Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi hakan şükür yorumu

Galatasaray’ın hala şansı var

Galatasaray’ın hala şansı var

Deplasman fobisi yenerlerse, böylesine kötü geçen bir sezonu rakiplerinin de katkısıyla şampiyon kapatabilir.

Kötü sonuçlar, böylesi bir kadronun futbolsuz günleri, seyircinin beklentilerine karşılık vermedi. Bunun neticesinde haklı olarak, hafta boyunca konuşulan protesto eylemi ve tepkiler, oynayan ve kenarda oturan futbolcuların üzerinde yoğunlaştı. En büyük tepkiyi ara transferde büyük ümitlerle gelip, taraftarın çok şey beklediği Jo aldı. Sahadakilerin çok karışık duygular içinde, çok sakin ve büyük moral bozukluğuyla oynadığını gözlemledik. Rakibin yaşadıkları da onları en az Galatasaray kadar moralsiz kılmıştı. Bu durum Galatasaray adına avantajdı, çünkü karşısında motive bir rakip yoktu. Metin Aktaş’ın sakat sakat oynaması, stoperlerinden Diallo’nun mecburiyetten oyuna girip, iki günlük antrenmanla sahaya çıkması… Baros’un çabukluğuna önlem almak amacıyla mevkisi dışında Burak’ın oynatılması ve bu oyuncunun pozisyon hataları nedeniyle Çek yıldızın iki gol bulması, konuk ekibin yaşadığı olumsuzlukların meyvesiydi. İlk yarıda Keita’nın iki şık ortası ve Baros’un golleriyle avantaj yakalandı.

Rijkaard’a güven, futbolculara tepki doğal
Çok az pozisyon dışında hemen hemen hiç görmediğim Arda ve Giovanni bu tepki dolu ortamdan etkilenmiş olmalılar ki, yeteneklerini sergileyemediler. Ama keşke dün geceki gollerden sonraki sevinç görüntülerini keşke bundan önceki maçlardan önce motivasyon konuşmalarına çevirip, bu tepkilere maruz kalmasalardı. Taraftarın, Rijkaard’a güveni, futbolculara tepkisi doğal görülebilir. Zirvedeki iki rakibinin de puan kaybettiği haftada Galatasaray, seyircisinin çok daha farklı belki de olumlu tepkisi altında Diyarbakır karşısına çıkabilirdi. Hali hazırda yarışta sürekli değişen tablonun meydana getirdiği bu çelişkili durum Galatasaray seyircisine bir nebze de olsa umut veriyor. Ama şampiyonluk mücadelesinde ipler Sarı-Kırmızılılar’ın elinde değil. Deplasman fobisi yenerlerse, böylesine kötü geçen bir sezonu rakiplerinin de katkısıyla şampiyon kapatabilir.

Jo zaferi nerede kutlayacak!
Diyarbakırlı futbolcular adına çok üzgünüm. Onları seyrederken farklı duygulara kapıldım. Ne şartlar altında olduklarını, dışarıdan kestirmek çok zor ama o sahadan çıkan biri olarak gördüğüm kadarıyla yaşadıkları hakikaten çok üzücü. Uzun zamandır ekonomik açıdan zor günler yaşamaları, kendi taraftarları önünde maça çıkamamaları, futbol adına sahada bir zevk alamayışlarını beraberinde getiriyor. Kafaları o kadar karışık ki, kalesinden defansın her hattına kadar, belki de amatör bir takımın yapmayacağı hataları yaparak, maçı çok erken kaybettiler. Bu duygusal şartlar doğrultusunda bundan sonra da işlerinin çok kolay olmadığını düşünüyorum. Bu durumu kim sağladıysa, böyle olmasını kim istediyse gözü aydın diyorum… Bu arada Jo, bu galibiyeti bu akşam nerede kutlayacak onu da gerçekten çok merak ediyorum.

Kalecilerin maçı olur

Kalecilerin maçı olur

İki tarafın da oyun anlayışlarının sonucu olarak uzatmalara, hatta penaltılara gidecek bir final olarak görüyorum.

Telafisi olmayan tek maç… Fenerbahçe 26 yıldır alamadığı kupa için sezonun sonu olması nedeniyle her şeyini verecektir ama oyun ilkesinden vazgeçmeyecektir. Oyunu tutup, kontrollü bir futbol oynayacağını düşünüyorum. Trabzonspor ise kupada varolmanın zorluklarını uzun zamandır ligde yaşadı ve Süper Lig’i az da olsa geri planda bıraktı. Bu bakımdan her şeyiyle maça asılacak bir Trabzonspor takımı olacak sahada… Fenerbahçe’nin olası bir kayıp halinde mazereti var, o da lig şampiyonluğu. Ama Trabzon’un böyle bir alternatifi yok. Kazanıp, en azından Şenol Güneşli dönemde başarılı olarak, sezonu tamamlamak isteyecek.

90 dakikada bitmez
Bu tip maçları oynamaya daha alışkın taraf Fenerbahçe. Diğer taraftan Trabzonspor’un başka şansının olmaması da karşılaşmayı çok çekişmeli bir hale getirecek. İki tarafın da oyun anlayışlarının doğal sonucu olarak uzatmalara, hatta penaltılara gidecek bir final olarak görüyorum. Kalecilerin maçı olabilir.

Galatasaray’da otorite boşluğu

Galatasaray’da otorite boşluğu

Üzülerek söylemeliyim ki sadece Arda’ya endeksli bir Galatasaray var. Bunu attığı goller için söylemiyorum. Sezonu bu zihniyetle tamamlayamaz Galatasaray.

Galatasaray’da otorite boşluğu

Her sezon başı kampa geç gelen yabancılar, bir türlü tamamiyle toplanamayan kadro, hatta devre arasında ve sezon sonlarında tatile erkenden çıkanlar… Üstelik geçtiğimiz hafta seyirciyle yaşanan gerginlik, iki senedir yapılan plansız transferlerle de gerçekleşen başarısız tablo aslında dünkü maçın aynası niteliğindeydi.

Rakibe “çok zayıf” demeyeceğim çünkü futbolda zayıf rakip yoktur. İnancım odur ki turu ikinci maçta kalite farkıyla Galatasaray alacaktır. Sahaya geçersek; İlk yarıda genç ve tecrübeli oyuncuların kaynaşmasından oluşan kadro Galatasaray’ın sahanın tek hakimi olduğunu gösterdi. Mehmet Batdal’ın biraz şansı olsa gol ya da gollerle sezona başlamış olacaktı. Sağlı sollu ataklar geliştirmeye çalıştı Galatasaray.

Ama üzülerek söylemeliyim ki sadece Arda’ya endeksli bir Galatasaray var. Bunu attığı goller için söylemiyorum. Sezonu bu zihniyetle tamamlayamaz Galatasaray. İkinci yarıda da büyük bir fiziki düşüş yaşadılar. Oyuncu kadrosuna baktığımızda aslında iyi isimlere sahip ama ‘Nasıl olsa kazanırız’ düşüncesi ve sonradan takıma yeni katılan oyuncuların girmesi Cim Bom’u etkiledi. Çünkü oyuna yeni giren bu oyuncular defansa hiç yardımcı olmadı ve rakibin kendi sahasından rahat çıkmasına neden oldu.

İstenmeyen bir sonuç var ortada. Tabii ki seyirci beklentilerinin karşılığını alamama durumunda.

Çanlar Aslan için çalabilir
Geçtiğimiz iki senenin üstüne bu durum eklenince hayli keyifsizdi dün akşam Ali Sami Yen. Başta da söylemeye çalıştığım gibi bu otorite boşluğu nasıl halledilecek bilmiyorum ama bu dakikadan sonra transferde seçilecek oyuncuların ince elenip sık dokunması lazım.

Çünkü daha sonra toparlamak bir hayli zor olabilir. Ve çanlar Galatasaray için çalabilir. Şimdiden bunları söylemekte fayda var. Tek beklentim ve ümidim odur ki, giden oyuncuları aramadan, büyük paralar harcayarak geçen iki senenin ardından Galatasaray’ın büyük başarılara ulaşması.

Arda’nın gölgesine saklanıyorlar
Arda’ya ayrı bir paragraf açmak lazım. Senede 40-50 maç oynayan bir oyuncu olarak üzerine hem fiziksel hem de psikolojik olarak yüklenen bu sorumluluk alınacak ve mevcut oyuncularla azaltılmalı. Çünkü buna can dayanmaz. Çok şeyler yapması gereken birçok oyuncu var ama Arda’nın gölgesine sığınıyorlar. Bütün bunları da seyreden bir idari kadro ve yabancıların geliş gidiş dengesizliğini çözemeyen bir yönetim var. Bu anlamda bu sonuçtan bir ders çıkarmanın zamanı geldi. Henüz tur kaçmadı ama yol yakınken tedbirlerin alınması şart.