GALATASARAY
Posted by: admin on Mar 10,2011 No Comments
GALATASARAYLI okurlar, “Galatasaray yazsana. Olan biteni anlatsana. Bu durumdan nasıl çıkacağız” diye binlerce mail atmışlar.
Yazmayacağım.
Bundan haftalar, aylar önce her şeyi yazdım. Polat ve şürekasının kulübü ne hale getirdiği ve daha beterine hazırlıklı olunması gerektiğini söyledim. Kızdınız.
Neredeyse Adnan Polat’ı mağdur ilan ettiniz. Beni suçladınız.
O yüzden yazmayacağım. Ama iki kelam etmeden de duramam.
Yıllardır Galatasaray’ı perde arkasından idare ettiğini söyleyen İnan Kıraç, Galatasaray’ı perde arkasından falan idare edemez. Öyle bir gücü yok. Sadece öyle bir hava basar. Ama yoktur böyle bir şey.
Zaten şimdi biraz öne çıkınca nasıl bir ruh hali ve nasıl bir anlayış içinde olduğunu gördünüz.
Yok öyle bir gücü, öyle bir etkisi, bilgisi, yeteneği.
Faruk Süren döneminde Süren’le, rahmetli Canaydın döneminde Canaydın’la kavgalıydı. Benim 2. Başkanlığım döneminde ise esamisi bile okunmazdı.
Ama o hep Galatasaray’ı arka plandan yöneten güçmüş havasını yaydı. Bu yalanı sevdi.
Öyleymiş gibi görünmek hoşuna gitti.
Okula, Galatasaray Lisesi’ne kurduğu vakıf yoluyla yaptığı hizmetler yadsınamaz ama okula ne kadar iyilik yaptıysa, kulübe de o kadar kötülüğü dokunmuştur Kıraç’ın.
Tek kuruşluk faydası da yoktur.
Bir aralar Tofaş otomobiller karaborsayken, piyango için verdiği otomobiller dışında.
Dün “yalan” bir gücü olan İnan Kıraç’ın, bundan sonra bir gücü, bir etkisi olamaz.
Yaptığı açıklamalar ise sadece Adnan Polat’a yarar ve Galatasaray ı iyice batağa sürükler. Şimdilik bunu bilin yeter.
Fazlasını yazmayacağım.
En azından şimdilik. Kızgınlığım geçinceye kadar.
İşte basın özgürlüğü
İŞTE gördünüz.
Hani gazeteciler hapse giriyor ve unutuluyordu.
Yıllarca orada kalıyorlardı.
Davaları bir türlü bitmiyordu.
Hani Türkiye’de basın özgürlüğü yoktu.
Bakın varmış.
İşte tutuklu gazetecilerden biri serbest kaldı.
Davası sürüyor ama basın ve basın mensuplarının özgürlüğü adına o gazeteci serbest bırakıldı.
Tahliye edildi.
Türkiye’yi “Basın özgür değil” diye suçlayanlar, “Türkiye’de basına baskı var” diye rapor hazırlayan AB raportörleri bu haberi görünce artık utanırlar.
Gazeteci-yazar, ünlü mütefekkir Hüseyin Üzmez artık tutuklu sanık değil.
Tutuksuz sanık.
Bundan sonra tutuksuz olarak yargılanacak.
İşte ben buna basın özgürlüğü derim.
Bu kararı alanları kutluyorum.
Efendim?
Ne dediniz?
“O fikirlerinden değil, küçük yaşta çocuğa taciz ve tecavüzden mi tutukluydu?”
Olabilir efendim.
Ne var bunda.
Gazeteciler de işleyecekleri suça dikkat etsinler.
Fikir suçu işlemeyiversinler.
Al benden de Q harfi
BASIN özgürlüğü demişken İsmail Beşikçi’yi unutmamak lazım.
İsmail Beşikçi, Yozgatlı bir Türk olarak, 1960’lardan beri Kürt meselesini savunmuştur. Kürtlerden daha Kürtçü, en ileri Kürt’ten daha özgürlükçü bir kafayla.
Bu uğurda gıkını çıkarmadan neredeyse çeyrek yüzyıla yakın hapis yatmıştır.
Bana göre Türkiye’deki en ilkeli fikir adamıdır.
Fikirlerine katılsak da katılmasak da.
Beşikçi şimdi yine mahkûm oldu.
13 ay hapse.
Sabıkalı olduğu için de tecili mümkün değil.
Girip yatacak.
Suçu ne biliyor musunuz?
Bir yazısında Q harfi kullanmış olmak.
Şaka gibi ama değil. Evet Q harfinden dolayı 13 ay daha yatacak.
Devletin TRT Şeş diye Kürtçe televizyon kurduğu, Kürtçe yayın yaptığı, bu yayınlarda Q’yu, X’i, W’yi bolca kullandığı, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın Kürtçe konuşmalar yaptığı, iktidar dahil neredeyse tüm siyasi partilerin Kürtçe propaganda yaptığı, bu harflerle yazılmış pankartlar astığı “özgür” Türkiye’de İsmail Beşikçi, Q harfini bir yazısında kullandığı için 13 ay hapis yatacak.
Ayıp değil, rezilliktir bu.
Rezillik!
Hem de dört başı mamur.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Adaleti komedi haline getirmediğimiz zaman.
