Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi siyasi haberler

Baykal’ı 81 il başkanı reddetti

Baykal’ı 81 il başkanı reddetti
CHP İl başkanları “tüzük kurultayına gerek olmadığı” yönünde imza toplayarak, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na sundu
02 Ekim 2010 Cumartesi, 17:10:54

.CHP il başkanları ortak basın açıklaması yaparak, CHP örgütünün, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu’nun çalışmalarından memnun olduğunu bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP il başkanları, 11 saat süren toplantının ardından ortak basın açıklaması yaptı.

CHP Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan, Artvin İl Başkanı Uğur Bayraktutan ve Çanakkale İl Başkanı Serdar Soydan imzasıyla 81 il başkanı adına yapılan ortak basın açıklamasında, CHP’nin 22-23 Mayıs 2010 tarihindeki kurultaydan bugüne kadar başarılı çalışmalar yapıldığı belirtildi.

”Kısa zaman içinde Sayın Genel Başkanımız olağanüstü bir çaba ve enerji örneği sergileyerek başarıda öncülük etmiştir” denilen açıklamada, ”Zamana karşı yarışılarak illerimizin tamamına yakın sayısında ve diğer önemli yerleşim birimlerinde düzenli, etkili ve görkemli mitingler yapılmış, seçmenin halk oylaması konusunda duyarlı olması sağlanmıştır. İktidar partisinin kamu ve belediyelerin olanaklarının yanında kendisine sağlanan yazılı ve görsel basın yayın organları desteği propagandada sağlanan yüzde 58 evet oyunda çok etkili olmuştur” değerlendirmesinde bulunuldu.

CHP il ve ilçe örgütlerinin Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez’in çalışmalarına destek olduğu ve görevlerini önemli ölçüde gerçekleştirdiği belirtilen açıklamada, ”CHP örgütlerinin gerekli çaba ve etkinliği göstermediği” yönündeki yorumların CHP örgütüne haksızlık olduğu savunuldu.

”Aksayan, çalışmalara ayak uyduramayan bazı birimler varsa bunlar zaman içinde elbette düzenlemeye tabi tutulmalıdır” denilen açıklamada, çoğunluğu büyük bir özveriyle çalışan, çabalayan örgütlerin örselenmemesi gerektiği ifade edildi.

Yazılı açıklamada, 2011 yılında yapılacak genel seçimlere örgütlerin bir ay içinde hazırlık yapmasının kararlaştırıldığı belirtilerek, halk oylaması sürecindeki bilgisayar teknolojilerinin il örgütlerince yararlanılma performansının değerlendirildiği, bu teknolojik yöntemin 2011′deki genel seçimlerde daha etkin ve verimli kullanılmasına karar verildiği kaydedildi.

Açıklamada, ”Örgütlerimiz, 22-23 Mayıs Kurultayında seçtiği Genel Başkanımızın, Parti Meclisimizin ve o meclis içinden oluşturulan Merkez Yönetim Kurulu’nun çalışmalarından memnundur. Milletvekili Genel Seçimine çok az bir zaman kalmışken parti içinde bir kurultay tartışmasını uygun bulmamaktadır. Genel seçimde gerçekleşeceğine yürekten inandığımız CHP iktidarını engelleyecek davranışlarda ve arayışlarda olanlara CHP örgütü geçit vermeyecektir” ifadesine yer verildi.

AA

CHP’ye üzücü haber!

“Kanunlaşma süreci halkoyuyla tamamlanır.” tezi savunulurken referanduma sunulan anayasa değişikliğinin dava edilemeyeceği belirtiliyor.

Anayasa değişikliği paketine ilişkin 2. tur oylamalarına bugün geçiliyor. Ancak Meclis görüşmeleri tamamlanmadan CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne açacağı davanın sonucu konuşulmaya başlandı. Önce 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, referandum süreci tamamlanmadan dava açılamayacağını savundu. Ardından 367 kararının mucidi eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, referanduma sunulan anayasa değişikliğinin Resmi Gazete’de yayımından 10 gün sonra dava açılabileceğini öne sürdü. Hukukçular ise kanunlaşma sürecinin halkoyuyla tamamlanacağını belirterek, kanunlaşmayan bir düzenlemenin Yüksek Mahkeme’ye götürülemeyeceği görüşünde.

Referanduma sunulan anayasa değişikliğine karşı dava açılıp açılmayacağına ilişkin en somut örnek cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliğinde yaşandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 367′nin üzerinde kabul edilen paketi halkoyuna sundu. Halkoylaması kabul edilmeden Sezer ve CHP, anayasa değişikliğinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla dava açtı. Anayasa Mahkemesi, ilk incelemede usulü eksiklik bulunmadığını belirterek esasına geçti. Mahkeme, davanın esas incelemesi aşamasında oyçokluğuyla iptal talebini reddetti.

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Yavuz Atar, referanduma sunulan anayasa değişikliğinin dava edilemeyeceğini düşünüyor. Anayasa Mahkemesi’nin ortada dava edilecek norm bulunmadığı için ön inceleme aşamasında davayı reddetmesi gerektiğini savunan Atar, Sezer’in uygulamasının farklı bir örnek teşkil ettiğini söylüyor.

Prof. Dr. Yavuz Atar, anayasa yargısı sisteminin ‘önleyici denetim’e izin vermediğini, denetim yapılabilmesi için kanunlaşma sürecinin tamamlanması gerektiğini belirtiyor. 330 ile 367 arasında oy alan düzenlemeler için, “Cumhurbaşkanı ya anayasa değişikliğini Meclis’e geri gönderir ya da referanduma sunar. Dolayısıyla tekemmül etmeyen bir kanun var ortada. Kanunlaşmadığı için de bunun Anayasa Mahkemesi’nde dava edilememesi gerekir.” şeklinde konuşuyor.

Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya da anayasa değişikliğinin referandum öncesi Anayasa Mahkemesi’ne götürülemeyeceği görüşünde. Kılıçkaya, mahkemenin böyle bir başvuruyu esasına geçmeden reddetmesi gerektiğini kaydediyor. Kılıçkaya, şöyle konuşuyor: “Yasama süreci tamamlanmamış bir metni Anayasa Mahkemesi’nin denetleme yetkisi yok. Aksi durumda yargının yasama yetkisini gasp etmesi şeklinde değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen bir anayasa metnini denetlemesi için kanunlaşma süreci tamamlanmış bir metin olmalıdır. O yüzden daha referandum süreci tamamlanmamış bir anayasa taslağının Anayasa Mahkemesi’nce yürütülmesinin durdurulması mümkün değildir. Hukuki açıdan geçersiz bir başvurudur ve yok hükmündedir.”

Ermeni açılımına ne oldu?

Davos Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ince bir üslup ile Türkiye’yi “Karabağ olmadan, Ermenistan ile sınırınızın açılamasına asla izin vermeyiz” diye uyarmıştı.

Aliyev kızgındı. Kızgınlığı Türkiye ile Ermenistan arasında 10 Ekim 2009 tarihinde imzalanan uzlaşı protokollerine idi.

Türkiye, Azerbaycan’ın da baskısı üzerine Ermenistan’a dolaylı ve dolaysız yollardan Karabağ konusunu iletmeye çalıştı. Diplomasi koridorlarında neler olduğu şimdilik sır.
Bildiğimiz şu:
Ermenistan, AKP Hükümeti’nin beceriksizliği nedeniyle Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini öngören protokolleri onaylama sürecini dondurdu.

Çok yazık oldu.

Kim istemez ki, Azerileri üzmeden, kırıp dökmeden Ermeniler ile ilişkilerin normalleşmesini?

Ama:

“Teknik açıdan bakıldığında Ermeniler’e hak vermek gerekiyor. Ön şart koşmayan protokol bir kere imzalanmış. Türkiye’den imzalanan bu protokole uyması ya da vazgeçmesi gerekiyor. (…) Yeni Türk Rejimi’nin Ermeni açılımı, Kürt açılımı gibi fiyaskoyla sonuçlanacaktır.” (ERMENİ AÇILIMI’NIN ARDINDAKI BÜYÜK OYUNLAR)

Odatv bunu 29 Ocak’ta yazmıştı.

Böyle bir fiyaskoyu görmek için kahin olmak gerekmiyor.

Türkiye öncelikle kendi çıkarlarını düşünmeliydi. Bunun için iki ülkenin tarihsel anlaşmazlıklarını ele alan protokolleri imzalamadan önce Azerbaycan ile danışması gerekirdi. Ayrıca Karabağ meselesinin kendisi için önemini vurgulayarak Ermenistan’a konuyu protokol dışında başka bir foruma taşıyabileceğini söylemeliydi.

Hiçbiri yapılmadı.

İşin sosyal-romantik yanı, yani Azeri-Türk kardeşliği bir yana.

Bundan daha önemlisi Nabucco Boru Hattı’nın musluğu Azerbaycan’ın elinde olması.

Türkiye’nin çıkarları söz konusu.

Fethullah Gülen’in okullarını yasaklayan Azerbaycan’a karşı rövanşist, intikamcı bir politika izleyen AKP hükümetinin derdi belli ki çok farklı.

Lideri ABD’de olan Cemaat’i kollama pahasına nice tarihi fırsatlar elden kaçırılacak daha?

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na bizden buradan bir hatırlatma.

Ukrayna’nın yeni yönetimi artik Rus yanlısı. Bölgede koşullar sürekli değişiyor.

Nabucco boru hattı farklı bir güzergaha yönlendirilebilir.
Bu hususta Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacı kalmadı. Ukrayna varken Ermenistan’la kapılar açılsa da olur açılmasa da.

ABD’nin derdi ise şimdilik yine sadece Azerbaycan’dan akan muslukta. Ermenistan’a gerek olmadan Karabağ işgal edilmiş ya da edilmemiş, ABD’nin umurunda değil. Olayların gelişimi ABD’nin Azerbaycan üzerindeki baskıyı artırabilir.