Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi Ekonomi

Parola: Büyük ekonomi

Parola: Büyük ekonomi
HAZAL ATEŞMEHMET NAYIRSAFURE CANTURK17.04.2011Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve uzun vadeli seçim beyannamesini açıkladı. 2011-2023 dönemini kapsayan beyannamede Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş ve zengin ülkeleri arasına sokacak somut hedefler var

Başbakan Tayyip Erdoğan, 12 Haziran 2011 Seçimi için hazırlanan Seçim Beyannamesi’nde “Büyük Ekonomi” hedefine vurgu yaptı. “Yapamayacağımızı vaat etmedik, hayal ticareti yapmadık, popülizme tevessül etmedik” diyen Erdoğan, Cumhuriyetin 100. Yılı için kişi başına 25 bin dolar milli gelir, 2 trilyon dolara ulaşan ekonomi, 500 milyar dolar ihracat, dünyanın 10 büyük ekonomisi arasında giren Türkiye vizyonu çizdi. İMKB’yi küresel şirketlerin de yer aldığı bir modele taşıyacaklarını söyleyen Erdoğan, İstanbul’un, 10 büyük finans merkezinden biri olacağını açıkladı.

EKONOMİK DİSİPLİN SÜRECEK
“Türkiye Hazır. Hedef 2023″ başlığı ile tanıtılan seçim beyannamesi “Daha düşük faiz, daha düşük enflasyon” parolası üzerine kuruldu. Ekonomide disiplini tavizsiz bir şekilde sürdüreceklerini belirten Erdoğan, konuşmasını “İstanbul 2023′te dünyanın ilk 10 finans merkezi arasında olacaktır” diye sürdürdü ve ekledi: “İMKB’de işlem gören Türk şirket sayısı 1000 olacak, yabancı şirket sayısı Türkler’den fazla olacak.” Başbakan Erdoğan konuşmasının önemli bir bölümünü ekonomik hedeflere ayırdı. “Şu anda kişi başına milli gelirin 10 bin doları aştığı bir Türkiye’deyiz. Kamu net borç stokuna oranıu yüzde 70 civarındaydı, şimdi yüzde 45′deyiz” değerlendirmesini yaptı. Beş ana başlıktan oluşan beyannamenin ikinci ana başlığı “büyük ekonomi” oldu. Ekonominin sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ettiğine vurgu yapan Erdoğan, “Dünya küresel finans kriziyle mücadele ederken yüzde 8.9 ile büyümemiz manidardır. 85 yıl boyunca büyük dönüşüm gerçekleştirdik. Girdiğimiz seçimlerde popülizme girmedik. Ekonomik göstergelerin dengeli bir şekilde seyretmesi Türkiye’nin alışık olmadığı bir durumdur. Ekonomide disiplini tavizsiz bir şekilde sürdüreceğiz. Daha düşük enflasyou göreceğiz” dedi.

Milli Tank
Milli Uydu
Milli Uçak
Daha önce ithal edilen savunma sanayi ürünlerinin, artık Türkiye’de üretildiğini anlatan Erdoğan, “Piyade tüfeği üretemiyorduk. Askerimizin kullanacağı piyade tüfeği, milli tankımız olan ‘Altay’ın konsept tasarımı tamamlandı. “Anka” isimli, insansız hava aracı deneme uçuşlarına başladı. Bu sayede ABD ve İsrail’den sonra bu teknolojiyi kullanan 3. ülkeyiz. İlk savaş helikopterimiz olan ‘Atak’ helikopterinin tüm yazılım ve tasarımları bitti, prototip üretim safhasına geçildi” dedi. Erdoğan, 2023 yılında stratejik alanlarda üretim hedeflerini, “milli tank, milli uydu, milli uçak” olarak sıraladı. 2023 yılında sivil ve askeri alanda kendi milli tüfeğini, topunu, tankını, helikopterini, uçağını, insansız hava araçlarını, uydularını tasarlayan ve üreten bir Türkiye hedeflendi.

Türkiye Ekonomisi,Ekonomi Türkiye,Türkiye Dış Borcu,Turkiye,Ekonomi,Turkiyenin geliri,Milli Hasılatı,milli guc,Milli uydu,Milli Tanklarımız,Milli savunma Bakanlığı,

Ekonomi Sohbeti

Ekonomide sıkıntılı bir durum yok
SÜLEYMAN YAŞAR07.03.2011Ekonomiyi yönetenlerin son açıklamalarından ve değerlendirmelerinden anlaşılıyor ki, önemli bir sıkıntı yok. Tek kötü gösterge ise cari açık. Bu sorunu düzeltmek için de sıkı para politikası uygulanıyor. Bu politikadan şikâyetçi olan bankalar, Hükümet’e ve Merkez Bankası’na kızıyor

Artık iyice anlaşıldı ki, Hükümet ekonominin ısınmasını istemiyor ve 2011 için en fazla yüzde 5′lik bir büyümenin yeterli olduğunu düşünüyor. Çünkü Hükümet şunu biliyor ki, artan kredi hacmi ve çoğalan tüketim, ekonominin büyüme hızını yükseltirken cari açığı da hızla çoğaltıyor. Cari açığın artması ise G-20′de karara bağlanan gösterge kriterlerine uymuyor. İşte bu nedenle ekonomi yönetimi, bankaların kredi vermelerini engellemek için dört aydır sıkıştırıcı tedbirler alıyor. Merkez Bankası, bankaların mevduat munzam karşılıklarını yükselterek kullanılabilir para miktarını azaltıyor. Bankalar, Merkez Bankası’nın bu sıkı politikasından şikâyetçi. Kızgınlıklarını, “Hükümet büyümemizi engelliyor” diye dillendiriyorlar.

“Önlem alıp bankaların riskini azaltıyoruz”
Geçen cuma günü Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve Başkan Yardımcıları Erdem Başçı ve Mehmet Yörükoğlu, İstanbul’da bazı köşe yazarlarıyla yemekte buluşup, gündemdeki bu konuları tartıştılar. Başkan Yılmaz, son dört ayda munzam karşılıklar yoluyla bankalardan 46 milyar lira çektiklerini söyledi. Böylece yeni kredi miktarını sınırlarken, “karşılık artırmak yoluyla bankaların risklerini azalttıkları için banka değerlerini de yükselttiklerini” belirtti. Yani banka ortaklarının servetlerinin yükseldiğini, bu durumdan şikâyetçi olmamaları gerektiğini belirtti. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise, G-20 toplantılarında, “kamu açığı,kamu borcu, dış ticaret dengesi, özel sektör rezervleri” gibi ülke bazında gösterge kriterlerinin Kasım 2011′den itibaren devreye gireceğini açıkladı ve herkesi dikkatli olmaya çağırdı.

Tek sorun cari açıktan
Ekonomiyi yönetenlerin bu son açıklamalarından ve değerlendirmelerinden anlaşılıyor ki, ekonomide önemli bir sıkıntı yok. Tek kötü gösterge cari açıktan geliyor, onu da kısa sürede çözmek mümkün değil. Babacan’a göre, enerji hammaddesi ithalatını azaltmak için nükleer santrallerin devreye girmesini beklemek gerekiyor. Bir de unutmadan belirtelim, Babacan “2010′da 1.3 milyon ek istihdam yaratıldığını, son verilere göre artan ithalatın dahilde işleme rejimi çerçevesinde gelen ithal malları olduğunu ve bunun ihracata yansıyacağını söylüyor ve “12 Avrupa ülkesinin risk primlerinin Türkiye’nin üzerinde olduğuna” dikkat çekiyor.

New York borsası gibi birleşme İMKB’de de olur
Köşe yazarlarıyla yemekte, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın belirttiği bir diğer önemli konuya gelince… Babacan, İMKB’yi halka açacaklarını, Sermaye Piyasası Kurulu’nun, İMKB’nin halka açılması için mevzuat çalışmalarını son aşamaya getirdiğini açıkladı. Böylece Frankfurt ve New York borsası birleşmelerinin Türkiye’de de olabileceğini ve İMKB’nin Balkan ülkeleri borsalarıyla hemen birleşebileceğini dile getirdi.

Petrol fiyatının yaptıkları
Bakan Ali Babacan, Türkiye’nin Orta Vadeli Program’da 2011 yılı makro dengesi bu çerçevede kurulurken, kredilerin yüzde 25 artacağı, büyümenin yüzde 4.5, enflasyonun yüzde 5.5, ham petrol varil fiyatının 80 dolar ve cari açığın milli gelire oranının yüzde 5.4 olacağı varsayımına dayandıklarını söyledi. Babacan, kredi artışı yüzde 25 değil de yüzde 30 olursa, cari açığın milli gelire oranının yüzde 7.4 olacağını ve bunun da G-20 kriterlerine uymayacağını ileri sürdü. Ayrıca en önemli risk faktörünün, petrol fiyatlarındaki yükselme olduğunu belirterek, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın dış ödemelere 4 milyar dolar ek yük getirdiğini söyledi.

Kısa vadeli çıktı uzun vadeli para geliyor
Gelelim alınan son ekonomik önlemlerin etkilerinin ekonomi bürokrasisince nasıl değerlendirildiğine… Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı, Amerikan Merkez Bankası, geçen kasımda ilave 600 milyar dolarlık hazine kâğıdı almaya karar verince, piyasaya çıkacak bu ilave dolarların, Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini azaltmak için borç verme ve borçlanma faiz oranları arasındaki bandın genişletilmesine ve politika faiz oranının düşürülmesine karar verdiklerini ve munzam karşılık artırma önlemlerini aldıklarını belirtti. Faizleri daha fazla indirdikleri takdirde kredi patlaması yaşanacağını, bu nedenle kredileri düzenlemeye çalıştıklarını ifade etti. Sıcak para etkisini en aza indirmek için, gerekirse ilave tedbirler alacaklarını duyurdu. Merkez Bankası Başkanı Yılmaz ise sıcak paraya karşı alınan tedbirler sonucunda, Türkiye’yi terk etmiş olan 10 milyar doların bir kısmının Türkiye’ye geri döndüğünü ama tam olarak ne kadarının döndüğünün mart sonu ve nisan başında belli olacağını söyledi. Önceki gün bir gazetede 10 milyar doların tamamının geri döndüğü belirtilse de, toplantıda anlatılan bu değildi. Öte yandan Merkez Bankası dün bir ek açıklama yaparak, çıkan 10 milyar dolarlık kısa vadeli paranın yerine gelenlerin uzun vadeli Hazine tahvili aldığını söyledi.

Korkutan kayıp

Korkutan kayıp
Bankaların değeri 37 milyar $ eridi, reyting korkusu başladı
24 Ocak 2011 Pazartesi, 09:13:15
Korkutan kayıp

Merkez Bankası’nın sıcak paraya karşı aldığı faiz indirimleri ve munzam karşılıkların artırılması önlemlerinin bankaların kârını eriteceği beklentisi borsadaki bankaların değerini 2 aylık zaman diliminde 37 milyar dolar eritti. Piyasa değeri düşen bankalar, bu durumun reytinglerine yansıyabileceğini bunun da yurtdışından alınan kredi faizlerine ve yeni bir enstrüman olarak kullanmaya başladıkları yurtdışı tahvil ihraçlarına yansıyacağı endişesinde.

Merkez Bankası’nın özellikle Avrupa’da patlayacak krize karşı aldığı sıcak para önlemleri bankaların piyasa değerlerini adeta vurdu. Ekim ayında mevduat munzam karşılıklarına verilen faizlerin kesilmesi ve ardından faiz indirimleri ve zorunlu karşılıkların artırılması yoluyla dışarıdan gelecek kısa vadeli portföy yatırımlarının önünün kesilmesi diğer yandan içeride kredi maliyetlerini yükselterek ekonominin ısınmasını önlemek amaçlı önlemler bankaların kârına olumsuz yansıyacağı için yatırımcılar bankacılık hisselerinden kaçtı.

Bunun sonucunda yaklaşık 2 aylık zaman diliminde bankacılık hisseleri yüzde 20 civarında eridi. İki aylık zaman diliminde dolar kurunun da 1.41’den 1.57’ye kadar tırmanması dolar bazında bankaların piyasa değerlerini tam 37 milyar dolar eritti. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören 15 bankanın piyasa değeri 9 Kasım 2010’da 142 milyar dolarken bu rakam 104 milyar dolara kadar geriledi.

REYTİNG VE FAİZ ENDİŞESİ
Banka hisselerinin ve piyasa değerlerinin 37 milyar dolarlık kaybı banka yöneticilerini farklı bir endişeye sürükledi. Şimdiye kadar güçlenen ve piyasa değeri sürekli artan banka değerleri eriyince uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının bu kaybı dikkate alıp bankaların notunun düşürülmesi banka yöneticilerinin yeni korkusu haline geldi. Çünkü bankalar yurtdışından kullandıkları sendikasyonlar başta olmak üzere tüm kredilerde faiz oranları belirlenirken kredi notlarına bakılarak karar veriyor. Böylece son yıllarda

Türkiye’nin de artan kredibilitesi ile yurtdışından aldıkları kredi maliyetleri bir çok ülke bankasının altına gerileyen bankalar, piyasa değerindeki bu erimenin kredi maliyetlerine yansıyabileceğini ifade ediyor.

‘BÖYLE BÖLGESEL AKTÖR OLUNMAZ’
Yurtdışına tahvil ihraç eden bankacılık çevreleri tahvil ihracında yapılacak olan borçlanmalarda da ihraçlara ilginin az faizin yüksek olabileceğinden çekiniyor. Bankacılar piyasa değerleri 5’te bir oranında azalan bankalarda bu gerilemenin özkaynaklarını erittiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar güçlü bankacılık sektörü nedeniyle Türkiye’ye gelip yatırım yapan ister doğrudan yatırımcı ister uzun vadeli portföy yatırımcılarının da zayıflayan bankacılık sistemi nedeniyle kararlarını yeniden gözden geçirebileceğini kaydediyor.

BANKALARIN KÂR KAYBI 2.5 MİLYAR DOLAR
Bankaların şubelerinden harç alınması ile başlayan süreçte bankacılık sisteminin yaklaşık 2.5 milyar dolarlık bir kâr kaybı olacağı hesaplanıyor. Yaklaşık 500 milyon dolar şube harcı ödeyecek olan bankaların mevduat munzam karşılıklarına verilen faizin kaldırılması ile 1 milyar dolarlık kaybı olduğu ifade ediliyor. Son olarak yine zorunlu karşılık oranlarının ikinci kez artırılacağını da dikkate alan uzmanlar banka kârlarının bu nedenle de 1 milyar dolar civarında bir kayıp yaşayabileceğini ifade ediyor.

Rahim Ak’ın haberi – HT EKONOMİ

3.8 şiddetinde deprem

3.8 trilyon şiddetinde deprem
Merkez üssü bu defa ABD
11 Kasım 2010 Perşembe, 10:46:23

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

Dünya piyasaları durulmuyor, ekonomik krizin yaraları hala sarılamıyor. Ülkeler ve merkaz bankaları piyasalara hızla müdahalelerde bulunurken bu çoğu zaman yetersiz kalıyor. En son ABD’nin açıkladığı yeni kurtarma paketi de tartışılmaya devam ediliyor. Bunlar konuşulurken bir yandan da yeni öneriler gündemden düşmüyor. İşte bunlardan biri de dün geldi. Ve teleffuz edilen miktar oldukça büyük. Bazı yetkililer kararı olumlu bulurken bazıları da zamansız ve yersiz buluyor. Fakat bu tartışmalar gün geçtikçe alevlenecek ve ‘yeni dünya düzeni’ yeniden belirlenecek gibi.

ABD’de dün açıklanan planla, Başkan Barack Obama’nın heyetine ulusal harcamaların kısılması yönünde teklifte bulunuldu. Ulusal Mali Sorumluluk ve Reform Komisyon Eş Başkanı Erskine Bowles, bu kapsamda 3.8 trilyon dolarlık bütçe kesintisine gidilmesini teklif etti. Bu kesinti, İngiltere’de olduğu gibi, sosyal harcamalardan, sağlık harcamlarına, vergilerden savunma harcamalarına kadar birçok alanı kapsıyor.

Bu önlemler paketiyle yıllık bütçe açığının 1.3 trilyon dolardan yaklaşık 400 milyar dolara (2015 hedefi) düşürülmesi hedefleniyor. Ve böylece 13 trilon dolarlık devlet borcunun düşmeye başlayacağı öngörülüyor.

Matematiksel olarak bu sistemin çalışabileceği ifade edilirken, politik açıdan da bir çok sorunu beraberinde getirceği belirtiliyor. Plan kapsamında gaz vergisinin artması, savunma harcamalarının kesilmesi, çiftçiye verilen sübvansiyonlarda kesintiye gidilmesi, sağlık harcamalarının düşürülmesi hedefleniyor.

EMEKLİLİK YAŞI ARTACAK
Teklif edilen programda emeklilik yaş sınırına da vargu yapıldı. Bu kapsamda 2050′ye kadar yaş sınırının 68′e ve sonrasında 2075′e kadar da 69′a çıkarılması öngörülüyor. Meclis Başkanı Nancy Pelosi ise bu durumu ‘kabul edilemez’ bulduğunu ifade eti.

8 TRİLYON DOLAR
Gelecek 10 yıl içerisinde açığın 8 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Ve bunun da devlet borcunu 20 trilyon dolardan fazla artırabileceği konuşuluyor. Fakat bu plan hakkında görüş bildiren yetkililer “Hiç de zamanı değil” diyor.

Dünkü öneriyle, 10 yıllık bir sürede vergilerin toplamda 751 milyar dolar artması öngörülüyor. Ayrıca tarım sübvansiyonlarında da yıllık 3 milyar dolarlık bir kesinti olabilir.

Planla birlikte harcama kesintisinin 10 yılda 1.4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Sağlık tarafındaki kesintlerin ise 733 milyar doları bulması olası.

Yorumlar ..

düşük kurla herşeyi ithal eden türkiyeyi uzun vadede kriz bekliyor.abd batsın beter olsun diyeceğimize çözüm üretmeliyiz yoksa vergi artışıyla içki sigara zammıyla bu işi götüremeyiz..
Misafir 11 Kasım 2010 Perşembe 14:23

amerikanın batmaması için dua etmekten başka çare yok :) )) gözümüz gibi bakmamız lazım amerikaya, sonra dünyanın hali ne olur adamlar beceriksizler yönetemiyorlar :( ((
Misafir 11 Kasım 2010 Perşembe 14:17

beter olmasınlar
Misafir 11 Kasım 2010 Perşembe 14:15