlı iki oğlu, Umre adında bir kızı vardı.
Hz. Muhammed, İstanbul’un fethini ashâbına anlatıp, “İstanbul elbette feth olunacaktır, onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir” diye müjdelemiştir. Daha sonra Yezid kumandasındaki Müslümanlar İstanbul’u kuşattılar. İslâm’ın dünyanın dört bir yanına yayılması konusunda gayrete sahip olan Müslümanlar İstanbul’un fethi ve İslâm devletinin sınırlarına dahil olmasını şiddetle arzuluyorlardı. Eyüp Sultan da bunun için epeyce çalıştı. Eyüp Sultan yaşının çok ilerlemesinden dolayı İstanbul’a yaklaştıkları bir sırada hastalanmış, Yezid’e, öldüğü takdirde cenazesinin hemen gömülmeyerek ordunun varacağı en ileri noktaya kadar götürülmesini ve o yerde gömülmesini vasiyet etmişti. Burada defnedilen Eyüp Sultan Müslümanların bir sembolüdür.
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Eyüp Sultan’ın kabrini bulmak istedi. Padişah bu isteğini hocası Ak-Şemsettin’e iletti ve Şeyh Eba Eyyup’un kabri olduğunu bildirdiği yer bir iki arşın kadar kazılınca bir beyaz mermer çıkacağını anlattı. Orası kazıldı, Ak-Şemsettin’in dediği gibi beyaz mermer meydana çıktı, mermerin üzerinde “Haza kabri Halit İbn-i Zeyd” ibaresi yazılıydı.
Kabir bu suretle belli olunca silâhtar, padişahın emriyle kendisi tarafından yerleri değiştirilen çınar dallarının ne yapılacağını Ak-Şemsettin, dalların sonradan dikildiği yerin Eba Eyyup’un yıkandığı mevki olduğunu ifade etti ki, şimdi Eyyup türbesinin hacet penceresi karşısında etrafı demir parmaklıkla çevrilmiş olan yer bu mevkidir.
Eyüp Sultan’ın kabrinin bulunmasından sonra burada şehrin ilk külliyesi oluşturuldu ve o gübnden sonra burası bir ziyaret yeri oldu”
