Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi flash

burdur sohbet

Merhaba Arkadaslar Burdur Sohbet sitemize Hoşgeldiniz…

Burdur Sohbet Burdur’da Sadece Burdur Halkına Özel, Chat, Sohbet, Ask, Sevgi, OnLine Oyunlar, Güzel Sözler, Astoloji, Cinsellik, Sms Sözleri, Animasyon, Ziyaretçi Defteri, Flash,Nette Canli Tv Izleme Imkani, Oyunlar,Ask Testi Vs. Mevcut Olub, Canlı Sohbetimizden Faydalana Bilirler… Burdur Halkından Bay ve Bayanlardan Ricamıs Sitemizde, Seviyeli Sohbet ve Sıcak Sohbet Ortamını Canlı sohbet Olarak Yaşamalarını Temenni Etmek.. Sohbet Parkı Olarak Keylifli Sohbetler Dileriz..

pkk’ya dur demenin yolları!

Türkiye üst üste gelen şehit haberleriyle sarsıldı. Uzmanlar ise terör ile net mücadele için izlenmesi gereken yolu tarif etti.

Türkiye’nin kanayan yarası terör yeniden tırmanışa geçti. Anayasa değişiklik teklifinin TBMM’de kabul edildiği döneme denk gelen Nisan ayı ve Mayıs ayı başındaki hain saldırılarda toplam 17 askerimiz şehit düştü. 1984 yılında Eruh baskınıyla gündeme gelen kanlı terör aradan geçen 26 yıla rağmen bir türlü bitirilemedi. Askerlerimiz bunca yıllık acı tecrübeye rağmen terörün başladığı yıllarda olduğu gibi mayına basarak, karakolun baskına uğraması sonucu, operasyonda çatışmaya girerek ya da taciz ateşleri sonucu şehit düştü. Gelinen aşama terörle mücadele yöntemini yeniden gözden geçirmenin gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bugün’ün görüştüğü uzmanlar profesyonel ordunun terörle mücadelede önemine dikkat çektikleri gibi teröre karşı bundan sonra izlenecek yöntemle ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu.

Sorun ordunun ötesinde
Yrd. Doç. Dr. Emre Uslu, toplumun genelinde profesyonel ordu konusunda bir konsensüs olduğunu söyledi. Son bir yıl içerisinde komandoların daha geriye çekilip uzman çavuşların müdahale etmesinin bunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Uslu, “Terörü önlemek için öncelikle mantığın değişmesi gerekiyor. Sadece askeri yöntem çözüm olmaz deniliyor fakat bunu söylerken bile arkasında nelerin yapılması gerektiğini belirten adımlar atılmıyor. Bu kimlik sorununun teröre dönüşmüş halinden ve terör örgütünün mobilizasyon gücünü nasıl engelleyeceğimize ilişkin siyasal tedbirlerin neler olduğu konusunda bir şey yok. Bu sorun ordunun ötesinde bir şey. Profesyonel ordu terörü çözmek için gerekli, belki daha az şehit verebiliriz. Ama bu tek başına yeterli değil” ifadelerini kullandı.

Sinek avlamak gibi olur
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil de profesyonel ordunun her halükarda gerekli olduğunu söyledi. Köylü taburlarıyla, süngü hücumları yaparak askeri bir zafer kazanılmayacağının açık olduğunu ifade eden Ergil, “Mesleği asker olanların bu işi yapması lazım. Terörizm askeri olmaktan çok siyasi bir mücadele tarzıdır. Toplumsal, ekonomik, kültürel sorunlara hiç eğilmeden sadece askeri açıdan bu işin üstüne gitmek bir topla sinek avlamak gibi olur. Çözümü dağda arayan stratejik olarak kaybetmiş demektir. Terörizme giden yolu geri doğru sarmak lazım” diye konuştu.

istihbarat alınabiliyor ama önlenemiyorsa…
Terör ve Güvenlik Stratejisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Maya Arakon, ayrılıkçı terör örgütlerine karşı mücadelenin profesyonel timler ile yapılması gerektiğini belirtti. Bunun siyasi varlık sebebinin de terör örgütünün ayakta kalamaması için kaldırılması gerektiğini ifade eden Arakon, “Örgütler davalarında halkı kazanmaya çalışırlar. O nedenle devletin vereceği hizmetlerle halkı bu örgütlerin pençesinden kurtarmak gereklidir. Geçmişte siyasi ve kültürel anlamda büyük hatalar yaptık. Bu aslında bildik bir kaosun yeniden gündeme getirilmesidir” dedi.

Kaos ortamı için…
PKK ile ortak bir Ergenekon uzantısının olduğuna dikkat çeken Arakon, şöyle konuştu: “İstihbarat alınabiliyor ama önlenmiyor. Demek ki bu çatışmaların önlenmesini istemeyen bir odak var devletin içerisinde. Onun bulunup yok edilmesi gerekiyor. Son bir ayda 17 şehit haberi geldi. Üstelik de Kürt açılımı yapıldıktan sonra böyle bir şey olması. Hem bu Kürt açılımı konusunda AKP’nin elini bu konuda zayıflatmak hem de bu kaos ortamında Anayasa’ya ‘evet’ oyu verecek olan kamuoyunu da ‘hayır’a çekmeye çalışan bir çaba görüyorum bu eylemlerin altında.”

Süngüyle savaşmıyoruz
780 bin kişilik bir ordunun içerisinde eline silah almamış bir çoğunlukla mücadele edildiğini ifade eden Maya Arakon, “Bunları dağlık alanda terörist avına sürerseniz bu illaki can kaybı ile sonuçlanır. Acilen ordunun küçültülmesi ve profesyonelleştirilmesi gerekiyor. Milli duygular zayıflayacak görüşüne de inanmıyorum. Elimizde süngüyle Malazgirt meydan muharebesini yapmıyoruz. Teknolojiye hakim olmamız lazım. Orduya yapılan harcama Güneydoğu’ya yatırım olarak yapılmış olsaydı ne Kürt sorunu ne de PKK terörü baş edilemez bir noktaya gelmiş olurdu” değerlendirmesinde bulundu.

Terör örgütünü aynı taktikle yok etmeliyiz
Terörle mücadelede etkin olarak görev almış askerler, verilen kayıplarla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Askerler terör örgütüne karşı düzenli orduyla değil aynı yöntemle mücadele etmenin önemine dikkat çekti. Emekli Jandarma Yüzbaşı İrfan Çalışkan, terörü yok etmek için karşıdaki silahlı gücün uyguladığı taktikleri aynen uygulamak gerektiğini söyledi. Teröristlerin hiçbir zaman görüntü vermeyen ve her yerde olduğunu ifade eden Çalışkan, “Görev yaptığım yıllarda da bir metot vardı. Arazide sürekli bulunma. Kuvvetlerin bir kısmı sabit karakollarda bulunurken daha dayanıklı olanı da sürekli arazide kalırsa teröristler tedirgin olur. Bıkkınlık meydana getirir ve lojistik desteklerine de ulaşamazlar” dedi.

“Yaklaşık 50 bin kişilik bir kuvveti sürekli arazide tutabilmeliyiz” diyen Çalışkan şöyle konuştu: “Ele geçen teröristler kendileri ifade etti. Operasyon 3 gün daha süre teslim olacaktık yiyecek depolarımız askerlerle doluydu diyorlardı. Biz araziyi boşaltınca rahatlıyorlar yeniden eylem planları yapıyorlar. Biz dönmeme iradesini göstersek kayıplar daha aza düşer. Bunu yapacak kuvvet profesyonel olabilir. Mehmetçik bunu yapamaz.”

Güvenlik ayağı sorunlu
Emekli Kurmay Binbaşı Kemal Şahin, ordunun eğitimsiz olduğu tartışmalarının 26 seneden beri yapıldığını söyledi. Son günlerde yaşanan terör olaylarının Anayasa değişiklik çalışmaları ve demokratikleşme faaliyetlerini provoke etmeye yönelik olduğunu ifade eden Şahin, “Demek ki olayların neden yapıldığı belli. Tamam bizim askerimiz amatördür, zaman zaman eğitimsizlikten dolayı zayiatlarımız olmuştur ama canla başla mücadele verildi. Bu PKK ve Ergenekon’un provokasyonlarıdır. Profesyonel ordunun faydaları ve eksiklerinin tartışılması lazım. 26 seneden beri terörle mücadelede askeri olarak bir sıkıntı var. Siyasi, sosyal, ekonomik ayakları topal ve askeri tedbirler yetmiyor diye şikayet edilirdi. Şimdi bütün ayaklar oldukça iyi ama güvenlik ayağı açısından sıkıntı var. Bunu yürüten kurumlar başbakanlığın elinde hesabını sorsunlar.”

Komutanlar düşünmeli
Karakol baskınlarını değerlendiren emekli Kurmay Albay Mahmut Sancak da TSK’nın 26 senelik bir terörle mücadele tecrübesine sahip olduğunu hatırlattı. Sancak, eksikleri ise şöyle anlattı; “84′te Eruh’u basarak bu eylemi başlatan adamlar 2010′da bir karakol basıyorsa silahlı kuvvetlerin düşünmesi lazım. Askerlerimiz PKK’nın arkasından koşacakken bulunduğun yerde baskın yiyiyorsun. Yani örgüt her geçen sene tecrübe kazanırken biz acemi askerleri çıkartıyoruz. Yazık yani pırıl pırıl gençler, hepsi de fakir ailelerden şehit oluyor. Komutanların elini şakağına koyup düşünmesi gereken çok şey var. Geçmiş olaylardan ders alınmamış gibi bir durum var.”
Bugün

Anneler gününde en ağır hediye!

Türkeli Mahallesi’ndeki evinde, Anneler Günü’nde oğlunun cenazesini beklerken ağıtlar yakan anne Seçil Can’ı ne yakınları, ne kocası Güngör Can, ne de çocukları İkbal, İlkay ve Mete teskin edebildi.

Acı haberi aldığı günden beri evi yakınları ve vatandaşların akınına uğrayan Can, ”Oğlum daha 23 yaşındaydın, sana doyamadım bile. Her Anneler Günü’nde elimi öpemesen bile telefonla arar, kutlardın. Bugün Anneler Günü’mü böyle mi kutlayacaktın. Şimdi elimi öpmeni değil, cenazeni bekliyorum kınalı kuzum. Ben seni öpmeye kıyamazdım, senin canını nasıl aldılar. Daha mürüvvetini bile göremedim” diyerek sinir krizleri geçirdi.

Oğlunun yaklaşık 15 gün önce izinli olarak evine geldiğini, 13 gün kaldığını, hasret giderdiklerini dile getiren Can, oğluyla son görüşmelerini şöyle anlattı:

”Ölümü sanki içine doğmuştu. Zaten melek gibiydi, kimseyi kırmaz incitmezdi. Hatta, bir arkadaşından daha önce aldığı borç parayı da ödemiş, ‘hakkını helal et’ demiş. Öldüğü gün telefonda görüştüm, iyi olduğunu, telefonların sürekli çekmediğini söyledi. Zaten hep o bizi arardı.”

Şehidin babaannesi Lütfiye Can (65) ise torunu için gözyaşı dökerken, teröre lanetler yağdırdı.

Bu arada, Kozan ilçesinin birçok yerinde vatandaşlar, evlerinin ve iş yerlerinin önünü, cadde ve sokakları Türk bayraklarıyla donattılar. Kozan Belediyesi de şehir merkezindeki bir binaya dev boyutta bir bayrak astı. Şehir içi dolmuş sürücüleri de araçlarına siyah kurdele ve Türk Bayrağı asarak, Kozan şehidini uğurlamaya hazırlanıyor.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Metin Can’ın, cenazesi bugün Kozan’da Hoşkadem Camisi’ndeki törenin ardından şehitlikte toprağa verilecek.

KAYSERİ’DE ŞEHİT ANNELERİ, OĞULLARININ MEZARLARINI ZİYARET ETTİ

ŞEHİT ANNESİ ŞEVKİYE AKTUNÇ: ”O BANA GELEMEDİ, BEN ONA GELDİM”

Kayseri’de şehit anneleri, oğullarının mezarlarını ziyaret etti.

Anneler Günü’nü buruk kutlayan şehit anneleri, çocuklarının mezarlarını ziyaret edip çiçek bıraktı.

Kartal Şehitliğine gelen şehit annesi Şevkiye Aktunç, oğlu Bekir Aktunç’un mezarını okşayıp fotoğrafını öptükten sonra karanfil bıraktı.

Oğlunun sağlığında her Anneler Günü’nde kendisini hatırladığını belirten Şevkiye Aktunç, ”O bana gelemedi, ben ona geldim. Oğlum sağ olsa şimdi yanımda olacaktı, elimi öpecekti 10 yıldan beri her bayramda, her Anneler Günü’nde onu yalnız bırakmıyorum, mezarını ziyaret edip hasret gideriyorum” dedi.

Şehit annesi Sebahat Vurgan da ”Oğlum bu vatan için öldü. Şu an yanımda onu hissediyorum. Mezarını devamlı ziyaret ediyorum” diye konuştu.

Tunceli’nin Nazimiye ilçesindeki Sarıyayla Jandarma Karakolu’na 30 Nisanda teröristlerce düzenlenen baskında şehit düşen uzman çavuş Kemal Koçyiğit’in annesi Nazmiye Koçyiğit de oğlunun mezarını ziyaret etti.

Nazmiye Koçyiğit ”Kemal’im, yiğidim, aslanım. Sana nasıl kıydılar” diye ağlayarak oğlunun mezarını öptü.

Türk Anneler Derneği Kayseri Şubesi üyeleri ile Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kayseri Şubesi üyeleri de mezarlara karanfil bırakıp annelerin acılarını paylaştı.

Kanada’da Türklere yapılan hakaret cezasız kalmadı!

Coffe Time adlı kahve işletmeleri zincirinden birini işleten Sieu Yien Tay, sırf Türk olduğu gerekçesiyle dükkanından kovduğu Selçuk Zuper Direk’e 15 bin dolar tazminat ödemek zorunda kaldı. Şahsından özür dilenmesini yeterli bulmayan Direk, tüm Türklerden özür dilenmemesi halinde Coffee Time merkezine daha büyük bir tazminat davası açmaya hazırlanıyor.

40 yıldır Kanada’da yaşayan 64 yaşındaki Kıbrıs Türkü Direk, Tay’ın sadece şahsına değil tüm Türklere hakaret ettiğini belirterek, Coffee Time merkezi tüm Türklerden resmen özür dileyene kadar hukuki mücadelesini sürdüreceğini söyledi.

Cihan’a konuşan Direk, Ceza alan Coffee Time sahibinin işletme lisansının, zincirin merkezi tarafından iptal edilmesi veya üç ay içinde dükkanı devretmesi gerektiğini vurguladı. Ocak 2010 başında sonuçlanan davadan tazminatını alan Direk, üç ay geçtiği halde aynı işletmecinin dükkanı çalıştırmaya devam etmesinden dolayı Coffe Time merkezinin bu sefer tüm Türklere hesap vermesinin zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.

On yedi yıldır Coffe Time’ın müşterisi olan Selçuk Zuper Direk’in mücadelesi, Ağustos 2007′de dükkan sahibinin eşinin Direk’i “Defolun, Türklerden nefret ediyorum, onları dükkanımda istemiyorum.” diye kovmasıyla başladı. Direk, “Haftada en az dört defa bu dükkana gelir, her defasında 15 veya 20 Kanada doları harcar ve mutlaka bahşiş bırakırım. Burası bir çok Türkün gelip gittiği bir bir yerdir. Beni kovanlar dükkanın üçüncü sahipleri, on yıldır işletiyorlar ve beni çok iyi tanıyorlar. Bizi herkesin ortasında kovunca kendimi çok kötü hissettim.” diye konuştu.

İşletme sahibinin kendisini dışarı attırmak için polis çağırdığını ve hakaretleri polisin yanında da sürdürdüğünü belirten Direk, “Bunun üzerine polisten rapor tutmasını istedim. Önce Coffe Time merkezine şikayet mektubu yazdım. Eşzamanlı olarak Kanada İnsan Hakları Ayrımcılık Komisyon’una da olayı bildirdim. Coffee Time merkezinden gelen kuru özür mektubunu yeterli bulmadım ve Komisyon’un tavsiyesi üzerine şikayetçi oldum. Avukatıma gidip ilgili kişi hakkında tazminat davası açtım.” dedi.

İki yılı aşkın süren dava sonunda 15 bin dolar tazminat almaya hak kazanan Direk, “Amacım bu değildi. Coffee Time zinciri kurallarına göre normal şartlarda üç ay içinde lisansı elinden alınması gereken Sieu Yien Tay, hiçbir şey olmamış gibi halen işinin başında. Üstelik tüm Türklerden resmen özür dileyen bir açıklamayı kamuoyuna henüz yapmadılar.” şeklinde konuştu. Selçuk Zuper Direk, şimdi Coffee Time’ın genel merkezine de yüklü bir tazminat davası açmaya hazırlanıyor.