Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi kürtçe ve türkçe sözlük

Kürtçe Türkce Sözlük

Ç, ç

çakiyi hoşçakbûniyimser, hoşörülüçal1. çukur. 2. kuyu.çalakfaal, aktif, atikçalakdareylemciçalakîeylem, etkinlikçalkandinçalkalamakçalkiringömmekçandkültürçandîkültürelçandinekin ekmek, fidan vb. sebze dikmek (ekmek)çandinîziraatçandiyarziraatçıçapmatbacılık, baskı, basımçapbûnbasılmakçapemenîbasınçaperyazıcı, printırçapgermatbaacıçapkirinbasmakçapxanematbaaçarbûnmeydana gelmek, oluşmakçarçeksilahşörçarçîkbataklıkçarderkapı çevçevesiçarenûs1. kader, yazgı. 2. akubetçareserbûnçözülmekçareserîçözümçareserkirinçözmekçarîndörtlükçarkirinmeydana getirmekçarmedordört tarafçarmêrkîbağdaş oturma şekliçarnikardört tarafçarpînemecazi anlamda döenek, kaypakçartaqçardakçartekdört dörtlükçartıltırmıkçarweparmaklara takılarak çalınan araççavgözçavbeloqpatlak gözlüçavberdangöz koymakçavbirçîaç gözlüçavdêrîgözlem, izlenimçavdêrxanegözetimeviçavfirehcömert, eli açıkçavîbölme, gözenek, gişe, hücreçavînîbûnnazara gelmekçavînîkirinnazar etmekçavkanîkaynak, kaynakçaçavlêbûngözü olmak, gözetlemekçavlêgerandingözden geçirmekçavnebarkıskanççavnebarîkıskançlıkçavnêrgözlemciçavpêketin1. gözüne ilişmek. 2. ropörtaj.çavqîçkiringöz kırpmakçavqurcandingöz kırpmakçavsivikhor görençavsorzalim, gözü kan bürümüş kişiçavtengcimri, pintiçavşûjinçekik gözlüçawyaş ağaç, çubukçawanasılçawanînitelikçaxvakit, dönemçayçayçaydankçaydanlıkçaygerçaycıçayxaneçay eviçêiyiçêbûnolmak, oluşmak, düzelmekçêbuwarsuni, yapayçêjtatçêjandintatmakçêjdarlezzetli, lezizçeksilahçekbendyelekçekdarsilahşör, militançêkeryapıcı, tamirciçêkirinyapmak, oluşturmak, tamir etmekçêlkayaçêlekinekçelengyakışıklı, görkemli, atik, cesurçelikyavru, civcivçelitînbir şeyin kabuğunun soyulmasıçêlkirinsözetmek, bahsetmekçelqînçalkalanmakçelûsçok soru soran, ısrarcıçelzimançok konuşan, gevezeçemnehirçemandineğmek, bikmekçembilkulp, sapçemçûryaprak bitiçemçûscimri, pintiçemîhanîdutlukçempalbüyük yük üzerine konan küçük yükçençûzcimriçendkaç, birkaç. “çend zarok.” birkaç çocuk.çendînînicelikçenebazgevezeçeng1. avuç. 2. kulaç.çênîkuş yemiçep1. sol. 2. solak.çepelpis, kirliçepersiper, mevziçepgirsolcuçepikalkışçepiklêdanalkışlamakçepildirsek ile omuz arası kısmı.çeprastçapraz, çapraşıkçeqçeqok1. değirmen taşının ayar çubuğu. 2. mantar tabancası.çeqenesedir ağacına benzer bir ağaççêrküfür, sövgüçêrandinotlatmakçêrbazküfürbazçêreotçêregehotlak, meraçêrekküfürbazçêrînotlanmakçerixînkendi ekseni etrafında dönmek.çêrlêkirinküfüretmek, sövmekçermderiçermesorkızılderiliçêrtkuş dışkısıçerx1. çark. 2. kalem tıraşı.çerxetûntavaçespandinispat etmek, saptamakçêtîkirinparçalamakçetirdaha iyi, tercih edilirçewalçuvalçewsandinsindirmek, ezmekçewsînerbaskıcı, zorbaçewtyanlışçewtîyanlışlık, yanılgıçexerayakçêyîiyilikçine. “Çi bû?” Ne oldu?çiçikinsan memesiçiftexaspatiskaçîk1. kıvılcım, pırıltı. 2. şey, yani anlamında sözcük.çikandin1. suyu kesmek veya kurutmak. 2. ağaç, direk vb. dikmek.çiksayîaçıkmavi gök, bulutsuzçilkırkçîleçepzikzaklı dağ yoluçilekobur, pisboğazçilemînkırkıncıçilfisaşıran, çırpançilfisandinaşırmak, yürütmekçilîçilîyarasaçilizîneşya veya yiyecek dilenmek, otlanmakçilmsümükçilmisandinsoldurmak, pörsütmekçilmisîsolgun, solukçilmisînsolmak, pörsümekçilmosümüklüçilo1. nasıl? 2. yaprakları dökülmeden kesilen ve daha sonra kurutulan ağaç yaprakları veya dalları.çîmbacakçimaneden?, niçin?çimanbir şeyin bir parçasının kesilmesi anlamında fiil.çimkîçünküçîn1. desen, nakış, oya. 2. sınıf.çînayetîsınıfsalçinîn1. biçmek. 2. nakşetmek.çîpbaldırçipîskfiskeçîqalzayıf, cılızçiqasne kadar?çiqinîkabızçiqinîbûnkabız olmakçiraçıra, lamba, fener, fanusçirandinyırtmak, mecazi anlamda palavra atmak.çirçîrokmasalçîrikmeyvaların kurutulmuşuçirikandinhallaçlamakçirikvanhallaççirînyırtılmakçirksaniyeçîrokmasal, öyküçîrokbêjmasalcıçîroknivîsöykü yazarıçirûsînparıldamak, parlamakçirûskkıvılcım, parıltıçirxatkirindeğirmeni durdurmakçîtbir yazma türüçivdolambaç, dolambaç, zikzakçivankaytarmak, kıvırmakçivîkserçeçiyadağçiyakêşdağcıçîzat sineğiçizirînsızmakçoçubuk, deynekçogandeynek, bastonçolbirkestirme yolçolikhelaçolistançöl, kırçongdizçopgaspçopandingasp etmekçopîkahmakçoqilayakçorspatavatsız, kaba sapaçortankurutulmuş çökelekçovçubuk, deynekçûkserçe, bıldırcın vb. kuşlarçûlehalkı güldürençûngitmek, gidişçûrkumralçûyîngitmek, gidiş

Kürtçe Sözlük ve Türkçe Anlamı

C, c

cacirceviz içi bal karışımı bir yiyecek
cahş1. sıpa. 2. işbirlikçi, hain.
camêrcentilmen, cömert
camûsmanda
cancan
canbaz1. akrobat. 2. hayvan alım satımcısı.
canberîkarides
candarcanlı
canecansamimi, içten
cangorîşehit, fedai
canîtay
canikcanan
cankûşhıristiyanları kiliseye çağıran kimse
carkez, sefer, misli, kat
cara paşînson defa
cara pêşînilk defa
cardinyine, yeniden
carinanbazen, ara sıra
carûdkül ve toz küreği
catirkekik otu
cawbez, kumaş
cawbirmakas
cawîelti
cawkerbez dokuyucusu
caxkorkuluk
cazûcadı, kurnaz veya hileci kadın
cearpa
cebanmezarlık
cebarkırık çıkıkçı
cebilxanecephane
cebirandinkırık ve çıkıkları kaynaştırmak
cebirînkaynaşmak
cedeltartışma
cedewhayvan omuzunda meydana gelen yara
ceharpa
cehdasîtaneleri arpaya benzeyen daha küçük bir bitki
cehimîngebermek, defolmak
cehterkekik otu
cejnbayram
cejnanebayramlık
celaqîiyice koyulaşıncaya kadar kaynatılan pekmez
celebdarkoyun taciri
celewgem
cemyan, yanında
cemawerkitle, ahali
cemedbuzcemedanîbir tür sarık
cemidandindondurmak
cemidîdonmuş
cemidîndonmak
cemserkutup
cenbelîiçimi sert tütün
cendekceset
cengsavaş, harp
cengawersavaşçı
cengînsavaşmak
cênikfavori, şakak
ceqinbir günlük yürüyüşle alınan mesafe
cercerçırçır
cerdbaskın, saldırı
cerdekorsan, şaki
cergkaraciğer
ceribandindenemek, sınamak
ceribîndenenmek, sınanmak
cewkırpma makası
cewêleklümpen
cewîçam sakızı
cewrikenik
cêwtikderi kese
cêzçeyiz
cîgirvekil
cigurbir mesire günü
cihyer, mekan. “di cih de” uygun, yerinde. “Di cih de çû!” Hemen gitti. “Cihê daxê ye.” maalesef, üzgünüm.
cîhandünya
cîhanîdünyalı
cihêayrı, farklı, değişik
cihê şanaziyêonur verici
cihêrengözgün, farklı
cihêtîfarklılık, değişik
cihûyahudi
cilelbise, giysi
cildankelbise dolabı, gardrop
cilşokçamaşırhane
cinaqlades
cînavkzamir, adıl
cincilîsaf su
cindêazize, güzel
cindîyakışıklı, alımlı, aziz
cinehucu kalın sopa
cinêkirinpamuk toplamak
cinênküçük bahçe
cirsohbet, görüşüp konuşma
cîrankomşu
cîrantîkomşuluk
ciskireç
cisanekireç ocağı
civaktoplum
civakîtoplumsal, sosyal
civaknassosyolog
civaknasîsosyoloji
civandintoplamak, biriktirmek
civattopluluk
civîntoplantı.
civîna çapemeniyêbasın toplantısı
ciwangenç, güzel, yakışıklı
ciwanîgençlik
ciwanikbayan, hanımefendi
cîwaryöre, bölge, mekan
cixirandinkışkırtmak, tahrik etmek
cixirîntahrik olmak
ciyawazfarklı, ayrı, değişik
ciyawazîfarklılık, ayrılık
cokanal, ark
cobardere
cokkanal, ark
colkarışık, heterojen
computerbilgisayar, computer
conegatosun, dana
cotçift
cotbûnçifteşmek
coşandincoşturmak
coşîcoşku, heyecan
coşîncoşmak
cotkarçiftçi
cotkirinçift sürmek
cûbirkcırcır böceği
cudaayrı, farklı
cudahîfarklılık
cudaxwazayrılıkçı
cûmsakız
cunûtinıslak toprak
cur bi curtürlü türlü
curetür, çeşit
cûrnikkar sularının biriktiği kaya üstü çukurcuklar
cûtinçiğnemek
cuwaryem torbası

Kürtçe Sözlük ve Türkçe Anlamı

Kürtçe – Türkçe Sözlük

Varsayılan

 

B b
binhişînbilinçaltı
inîalt, dip
binikbardak altı
binkiraskiç çamaşırı
binpêkirinayak altına almak, ihlal etmek
binyadtekel, esas
birbölüm, kesim
bîr1. hafıza, bellek, şuur. 2. kuyu.
biraerkek kardeş
birandin1. yok etmek, imha etmek. 2. kesmek. Mesela: “der birandin” ağaç kesmek.
bîranînanma
biraşîrsüt kardeş
biraşteizgara
biraştinpişirmek
biratîkardeşlik
birayetîkardeşlik
birazavasağdıç
birazîyeğen, erkek kardeşin çocukları
bîrbiryetkin, ergen, reşit, balığ
birçîa
çbirçîbûnacıkmak
birçîtîaçlık
bîrdozîideolojik
bêtewşdengesiz
bêşhalktan toplanan para
beşdarkatılımcı
beşdarbûnkatılmak
birektestere
birêketinyola koyulmak
birêkirinyollamak, göndermek
birêkûpêkdüzenli, sistematik
bireserdilbilgisinde nesne
bireşyoksul
birêvçûnyürümek
birêvebirinyönetmek, idare

birûkaş
biryarkarar
biryardarkararlı
biryardarîkararlılık
biryarnamekararname
biryarstandinkarar almak
biryarwergirtinkarar almak
biserîkirinbaşgöz etmek, evlendirmek
biserûberdüzenli ve planlı
biskzülüfbîskkısa an, lahza
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/tercume-bolumu/83669-turki-turkce-kurdi-kurtce-sozluk-alfabetik-sira.html#post722696
bîska dinbiraz önce
bist1. kavurma sacı. 2. şiş.
bîstyirmi
bîstekêbir saniye
bîşeçalılık
bîşengsalkım söğü
tbîşîorman
bişirîngülümsemek
bişkivînçiçek veya tomurcuk açmak
bişkojdüğme
bişkokdüğme
bitimyabani fıstık
bitir1. çok gelişmiş hayvan yada bitki. 2. azgın
bitirbûnazgınlaşmak
bivçocuklar için tehlikeli, cız
bivê nevêister istemez
bivirbalta
biwêjdeyim
bixapîneyanıltmak
bixemlînesüsletir
bixenqînaboğdurmak
bixêrîşömine, baca
bixurînekaşındir
bixweyiyecek
bixwîneokutmak
biyanîyabancı
biyomuğurlu
bizavhareket, etkinlik, faaliyet
bizdandinödünü kopartmak
bizdînödü kopmak
bizdoneködlek
bîzdozideoloji
bizinkeçi
bizir1. küçük tohumlar. 2. bezir, bezir yağı
bizivînhareketlenmek, kımıldamak
bizmarçivi
bizmikgem, gemcik
bizotkor
bizûzgüve
bo nimûneörneğin, mesela
bobelatfelaket, facia, trajedi
boçik1. kuyruk. 2. izmarit.
boçûngörüş, düşünce
bonemünasebet. “bi boneya…” münasebetiyle…
boqilbaldır
borakadak, kurban
borandin1. afetmek, mazur görmek, geçirmek. 2. geçinmek.
borîgeçen, geçmiş
borîngeçmek
botoluk
boşbol, gür, fazla, geniş (alan)
boşahîbolluk, gürlük
boyaxboya
boyaxkarboyacı
boyaxkirinboyamak
brûsk1. şimşek, yıldırım. 2. telgraf.
brûskvedanşimşek çakması
bûdüğün
bûçûdüğün alayı
buhafiyat, değer
buhartingeçirmek
buhurîngeçmek, zamanı geçmek
bûjenmateryal, malzeme
bûkgelin, oauncak bebek
bûka baranêgökkuşağı
bûka berfêkardanadam
bûkanîgelinlik
bûkikarpacık
bûnolmak
bûnewercanlı, yaratık
bûnewerîvaroluş
bûrakayınbirader
bûrînböğürmek
bûsepusu
bûyerolay
bûyînolmak
bexişandinbağışlamak, bahşetmek
bextşans, talih
bextewarmutlu
bextewarîmutluluk