Operasyonlar
Posted by: admin on Mar 19,2011 No Comments
Kalamış, öğlen vakti sessizdi.
Sakin bir bahçede, bir baba ve iki oğul, üçümüz geniş bir şemsiyenin altında oturduk.
Ürkek bir yağmur, cama vuran küçük bir çocuk eli gibi minicik pıtırdılarla şemsiyeye vuruyordu.
Grileşmiş, ürpertili bir deniz gözüküyordu uzaktan.
Babam her zamanki coşkusuyla Necip Fazıl’dan şiirler okuyordu.
“Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum”
“Necip’le” yaptıkları konuşmaları anlatıyordu, onun hikâyelerini, eğlenceli anekdotlarını, gülüyorduk.
Şiirden söz ediyorduk, edebiyattan.
Babam, haklı ve gizlenmiş bir küçümsemeyle politik yazılar yazmamla dalga geçiyordu, “aşçıları eleştiriyorsun ama ya malzeme kötüyse…”
Sonra şiire devam ediyordu.
“Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.”
Babamın sesi, Necip Fazıl’ın muhteşem dizeleri, sümbülî bir gökyüzü, ürpertili bir deniz, ıssız bir bahçe, usul bir yağmur, iyiydik.
“Artık yaşlanıyorsun” diyordu babam, “git biraz oğlum, git dinlen biraz.
