Pazartesi Sabah Haberleri
Posted by: admin on May 16,2011 No Comments
Sabah Haberleri, Pazartesi Günü haberleri, Akşam haberleri, Öğlen haberleri, Sohbet Parkı Haber, Haber Parkı, Sohbet Haber, Haber Sohbet, Son dakika, Türkiye haberleri, Haber günde, Gündem haberleri, Seçim haberleri,ilçe haberleri, ileçesi, il haberi, chat haber, haber chat, mirc haber, sabah gazetesi, gazeteleri, köşe yazıları, köşe yazarları,
Yasamak denilen mucizenin kıymetini biliyor muyuz?
Yasanan zaman geride kalmadan onu degerlendirmek ancak sairlerin yapabilecegi bir seydir.
Bunu en carpıcı bicimde yapanlardan biri de Nâzım Hikmet’tir.
O’nun “Yirminci Asra Dair” siirini bilirsiniz…
“…Hayır,/ kendi asrım beni korkutmuyor/ ben kacak degilim./ Asrım sefil,/ asrım yüz kızartıcı,/ asrım cesur,/ büyük/ ve kahraman./ Dünyaya erken gelmisim diye kahretmedim hicbir zaman./ Ben yirminci asırlıyım/ ve bununla övünüyorum./ Bana yeter/ yirminci asırda oldugum safta olmak/ bizim tarafta olmak/ ve dövüsmek yeni bir âlem icin…”
Nâzım Hikmet’in 20′nci yüzyılda gecen yasamının dönüm noktalarına bakınca, siirinde seslendirdigi yargılarda asrına karsı hosgörülü davrandıgını söylemek mümkün.
1902′de Selanik’te dogdu. 1938-50 arasını cezaevinde gecirdi. 1950′de Sovyetler Birligi’ne iltica etti ve ertesi yıl vatandaslıktan cıkartıldı. 1963′te öldü.
Nâzım Hikmet’in ideolojisinin tam zıddını siyasette temsil eden Adnan Menderes sair olsaydı acaba o ne yazardı 20′nci yüzyıl icin?
O’nun yasamı da 20′nci yüzyılda basladı ve bitti…
1899′da Aydın’da dogdu. 1931′de CHP’den milletvekili oldu. 1946′da kurulan Demokrat Parti 1950′de iktidara gelince Basbakan oldu. 1960′ta askeri darbeyle devrildi ve 1961′de idam edildi.
Nâzım Hikmet siirinde “Dünyaya erken gelmisim diye kahretmedim hicbir zaman” diyor…
Nâzım Hikmet de, Adnan Menderes de yasasalardı…
İkisi de 20′nci yüzyılın son ceyreginden 21′inci yüzyıla aktarılan gelismeleri görselerdi, dünyaya erken geldiklerinden ötürü herhalde mutsuzluk duyarlardı.
cok farklı bir dünya
simdi doktriner ideolojilerin rafa kaldırıldıgı bir yüzyıldayız.
Nâzım Hikmet her egilimden insan icin “Vatan sairi” artık.
Adnan Menderes de “Demokrasi sehidi” bir devlet adamı.
Türkiye’de artık bir Komünist Parti var ve Moskova’da komünistler simdi marjinal sayılıyorlar.
İdam cezası Adnan Menderes’e uygulandı ama Abdullah Öcalan’dan sonra Türkiye’de idam yasa dısı oldu.
Kitlelerin serüvenlerinden bireylerin yasamlarını ayırıp ele aldıgınızda, bu tür zamanlama trajedileri cıkıyor karsınıza.
Yasadıgımız yüzyılı bu tür durumlardan temizlemek acaba mümkün olacak mı?
Türkiye bu yolda önemli adımlar attı.
Artık askeri darbeyi planlamak bile adliyelik bir olay.
Ölümden sonra…
Dün Adnan Menderes’i idama götüren yolun baslangıcı olan 14 Mayıs’ın yıldönümüydü.
Gelecek ay 3 Haziran’da da Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümünü yasayacagız.
“Yasamak” denilen ve bir türlü tam hakkını veremedigimiz o mucizeyi elden kacırmanın ne demek oldugunu bir baska sairden dizelerle anlamaya calısalım.
Cahit Sıtkı söyle diyor “Ölümden Sonra”da…
“Öldük ölümden bir seyler umarak/ Bir büyük boslukta bozuldu büyü/ Nasıl hatırlamazsın o türküyü,/ Gök parcası, dal demeti, kus tüyü/ Alıstıgımız bir seydi yasamak./ simdi o dünyadan hicbir haber yok;/ Yok bizi arayan, soran kimsemiz./ Öylesine karanlık ki gecemiz,/ Ha olmus ha olmamıs penceremiz;/ Akarsuda aksimizden eser yok.”
Siyaset mi lidere yoksa lider mi siyasete yön verir?
Televizyon dizilerinde rol alan oyuncuların senaryodaki kisilikleri gercek hayattaki konumlarını unutturur.
Nitekim kötü adam rollerine cıkanlardan veya “Tecavüzcü”yü oynayanlardan bazılarının sokakta saldırıya ugradıklarını bile görmedik mi?
Aynı durum galiba siyasetin aktörleri icin de gecerlidir.
Halim selim, lider olmayı hic düsünmemis, kendi halindeki bir aile reisini kader “Siyasi lider” rolüne uygun görür.
Ondan sonra gercek kisiligi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir tipleme cıkar karsınıza.
Özel hayatında hic argo kelime kullanmamıs, küfredenlere ayıplayarak bakmıs bir kisi, karsısında kitleleri bulunca bir anda dilinin kemigi alınmıs yaratıga döner.
Düne kadar sınırlı imkânlarıyla evinin bütcesini denklestirmekte zorluk ceken yeni lider kitlelere, ülkenin ekonomik imkânlarıyla karsılanması mümkün olmayan vaatlerde bulunmaya baslar.
Siyasetin dogasında vardır bu.
Ne var ki bazı liderlere siyaset yön verir.
Bazıları ise siyasete yön verirler.
Özlenen liderler siyasete yön verenlerdir.
Siyasete yön verenler
Daha önceki mesleklerinde yaptıkları isi en iyi sekilde yaparlar.
Bir gün siyasete atılmayı düsünüyorlarsa yurt ve dünya sorunlarına iliskin bilgilerini artırırlar, proje calısmaları yaparlar.
Asıl mesleklerine yapabilecekleri bütün katkıları saglarlar.
Sonra da birikimleri ile girerler siyasete.
Bilirler ki secmene vaat edilen her seyin bir parasal bedeli olmalı ve bu da bilinmelidir.
“Baraj yapacagım” demek yetmez.
O barajı kac yılda, kaca ve hangi kaynakla yapacagını bilmek de gerekir.
Veya bugün oldugu gibi üniversiteye giris sınavındaki fiyaskoyu yerden yere vurmak da yetmez. Kendisi iktidar olup yönetime gelirse merkezi sınav yerine ne tür model olusturacagını da bilmeli ve bunu acıklamalıdır lider siyasetci.
Her cesidini gördük
cok partili demokrasiye gectigimiz günden beri, her cesit siyasi lideri gördük.
Kitlelere kendilerini kabul ettirmeyi basaran ama yurt ve dünya gercekleri ile asina olmayan liderlerin, ülkeyi ekonomik krizlere soktuklarını, dıs politikada dar bogazlara ve hatta ambargolara sürüklediklerini de gördük.
Türkiye’nin tüm ihracatı petrol ithalatı yapmaya yetmezken, halka sirin görünmek icin benzinin ve mazotun gercek fiyatının altında satıldıgını da görmedik mi?
- Acaba Türk secmeni bütün bu yasananları degerlendirip, kimin gercek kimin zorlama siyasi lider olduguna saglıklı bicimde karar verebilir mi?
Acı bir gercek ama bu soruya hemen “Evet” demek pek mümkün degil.
Secmene güveniyoruz
Yazılı hafızası olmayan genc toplumlar icin bazen “Gecen hafta” bile “Uzak tarih” konumunda oluyor.
Kendi tarihlerinin gerceklerini okullarda ögrenmeyenler, televizyon dizilerinden bunu ögrenmeye calısıyorlar.
1980 öncesinin siyasi kadroları “Özal deneyi”nden sonra bile yeniden secimle sahneye cıkabilirler miydi?
Toplumdaki ezberlere veya tartısılmazlara dayalı kamplasmalar, siyasetin aktörlerini de cileden cıkartıyor.
Kitlelere dogru ve gercek olanı söylemek yerine onlar da bu kamplasmaları kullanmayı seciyorlar.
simdi bir de “Kürt realitesi”ne iliskin olarak “siddet” ögesi siyasete girmis durumda.
Halide Edip, Kurtulus Savası günlerini ele alan kitabına “Türk’ün Atesle İmtihanı” demisti.
Bugün yasasaydı herhalde “Türk’ün Demokrasi ile İmtihanı” derdi.
Figüranların basrol oyunculugu denemesi yaptıkları, gecmiste duyulan bütün yanlıs söylemlerin bir kez daha tekrarlandıgı bir senaryo yine sahnede. Bu noktada tek güvencemiz yine de “Secmenin bilinci”nden baska bir sey degil.
Yetiksizler
Yaslandıgım, “Kaybedenler Kulübü” filmini seyredince bir kere daha kafama dank etti: Bu filmde anlatılan insanlarla aramızda ucurumlar vardı.
Bizim gidip de kız bulacagımız bar yoktu (İstanbul’da toplam iki bar vardı, biri Jorj’un barı, tanımadıklarını almazlardı, öteki Divan Oteli’nin barı, paralı ve olgun serseriler takılırlardı…)
“Yatan kız” da yoktu öyle kolay kolay… Üc bademcik ameliyatı, iki meme sıkmaca, bir popo oksama, o kadar. Kızlara “sizinle yatmıs mıydık” diye saka yapamazdık, kızlar da bize “fuck off” diyemezlerdi. (Yerli yersiz İngilizce’yi ancak Kolej ögrencileri kullanırlar ve tepki uyandırırlardı.)
Telefon edip de “cok yalnızım abi” diye aglayacagımız canlı yayın radyo programı ve de radyo kanalı yoktu (TRT’yi arayamazdık…)
Koltukta uyuklayıp hayvan belgeseli seyredecegimiz bir televizyon bile yoktu.
Nah bulurduk icmeye viski miski, “mojito”nun adını duymamıstık, pizza gibi pizzayı yirmi bes yasımızda yiyebildik.
Ama yalnız da degildik. Politika vardı, hayatımız cok hos degildi ama bos da degildi.
“Kaybedenler Kulübü”nde, yönetmen Tolga Örnek’in büyük bir ustalıkla anlattıgı “insan tipine” baktım da… (Türk sineması gögüs kabartıcı bir yetkinlik düzeyine ulasmıs… Anlatım, kurgu, siyah-beyaz ile renklinin yer degistirmesine ve “parcalı ekran” estetigine dayalı sinema dili, grafik tasarımı, sanat yönetimi hicbir yabancı filmi aratmıyor. Al bu filmi, altına istedigin dilden altyazı koy, istedigin senlige sok, her ülkede oynat.)
Bu insan tipi İstanbul’a özgü, yeni bir Türk.
Murat seker’in “cakallarla Dans” güldürüsü, okumamıs ve bir türlü büyüyememis, cok sevimli ve bir o kadar da sopalık “İstanbul lumpenini” anlatıyordu, cagan Irmak’ın “Issız Adam”ı sorunlu ama asla bos gezenin bos kalfası degildi, burada Tolga Örnek “yarı-aydını” anlatıyor.
Elbette “marjinal” bir yayınevi, elbette kıytırık bir FM, elbette Beyoglu barları, elbette İngilizce var ama az bucuk (Seattle’ın yerini falan biliyor.) Enis Batur ve Bukowski falan okur bu insan türü (Tolga Bey, keske Cortazar’ı hic karıstırmasaydın, o cok önemli bir yazardır.)
Ve de yalnızdır…
Nejat İsler’in oynadıgı, hem de cok iyi oynadıgı Kaan’a sesleniyorum: Nicin yalnızsın evladım, iki ucu saate baglı ömür törpüsü bir ise mahkûm degilsin, birlikte radyo programı yaptıgınız ve sonuna kadar kafanıza göre takıldıgınız bir can dostun var, evinize girip cıkan karı kız sayısının da haddi hesabı yok, nicin yalnızsın?
cünkü “sınıfın” yok, ne iscisin ne isveren…
Karl Marx’la dalga gecmeyi biliyorsun ama tutunacak dalın yok.
cünkü bir “meslegin” yok.
cünkü egitimin belli degil. Kitap okuman da yarım yamalak ve abur cubur, hazmedilmemis felsefe kırıntıları, ne dedigi anlasılmayan siirler ve de “rock” müzigi tabii, hepinizi serserilige yönelten o alt tabaka estetigi.
“Sisteme baskaldırdıgını” sanıyorsun ama aslında hicbir halta baskaldıracak büzügün de yok. Yalnızca kendi kendini yiyip bitiriyorsun.
Öööyle takılıyoruz iste aaabi yaa…
Evladım, ben sana git de Ziraat Bankası’na gir demiyorum.
Hayatını ziyan etme özgürlügüne sahip olmanın bedelini anlatıyorum. Bizim bu özgürlügümüz yoktu.
“Kaybeden” olmayı pek sevdiniz, size cekici geldi (cünkü aglamayı sevdiniz, cünkü siz de, ne kadar yabancılasmıs görünseniz, bu topragın cocuklarısınız), ama günün birinde anlarsın bunun gercekte ne anlama geldigini.
Lafı güncele baglayalım da yazı damdan düsme kalmasın: Kime oy verdigini ve verecegini biliyorum.
Gecen secimde Ufuk Uras’a, bu secimde Sırrı Süreyya Önder’e.
Oy vermese de secmeni üzmemek gerek
Siyasetciler bazen bilerek, bazen bilmeden insanları kendilerine düsman ediyor.
Mesele sadece kırıcı bir laf sonucu yitirilen oylar degil. O sözler, siyasetcinin topluma yaptıgı önemli katkıların algılanmasını engelliyor.
Dün burada Turgut Özal’ın öneminin ne kadar gec kavrandıgını anlatmaya calısmıstım.
Bu konuda okurumuz Bekir Sargın’ın verdigi örnek duygusal algı perdesinin nasıl calıstıgını gösteriyor. Okuyalım:
***
“Ben de tıpkı Bülent Arınc gibi Özal’ın kıymetini sonradan anlayanlardanım… 1984 yerel secimlerinde Malatya’da konusmayı provoke etmeye gelmis mavi gömlekli SHP’lileri (okurumuz herhalde SODEP’lileri kastediyor) polis kovalayınca, arkalarından (maviye atıfla) ‘Yunanlılar kacıyor’ dedigi icin… 9-10 yıl düsmanlık yaptım gazetede okudugum bu söz yüzünden. Özal’ı sevmeyi erteledim, o bir sey degil, düsmanı oldum! Halbuki dese ne olur? Cahillikti. Yapılan seyleri görmemezlikten gelmekti. En cok Almancı akrabalarımın degisimi sak diye fark edip koyu Özalcı olmalarına gıcık oluyordum. Ruhundan özür diliyorum simdi. Her aklıma gelisinde Fatiha okuyorum…”
***
Bence Basbakan Erdogan’ın da bu konuya önem vermesi gerek. Mesele oy kazanmak ya da kaybetmek degil…
İcki icenler hakkında “Tıksırıncıya kadar iciyorlar” ya da malum heykel hakkında “Ucube” demesi bazı kesimlerde öyle önyargılar olusturuyor ki Erdogan ve arkadaslarının yaptıgı büyük atılımları göremiyorlar.
Evet, duygusallık!
Ama gercek bu…
Avrupalılar ve “Avrupalılık” kimligi
Bir gün Kayseri kacamagı, ertesi gün Kayseri izlenimleri derken, Persembe günü yazdıgımız “Avrupa… Nereden nereye” baslıklı yazının ikinci bölümü Pazar’a kadar sarktı.
Okuyanlar hatırlayacak; o yazımızda AB projesinin temelinde “Avrupa’da bir daha asla savas olmaması”,
“Avrupalılar’ın bir daha asla birbirleriyle savasmaması” amacının yattıgını anlatmıs ve eklemistik: “Avrupalılar’ın bir daha birbirleriyle savasmamaları icin ulusal kimliklerin ötesinde ya da üstünde ‘Avrupalılık’ kimliginin yaratılması ya da canlandırılması gerekiyordu.”
Sonra, “Yaratmak” ile “Canlandırmak” arasındaki farkı anlatmıstık:
Avrupalı kimligini canlandırmak, kendini ötekine tanımlamak cabasıdır.
Avrupalı kimligini yaratmak ise, dil, din, ırk farklarını bir yana itip Avrupa kıtasında yasayan herkesi Avrupalı olarak görmektir. Herkesi Avrupa ulusunun bir bireyi kabul etmektir.
Ne yazık ki, ekonomik kriz, kacak göcmen sorunu, issizlik gibi bir dizi faktörün tetiklemesiyle Avrupa’da, daha dogrusu AB’de su sıralar Avrupalı kimligini yaratmak yerine eski Avrupalı kimligini canlandırmak egilimi agır basıyor. Hem de tehlikeli bicimde: AB’nin tüm ülkelerinde asırı sag akımlar yükseliste. AB’nin tüm üyelerinde yabancı düsmanlıgı iyice tırmanısta. AB’nin tüm parcalarında ice kapanma, bencillik virüsü toplumu pencesine aldı. Peki, bu tehlikeli gidis nasıl durdurulabilir? cözüm ne?
Bu soruların yanıtını hafta basında İstanbul’da acıklanan bir rapor veriyor. Raporun adı: “Birlikte Yasamak”. Avrupa Konseyi’nin istegiyle hazırlanan bu rapor bir grup “Akil insan”ın eseri. Sayalım: Joschka Fischer, Emma Bonino, Timothy Garton Ash, Martin Hirsch, Danuta Hübner, Ayse Kadıoglu, Sonja Licht, Vladimir Loukine, Javier Solana Madariaga ve Edward Mortimer.
“21′inci yüzyıl Avrupa’sında cesitlilik ile özgürlügün nasıl bagdastırılabilecegini” arastıran raporda 59 öneri sıralanıyor.
cesitliligin Avrupa’nın gücü olarak görülmesi, farklı kimliklerin Avrupa’nın zenginligi olarak kabul edilmesi cagrısı yapılan, “Göcmenlerden yasalara saygı dısında hicbir sey istememeliyiz. Özellikle inanclarından, kültürlerinden, kimliklerinden vazgecmelerini beklememeliyiz” denilen raporda özellikle su bakıs acısını ya da tavsiyeyi cok önemsedik:
“Nasıl ki ABD’de Afro-Amerikalılar, İtalyan- Amerikalılar, İspanyol-Amerikalılar varsa, neden biz de ‘tire isaretli Avrupalılar’ düslemeyelim? Türk-Almanlar, Magripli-Fransızlar, Asyalı-İngilizler gibi…”
Schengen sistemini daraltmaya hazırlanan, liberal hükümetlerin bile saga, asırı saga kaymakta oldukları bir AB’de, yarının Avrupa’sına, yarının Avrupalı’sına vizyon getiren bu cagrıya kulak veren cıkar mı? Kim bilir…
En lüks Spa Türkiye’de
Sapanca Richmond Nua Wellnes Spa Oteli, World Luxery Hotel Awards’ ödül töreninde, ‘Dünyanın en lüks Spa’sı ödülünü aldı…. Turizm dünyasının ‘Mrs Spa’sı Belgin Aksoy dünyayı dolasarak edindigi tecrübelerinin karsılıgını bu ödülle taclandırmıs oldu
Türkiye’nin ilk ve tek destinasyon Spa’sı Richmond Nua, “World Luxury Hotel Awards” tarafından farklı ülkelerdeki tatil severlerin oyları ile “Dünyanın En Lüks Spa”sı ödülünü kazandı. Nua, bu degeri dünya capında kabul ettiren ilk Türk Spa’sı oldu. Turizmin farklı dallarında faaliyet gösteren uluslararası otel markalarını “lüks” catısı altında degerlendiren ve ödüllendiren World Luxury Hotel Awards (Dünya Lüks Otel Ödülleri), sehir oteli, kayak merkezi, resort, thermal ya da spa gibi otelciligin farklı alanlarında yer alan dünya capında turizm markalarının hizmet kalitesi ile ulasabilecegi en üst onurlardan biri olarak biliniyor. Ödülü 2010 yılında kazanan Tayland La Flora Resort & Spa’dan devralan Nua, global spa kullanıcıları tarafından taclandırılmıs oldu.
5 YIL ÖNCE 50 MİLYON $
Aksoy Group Yönetim Kurulu Üyesi Belgin Aksoy, 35 yasında ve turizm dünyasında “Mrs Spa” olarak anılıyor. Genc iskadını, İsvicre’de turizm isletmeciligi ve otelcilik egitimi aldı; global deneyimleri ile yeteneklerini gelistirdi. 5 yıl önce 50 milyon dolara yakın bir yatırım ile insa edilen, Richmond Nua Wellness-Spa bu yolculugun mihenk tası oldu. Avrupa’nın en donanımlı spa alanlarından birine sahip olan Nua 5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’de Wellness kavramına dair kendine has bir kültür yarattı. Dünyanın en degerli SPA organizasyonu olan Global Spa Summit’in İstanbul’da gerceklestirilmesini sagladı. Aksoy Group, aynı zamanda farklı gayrimenkul yatırımları, Capitol basta olmak üzere organize perakende projeleri, “sahibinden.com” markası ile birlikte internet teknolojileri faaliyetleri bulunuyor. Ayrıca Richmond International 10 yıl icince, ulusal ve uluslararası destinasyonlarda 17 Richmond kurmayı; beraberinde turizm grubunun cirosunu 250 milyon dolara tasımayı hedefliyor.
#Sayfa#
“Avrupa’nın en donanımlı Spa merkezi”
Artık herkes Türkiye’de ödül alıyor, en iyi seciliyor. Hatta bazılarına ‘para’ verilerek alınan ödüller deniyor. Peki sizin ödül?
Bizim ki parayla alınan bir ödül degil. O tarz yarısmalara katılmıyoruz bile. Spa konusunda uzman bir komite tarafından adaylar belirleniyor. Yani adaylıgımızı koydugumuz bir yarısma degil. Dünyadaki spa kullanıcıları tarafından oylamayla birinci belirleniyor. Bu ödülle yurtdısından gelecek olan yabancı misafirlerimizde cok ciddi bir artıs bekliyorum.
Bu yarısmada Türkiye’den katılan baska marka var mı?
Hayır yok.
Sizin spa’yı diger merkezlerden ayıran özellik nedir?
Yetiskinler icin eglenceli bir park gibi. Baska yerlerde görüyoruz iki buhar odası, bir yüzme havuzu, üc de masaj odası konuluyor. Ona da spa merkezi denilebiliyor. Bizim ki gercekten cok donanımlı. Avrupa’nın en donanımlı spa merkeziyiz.
Peki Türkiye spa destinasyonu oldu mu?
Spa konusunda Türkiye henüz bir destinasyon degil. Sapanca deniz, kum, günes ya da ucuz alısverise gelinen bir nokta degil. Ancak düsünün dünyada ne kadar destinasyon spa merkezi var, aralarına girdik ve ödülü aldık.
TOPLAM 150 bin üzerinde misafire ev sahipligi yaptı, 65 bin masaj satıldı
NUA konukları arasında üst düzey bürokratlar, ünlü sanatcılar ve Kraliyet ailesinden misafirler vardı
TURİZMİN Oscar’ı olarak kabul edilen 2011 World Travel Awards’da “Turkey’s Leading Resort” ve “Turkey’s Leading Spa Resort” kategorilerinde aday gösterilerek finale kaldı
GLOBAL Spa Summit’e 5 kez katılan tek Türk markası oldu
#Sayfa#
Yabancı turistte İngiltere lider
OTELE gelenlerin masaj ve bakım alma oranları %98
SPA gelirleri otel gelirlerinin % 25′ini olusturuyor.
RİCHMOND’UN Spa menüsünde 98 ayrı terapi uygulaması var
19 bakım ve masaj odası bulunuyor
2700 m2 spa alanı mevcut
GELEN müsteri oranı %20 yabancı, %80 yerli misafir
TURİSTLERİN ülke sıralaması İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda, ABD.
Türkiye’de gercek Spa kültürünü yarattı!
İstanbul, Sapanca, Efes ve Pamukkale otelleri ile Türkiye markasına katkıda bulunan Aksoy’un kısa kosulardan kacındıgını ve sektörde kalıcı degerlere yöneldigini ifade ediyor. Richmond’ın marka adını Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarına tasımak icin olusturdugu otel yönetimi sirketi Richmond International, bu adımların en güncel olanı. Belgin Aksoy grubu ortak bir catı altına topladı.
Amsterdam’da yüzde 100 Türk markası otel acılıyor
Richmond International’ın su anda hem yurt ici hem de yurt dısında görüsmekte oldugu isletmeler bulunuyor. Bunlar daha cok Marmara Bölgesi, Dogu Anadolu Bölgesi ve komsu ülkelerde bulunan isletmeler. Yurtdısında Amsterdam’da bir tane prensipte el sıkıstıkları ve bir tanede fizibilite calısmalarına basladıkları bir otel var. Richmond International bünyesinde 550 personel bulunuyor. 2010 yılı cirosu 40 milyon dolar, 2020 ciro hedefi 250 milyon dolar.
Türkiye’nin ilk ve tek destinasyon Spa’sı Richmond Nua, “World Luxury Hotel Awards” tarafından farklı ülkelerdeki tatil severlerin oyları ile “Dünyanın En Lüks Spa”sı ödülünü kazandı. Nua, bu degeri dünya capında kabul ettiren ilk Türk Spa’sı oldu. Turizmin farklı dallarında faaliyet gösteren uluslararası otel markalarını “lüks” catısı altında degerlendiren ve ödüllendiren World Luxury Hotel Awards (Dünya Lüks Otel Ödülleri), sehir oteli, kayak merkezi, resort, thermal ya da spa gibi otelciligin farklı alanlarında yer alan dünya capında turizm markalarının hizmet kalitesi ile ulasabilecegi en üst onurlardan biri olarak biliniyor. Ödülü 2010 yılında kazanan Tayland La Flora Resort & Spa’dan devralan Nua, global spa kullanıcıları tarafından taclandırılmıs oldu.
5 YIL ÖNCE 50 MİLYON $
Aksoy Group Yönetim Kurulu Üyesi Belgin Aksoy, 35 yasında ve turizm dünyasında “Mrs Spa” olarak anılıyor. Genc iskadını, İsvicre’de turizm isletmeciligi ve otelcilik egitimi aldı; global deneyimleri ile yeteneklerini gelistirdi. 5 yıl önce 50 milyon dolara yakın bir yatırım ile insa edilen, Richmond Nua Wellness-Spa bu yolculugun mihenk tası oldu. Avrupa’nın en donanımlı spa alanlarından birine sahip olan Nua 5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’de Wellness kavramına dair kendine has bir kültür yarattı. Dünyanın en degerli SPA organizasyonu olan Global Spa Summit’in İstanbul’da gerceklestirilmesini sagladı. Aksoy Group, aynı zamanda farklı gayrimenkul yatırımları, Capitol basta olmak üzere organize perakende projeleri, “sahibinden.com” markası ile birlikte internet teknolojileri faaliyetleri bulunuyor. Ayrıca Richmond International 10 yıl icince, ulusal ve uluslararası destinasyonlarda 17 Richmond kurmayı; beraberinde turizm grubunun cirosunu 250 milyon dolara tasımayı hedefliyor.
Bakandan 40 bin ögretmen müjdesi
Maliye Bakanı Mehmet simsek bu yıl 40 bin ögretmen alacaklarını ve haziranda atamaların yapılacagının müjdesini verdi. simsek, bütce sıkıntısı cekmediklerini de söyledi
Maliye Bakanı Mehmet simsek’ten ögretmen adaylarına müjde geldi. Bakan simsek, bu yıl 40 bin ögretmen alınacagını, istenilen bölümün de hemen Haziran’da atanabilecegini bildirdi. Yeni dönemde ihtiyac kadar ögretmen alacaklarını belirten simsek, “Biz, bu sene 40 bin ögretmen alacagız. Bunun istenilen bölümünü de Haziran’da atayabilecegiz. Burada bütce anlamında sıkıntı yok. Bizler, kamunun her türlü ihtiyacını alıyoruz, almaya da devam edecegiz” dedi.
MEMUR MAAsI ÜcE KATLANDI
simsek, isci ve memur ile ilgili olarak da isci ücretlerinde cıplak ücretin dısındaki unsurların da dikkate alınması geregine isaret etti. Maliye Bakanı olarak memur ve sözlesmeli maaslarından sorumlu oldugunu kaydeden simsek, Türkiye’de 300 dolar olan en düsük memur maasının günümüzde 1.000 dolara yükseldigini belirtti.
Petrol 5 kat benzin ise 2.5 kat arttı
Maliye Bakanı, akaryakıt fiyatlarıyla ilgili degerlendirme yaparken de, vatandasın zam denilince bunu devletten bildiginden yakındı. Bunun cok yanlıs oldugunu dile getiren simsek, “Benzin zammında olay ham petrol fiyatından baslıyor, rafineri üretimi, dagıtıcı ve bayiye kadar devam ediyor. Petrol fiyatı niye artıyor? Biz iktidara geldigimizde ham petrol fiyatı 27 dolarmıs, bugün 127 dolar. Yani ham petrol fiyatı 4-5 kat artmıs. Benzin fiyatları 1.62 liradan 4 liranın üstüne cıkmıs. Benzin fiyatındaki artıs 2.5 kat” diye konustu.
Kârlar Avrupa’ya göre yüksek
Türkiye’nin, ihtiyacı olan petrolün yüzde 95′ini ithal ettigini kaydeden simsek, söyle devam etti: ”Türkiye’deki yerli üretim, ihtiyacın en fazla yüzde 7′sine kadar cıkmıs. Türkiye, dolar cinsinden petrol ithal ediyor. Fiyata etki eden faktörler, dolar kuru, petrolün fiyatı, rafineri, dagıtıcı, bayi karları. Herkes Maliye Bakanlıgı’na bakıyor. Ama son yıllarda zamların büyük kısmı vergiden degil, petrol fiyatlarından. Kısmen de kârların Avrupa’ya göre yüksek olmasından kaynaklanıyor. Benzin üzerindeki vergi yükü hakikaten agır ama bu bizim zamanımızda agırlasmadı. Tam tersi biz bu yükü düsürdük.” simsek, cari acıkla ilgili bir soruyu yanıtlarken de, cari acıgı düsürmek icin cok boyutlu calısmalarının gerekli oldugunu, enerjide de dısa bagımlılıgın azaltılması zorunlulugu bulundugunu bildirdi.
“Yunanistan’ın mal varlıgı AB’ye ceyiz”
Yunan medyası AB, IMF ve Dünya Bankası’ndan gelen acıklamalarına karsı kalemini keskinlestirdi.
Avrupa Birligi (AB)-Avrupa Merkez Bankası (AMB)-Uluslararası Para Fonu (IMF) “Troykası”nın, Yunanistan’a mali yardımın sürmesi ve yeni yardım paketinin hazırlanması icin ön kosul olarak talep ettigi özellestirmelerin, “Yunanistan’ın müdahale hakkı ve yetkisinin olmayacagı yeni olusturulacak bagımsız bir kurum tarafından yapılmasını istedigi” bildirildi.
Yunan medyası, Yunanistan’ın alacaklılarının, “hükümetin memorandumu uygulamakta yetersiz kaldıgı” gerekcesiyle, “aralarında bakanlıklara ve devlet kurumlarına yabancı denetleyicilerin yerlestirilmesi, ülkenin muhalefetle birlikte olusturulacak yeni hükümet tarafından yönetilmesi ve 2015 yılına kadar gerceklestirilmesi planlanan 50 milyar avroluk özellestirmenin bagımsız bir komisyon tarafından uygulanması gibi sert önlemler talep ettigini” kaydetti.
Haftalık To Vima gazetesi, “Devletin mal varlıgı Troyka’ya ceyiz oluyor-uzlasma icin 5. taksit aracıgıyla dayanılmaz baskı” baslıklı haberinde, Troykan’ın, 50 milyar Avroluk özellestirmeyi gerceklestirmek icin bagımsız bir kurum olusturma planıyla, Yunanistan’ın milli egemenligini kısıtlamayı amacladıgını” yazdı.
“Troyka’nın, sözkonusu planın bundan sonraki hükümetler icin de gecerli olması amacıyla, ilgili anlasmanın parlamentoda muhalefet milletvekilleri tarafından da onaylanması icin, mali yardımın 5. taksitini bir ‘silah’ gibi kullanarak baskı yaptıgı” belirtilen haberde, “Yunanistan’a acılı kosullar getirmeye hazırlanan Troyka, Haziran ayındaki 12 milyar Avroluk taksiti bu konuda uzlasmaya varılması durumunda serbest bırakacak” ifadeleri kullanıldı.
Elefterotipia gazetesi de, “Troyka tabancayı cıkarıyor” baslıgını kullandıgı haberinde, “önlemlerin uygulanması konusunda Atina’ya dayanılmaz baskı uygulayan alacaklıların tavırlarını sertlestirerek, ülkenin ic politikasına da müdahale ettigini” yazdı.
Elefterotipia, Yunanistan’ın mali krizden cıkması icin, IMF’nin, Atina’yı “ekonominin düzelmesi icin ya bizim dediklerimizi yaparsınız, ya da yoksullugun süratle artacagı zor bir döneme girersiniz” seklinde bir ikilem ile karsı karsıya bıraktıgını belirttigi haberinde, “AB’nin, Haziran ayında Yunanistan’a yeni yardımla ilgili memorandum ve bununla ilgili yeni ekonomik program hazırlandıgında, parlamentoda yüksek cogunluklu bir hükümet, ya da icinde ana muhalefetin de yer alacagı bir koalisyon hükümeti istedigini” kaydetti.
Daha önce Atina’da verilen haberlerde, Troyka’nın, yeni sert önlemler karsılıgında Yunanistan’a 100 milyar avroluk yeni yardım paketi talebinde bulundugu bildirilmisti.
Yunan basınında cıkan haberlerde, “IMF’nin, Yunanistan’ın, mali krizden cıkmasına yönelik acıklanan ekonomik programa tam olarak uymaması nedeniyle ortaya cıkan yeni ihtiyacların karsılanmasına yönelik 80-100 milyar avroluk yeni yardım paketi karsılıgında yeni sert önlemler talebinde bulundugu, yeni yardım paketinin hazırlanması ve mali yardımın Haziran ayındaki 5. taksitinin serbest bırakılması icin, Yunan Telekomu (OTE) ile Yunanistan Elektrik Kurumunun (DEH) ve Atina Elefterios Venizelos Havalananın kesin bir sürec icerisinde tamamen özellestirilmesini talep ettigi” belirtilmisti.
Yorumlar :
asker yar sacların lüle lüle yunanistan sana güle güle
)
Aynı Görüste misiniz?evet0hayır0cevapla
16.05.2011 05:50
turan gamsizoglu yunanistan,adeta amentu haline getirdigi dogudaki tehlike yani turkiye batidaki tehlike karsinda rahmet okunacak kadar masum kaldi ama yinede yunanlarin en degerli dostlari batidakiler ezeli ve ebedi dusmanlarida dogudakiler olmaya devam edecektir.aptallar ancak boyle kandirilir sag gosterip sol vuracaksin.eli silahlilardan elicantalilar daha tehlikeli ve daha tehlikeli soygunculardir.dogudaki dostlardan
Aynı Görüste misiniz?evet0hayır0cevapla
15.05.2011 19:28
murat5985 // TEKİRDAg yunanistan ekonomik olarak batacak en son care TÜRKİYE’den yardım isteyecek bizi siz yönetin ama imf’ye mahkum etmeyin diyecekler…kehanetlerde dogru cıkmıs olacak………………
Aynı Görüste misiniz?evet3hayır3cevapla
15.05.2011 17:52
ramus demedi demeyin batar bu yunanistan:)))))))
Aynı Görüste misiniz?evet14hayır1cevapla
15.05.2011 15:35
Memura promosyon müjdesi
Ata’nın ciftliginde usulsüzlük
Basbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Atatürk Orman ciftligi’ne yaptıgı denetimde Kamu İhale Kanunu’na aykırı 7 milyon TL’ye ulasan ihalesiz alım tespit etti
Basbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) Atatürk Orman ciftligi’yle (AOc) ilgili yaptıgı rutin denetlemede, mal ve hizmet alımında anormallik tespit etti, denetleme genis caplı incelemeye dönüstü. Denetmenlerine 2010 yılı Aralık ayında AOc’yle ilgili ek bir calısma talimatı veren YDK, “AOc Müdürlügü’nce İhtiyacların Kısımlara Bölünerek Dogrudan Temin usulüyle Karsılanması ve Bu Usul İcin tanınan Yıllık Parasal Limit Asılarak Kamu İhale Kanununa Aykırı Alım Yapılmasına İliskin Düzenlenen Özel İnceleme Raporu” baslıklı calısmayı tamamladı. Rapora göre Kamu İhale Kanunu’na aykırı 7 milyon TL’ye varan ihalesiz alım yapıldıgı ortaya cıktı.
SÜT FABRİKASI İcİN 2 MİLYON
Denetlemede sadece sarap fabrikasında basit onarım kapsamındaki cok sayıda tamir, tadilat isleri icin ihale acılmadıgı, toplamda yaklasık 700 bin TL tutarında dogrudan temin yöntemiyle alım yapıldıgı tespit edildi. Süt fabrikası icin ise bu rakam 2 milyon TL’yi buldu. 2009 yılında dogrudan temin yöntemiyle yapılan alımların toplamı 6.8 milyon TL’ye ulastı. Ayrıca sarap fabrikasının müze ve sergi salonuna cevrilmesi icin bir yönetim kurulu kararının alınmamıs olması denetmenleri sasırttı.
Sadece catı icin 5 ayrı alım
Rapora göre AOc Müdürlügü, 2009′da lojmanların onarımı icin ihale acılmasını gerektirecek limitleri asmamak amacıyla sadece catı tamiri icin 5 ayrı alım yaptı. Alımlar acık ihale yapmamak icin ardı ardına ve ayrı ayrı gerceklestirildi. catı onarımı icin 22 Ekim’de 30 bin TL’lik kereste; 10 Kasım’da 31.3 bin TL’lik malzeme; aynı firmadan 17 Kasım’da 27.9 bin TL’lik malzeme ve 17 Kasım 2009′da iki ayrı faturayla 39.2 bin TL’lik malzeme alımı yapılmıs.
Kiracılarla sorun var
AOc’nin kiracılarıyla yasadıgı sıkıntıların da dile getirildigi denetleme raporunda “AOc Müdürlügü’nün önünü alamadıgı sorunların basında kiracıların kiraladıgı acık ve kapalı alanları sürekli genisletme egilimleri ve Müdürlük aleyhine haksız kazanc saglama girisimleri geliyor” ibaresi yer alıyor.
Etiketler : Basbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Atatürk Orman ciftligi
Diyarbakır’ın ilk lüks projesine Kürtce reklam
Türkiye’de ilk kez bir konut projesinin tanıtımı Türkce ve Kürtce olarak yapıldı. Diyarbakır’da yapımına baslanan Kırklardagı Konakları projesi “Bi xêr be” ve “Hayırlı olsun” sloganlarıyla duyuruldu. Tanıtım brosürleri Kürtce ve Türkce hazırlandı
TRT ses ile önü acılan Kürtce reklamlara bir yenisi daha eklendi. Türkiye’de ilk kez bir konut projesinin tanıtımı iki dilde yapıldı. Anadolu Aslanı Yapı tarafından Diyarbakır’da insasına baslanan Kırklardagı Konakları projesi “Bi xer be” ve “hayırlı olsun” sözleriyle kamuoyuna tanıtıldı. Diyarbakır’da dün gerceklesen tanıtıma sehir halkının dısında Suriye ve Irak gibi ülkelerden gelenlerin de katılması dikkat cekti.
TANITIMA BÜYÜK İLGİ
Aynı zamanda Diyarbakır’ın ilk marka ve lüks konut projesi olan Kırklardagı Konakları’nın önümüzdeki sürecteki tüm tanıtım filmi ve brosürleri de Kürtce ve Türkce olarak hazırlanacak. Projenin reklam kampanyası, konut sektörünün tanınan ajanslarından Fikirevim tarafından hazırlandı. Düzenlenen lansman sonrası baslayan satıslarda yogun talep gören Kırklardagı Konakları 70 dönüm alan üzerinde insa ediliyor. 96 bin metrekare insaat alanına sahip proje, 53 ile 212 metrekare arasında degisen, 1+1, 2+1, 3+1, dubleks ve teras evlerinden olusuyor. Konutların metrekare fiyatları ise bin 400 TL. İnsaası devam eden projenin Aralık 2012′de tamamlanarak sahiplerine teslim edilmesi planlanıyor.
YABANCILAR DA İLGİ GÖSTERDİ
Diyarbakırlıların dısında yabancı yatırımcının da ilgi odagı olan projenin cevresinde Gazi Köskü, On Gözlü Köprü, Hevsel Bahceleri ve Dicle nehrinin manzarası var. Farklı bir konseptle projelendirilen Kırklardagı Konakları aynı zamanda sosyal hayatın da merkezi olmayı hedefliyor. Kırklardagı Konakları Diyarbakır’da bircok ilki de gerceklestirecek. Projenin icinde otel, kücük ve büyük yüzme havuzları, tenis kortları, amfi tiyatro, cocuk oyun alanları ve yürüyüs parkurları da yer alacak.
Etiketler : Kırklardagı Konakları projesi, TRT ses, Diyarbakır
Yalova’ya 300 milyon dolarlık yatırım
15.05.2011Yalova’da sanayi yatırımları artıyor. Tasıt Aracları İhtisas Sanayici ve İsadamları Dernegi (TAİSAD) tarafından Yalova’nın ciftlikköy ilcesinde 300 milyon dolara kurulması planlanan Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB), Mayıs 2015′te hizmete girecegi acıklandı. TAİSAD Genel Sekreteri Mahmut Atalar, bugüne kadar 200 milyon dolarlık yatırımla 2 bin kisiye is imkanı yaratan 40 firmanın, 21 Ekim 2010′da kurdugu TAİSAD’ın, subat 2010′da OSB icin dügmeye bastıgını anımsattı.
İstanbul projeleri heyecan verici
15.05.2011Türkiye Müteahhitler Birligi, Basbakan Recep Tayyip Erdogan tarafından İstanbul’a yönelik acıklanan Kanalistanbul ve İki Yeni Uydu Kent projelerine iliskin “heyecan verici” acıklamasını yaptı. Projeler degerlendirilirken konuya sadece insaat sektörünün penceresinden bakılamayacagı, detaylı proje ve etüd calısmalarıyla desteklenmesi geregi vurgulanan acıklamada, su degerlendirmelere yer verildi: “En büyük üc imparatorluga baskentlik yapmıs, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla benzersiz bir dünya kenti olan İstanbul icin önerilecek her türlü mega projenin yaratacagı etkilerin kapsamlı, cok yönlü ve bilgi odaklı bir analize tabi tutulması vazgecilmez bir zorunluluktur.”
Türk sarapları Michelin restoranlarında
15.05.2011Dünyada lüksün simgesi olan Michelin yıldızlı restoranlara artık Türk sarapları da giriyor. Dokuz Türk sarabı ünlülerin sofrasında
Türk sarabı 40 ülkede, dokuz Michelin restoranına girdi. Dünyanın en prestijli restoranları olan Michelin restoranlarında, Petrus, Chablis, Chateau Margaux gibi dünyanın en ünlü saraplarıyla birlikte, Türk sarapları da servis ediliyor. Hollanda, İngiltere, Fransa ve ABD’de bulunan dokuz Michelin restoranın menüsünde, Kavaklıdere Firması’nın 18 ürünü de yer alıyor. Kavaklıdere sarapları Murahhas Azası Ali Basman, su anda dokuz Michelin restoranında olduklarını belirterek, “Ama bu sayı daha da artacak. Bu yıl icinde, bu rakam minimum 25 olacak” dedi. Hollanda’da 7, İngiltere’de 1, Fransa’da 1 Michelin yıldızlı restoranında Türk sarabı olarak yer aldıklarını kaydeden Basman, Michelin restoranlarına Türk sarabı olarak girmenin cok güzel oldugunu ancak isin listelere girmekle bitmedigini, secilmenin de cok önemli oldugunu söyledi. Basman, “Michelin restoranlarda dünyanın en ünlü sarapları bulunmak zorunda. O yüzden ansiklopedi gibi bir sarap listeleri var. Orada sarap secmek ciddi bir stres ve secilmeniz kolay bir is degil” dedi.
“Kavaklıdere olarak, 40 ülkede varız” diyen Basman, üretimlerinin yüzde 20′sini ihrac ettiklerini bildirdi. İhracat yaptıkları ülkeler arasında, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Belcika gibi pek cok Avrupa ülkesinin yanı sıra Finlandiya, Norvec gibi İskandinav ülkelerinin, Japonya, cin, Singapur ve ABD’nin de bulundugunu söyledi.
cakar Fenerbahce Penaltıları icin ne Söyledi
Metin Tekin: Umut tükenmez!
Fenerbahce’den gelen gol haberleri sonrası Trabzonsporlu futbolcuların sahadaki motivasyonunu nasıl buldunuz?
TRABZONSPOR maca cok hızlı basladı ve erken buldugu gollerle daha ilk dakikalarda 2-0′ yakaladı. Fenerbahce’nin gol haberlerinin etkisi önce tribünlere yansıdı. Kadıköy’den gelen bu haberler oyunun son bölümlerinde ciddi sekilde kendini gösterdi. Eminim ki senol Günes puan puana süren bu yarısta futbolcularının kendi oyunlarına konsantre olabilmeleri icin gerekeni yapıyordur. Ama tabii ki sahadaki oyuncuların böyle bir yarısta diger macı düsünmelerini tamamen engelleyemezseniz. Ben son macta bu durumun kendini daha fazla hissettirecegini düsünüyorum.
Trabzonspor’da cezalı olan Burak’ın Karabükspor macında forma giyemeyecek olması takımı nasıl etkiler?
BU sezon müthis bir patlama yapan Burak’ın olmaması önemli bir eksiklik. Ancak son hafta öyle bir maca cıkıyorsunuz ki her ne olursa olsun kazanmak zorundasınız. Bu tür karsılasmalarda artık isimlerin önemi kalmaz. Sanırım senol Günes tercihini Alanzinho ya da Engin’den yana kullanacaktır.
Bütün cagrılara ragmen Avni Aker’de tribünler dolmadı. Kadıköy’de ise bos yer yoktu. Bunu nasıl degerlendiriyorsunuz?
SANIRIM takımın 9 puan öndeyken bu duruma gelisi Trabzonsporlu taraftarları biraz demoralize etmis olabilir. Ayrıca hafta boyunca tribünlerin dolmayacagından ve satılmayan biletlerden bahsedildi. Ama Trabzonspor seyircisi takımlarının bu sezon cok iyi bir performans gösterdigini ve futbol oyununun tahmin edilemez oldugunu unutmamalı. Sezonun son düdügü calana kadar sampiyonluk umudu vardır ve bu ihtimal onları tribüne tasımalı.
Ben gecen haftaki yazımda dünkü macların Trabzonspor ve Fenerbahce icin cok kolay gececegini belirtmistim. Tahmin ettigim gibi de oldu. Ancak son haftada oynanacak olan karsılasmalarda stres tavan yapacaktır, bu da futbolu etkiler.
Sitemiz CanlıSohbet Canlı Chat ve Sohbet Odaları aramalarında " Google " tarafından desteklenmektedir... iLetisim: YaLiN@Minic.Gen.TR
