Türkiye siyasi ve ticari menfaatleri gereğince ne yapmalı, Libya’ya operasyona müdahil olmalı mı?
Posted by: admin on Mar 22,2011 No Comments
Gülin Yıldırımkaya
Türkiye siyasi ve ticari menfaatleri gereğince ne yapmalı, Libya’ya operasyona müdahil olmalı mı?
‘Batı koalisyonunun petrol hesabı ortada, Türkiye’nin bu operasyonda yeri yok!’
HABERTURK.com Yazarı CEYDA KARAN:
Libya’da olup bitenleri de iyi okumalı. Evet Kaddafi güçlerinin acımasızlığı ortada. Ama Libya kabilelere bölünmüş bir toplum ve Kaddafi’nin dayandığı kabileler de var. Bu anlamda oradaki krizin aynı zamanda bir iç savaş iklimini yansıttığını unutmamalıyız. Uzun vadede Libya krizinin daha büyük bir savaşa sebep olması, bugün Libyalıların Kaddafi’den kurtulmasını dileyenler için bile ters dönebilir. Kaddafi kendini mazlum göstermeyi becerirse Arap coğrafyasında çok başka bir tablo da oluşabilir.
Hal böyleyken Batı ağırlıklı bir koalisyonun Libya’ya yönelik askeri müdahalesinde Türkiye’nin yeri yok bence. Fransa’nın etkinlik hesapları, petrol hesaplarının yattığı ayan beyan ortada olan ve aslında sonuçları itibarıyla çok daha büyük sorunlara belki de çatışmalara yol açabilecek bir askeri müdahalede yer almamalıyız diye düşünüyorum. ABD Genelkurmay Başkanı Mullen bile bu operasyonların Kaddafi’yle daha uzun vadeli bir savaşın yolunu açabileceğini ima etti.
Hal böyleyken Türkiye’ye düşen ortada BM kararı da olduğundan uluslararası topluma insani yardım ve siyasi diyalog meselesinde elinden geleni yapması düşer kanımca. Libya’daki isyancıların temsilcisi Milli Konsey’in temsilcisi daha düne kadar Ankara’daydı. Türkiye’nin Bingazi’de de Trablus’da da etkisi var. Bunu insani yardımlarla pekiştirmeli.
‘Operasyonun uluslararası meşruiyeti yok, müdahil olmamalı’
Eski Libya Büyükelçisi ULUÇ ÖZÜLKER:
ABD Libya’ya müdahale etmek istiyor ama öncü görünmek istemiyor ve Fransa’yı itiyor. Sarkozy öncü oldu. Fransa ve İngiltere’nin ABD olmadan böyle bir müdahalenin üstesinden gelmesinin imkânı yok. ABD de lider görünmek istemiyor.
ABD ikinci planda görünüyor ama aslında öncü. Kaddafi’nin elindeki silahlar gerçek bir ordu olmadığının kanıtı. Ama buna rağmen Libya’yı hiç kimse Sırbistan’a da Irak’a da benzetmesin. Libya kıyı bölgesi hariç, çölden oluşan bir ülke. Bu ülkede bedeviler yaşıyor. Bu insanlar çöl şartlarında yetişmiş, dirençli, dayanaklı insanlar. Bu insanları hava saldırılarıyla sindirmek veya yok etmek mümkün değil. Ayrıca Libya’da Irak’taki gibi bölünmüş bir etnik yapılanma da yok. Şu soruyu sormak gerekiyor.
Türkiye, Fransa’ya neden davet edilmedi?
Orada neden yok?
Siz burada bir yatıştırıcı politika izleme peşindesiniz, buna karşılık Sarkozy ve diğer güçler aktif vuruculuk hedefindeler. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir şekilde uluslararası meşruiyeti sağlanamamış bir operasyona müdahil olmasını doğru bulmam. Dolayısıyla ilk andan itibaren Türkiye’nin tavrı doğrudur. Şunu da söylemek gerekir. Türkiye bu operasyona karşı çıkacak güçte değildir. Karşı çıkarsanız size rağmen bunu yaparlar.
‘Türkiye kara operasyonunu engellemeli’
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. ÜMİT ÖZDAĞ:
Türkiye şu an itibarıyla Libya’ya müdahale konusunda inisiyatifini yitirmiştir. Başlamış olan bir askeri müdahaleye katılması bence Türkiye’nin Ortadoğu’daki, Libya’daki saygınlığına darbe indirir.
Bu noktada Türkiye’nin yapması gereken, daha yoğun şekilde diplomatik faaliyetleri güçlendirmek, hem Kaddafi ile hem de muhalefet güçleriyle görüşerek demokratik bir zeminde uzlaşmanın önünü açmaktır. Türkiye’nin bu aşamada yapacağı en olumlu destek, en önemli etki uzlaşmanın önünü açarak askeri müdahalenin yaygınlaşmasını, kara operasyonunu önlemek olmalıdır.
‘Türkiye operasyonu destekliyor uçaklarımız destek verebilir’
USAK Başkanı ÖZDEM SANBERK:
Türkiye Libya’ya müdahale konusunda 3 şart aradı. Birincisi Libya’ya karşı bir müdahale konusunda net bir yasal zemin. BM Güvenlik Konseyi kararı bunun için ilk adım oldu.
İkinci olarak Türkiye bölgesel destek aradı. Körfez İşbirliği Konseyi’yle bu da oldu. Üçüncü olarak prensibimiz ise Libya’nın toprak bütünlüğüdür. Dikkat ederseniz bu şartlar sağlandıktan sonra Türkiye’nin tutumunda ileri doğru bir adım görüldü.
Başbakan Erdoğan Mübarek’e söylediklerinin benzerini bugün Kaddafi’ye karşı söyledi. “Artık değişim hareketi engellenemez” dedi. Bu da Türkiye’nin bu operasyonu desteklediğini gösteriyor. Türkiye Libya’ya muharip güç göndermez. Ancak şöyle olabilir; Türk uçakları ve gemileri Libya topraklarına hiçbir şekilde ateş açmadan uçaklara ve gemilere eşlik ederek ve lojistik faaliyetlerde bulunarak harekâta destek verebilir. Benim görebildiğim kadarıyla böyle bir yöntem izleyecek Türkiye.
Türkiye’nin şirketler aracılığıyla Libya’da büyük yatırımları var. Bunu da gözardı etmemeniz gerekiyor. Bir de bu tür uluslararası zeminler o kadar kaygandır ki; ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Türkiye’nin şu anki tavrını bu nedenlerden dolayı doğru buluyorum.
‘NATO üyesiyiz kulak verip koşulları değerlendirelim’
Yıldız Teknik Üni. İİBF Uls. İlş. Böl. Öğr. Üy. Prof. Dr. NURŞİN ATEŞOĞLU GÜNEY:
Hükümet artılarıyla eksileriyle masaya yatıracak. Bu hesabı yaparken de uluslararası arenada sorumlu bir aktör olduğunu gözetecektir. Şu andaki müdahalenin BM kararı gerekçesiyle sürdürüldüğünün de bilincinde NATO üyesi bir ülke olarak, NATO Konseyinden karar çıkması durumunda kendi koşullarını da düşünerek en önemli çıkarımı yapacaktır Türkiye. Şu anda Libya’ya askeri hareketin sadece birinci aşamasını gözlemliyoruz. Koalisyonun müdahalesi çok aşamalı olacak. NATO da hava savunma sahasının koordine edilmesini üstleniyor. NATO kararından sonra Türkiye’nin net tavrı belli olacak ama bilfiil asker göndermek ya da savaşan taraf olmak konusuna sıcak bakmıyor, bakmamalı da. Koşulları değerlendirip, NATO’ya kulak vermesini bekliyorum.
