TÜSİAD’dan Uyarı
Posted by: admin on Nis 7,2010 No Comments

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, 2012 sonrası yeni iklim rejiminde Türkiye’nin pozisyonunun güçlenmesi için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulundu.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, özellikle 2012 sonrası yeni iklim rejiminde Türkiye’nin pozisyonunun güçlenmesi ve ulusal gerçeklere dayalı sorumluluklar alması açısından kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki işbirliği ve dayanışmanın önemine inandıklarını söyledi.
Boyner, Bölgesel Çevre Merkezi (REC Türkiye) ve TÜSİAD tarafından düzenlenen ”Avrupa Birliği Çevre Ödülleri Türkiye Programı 2009-2010”da yaptığı konuşmada, çevre ile dost teknolojilerin geliştirilmesi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda ulusal bir vizyon, politika ve strateji geliştirmede ve uygulamada iş dünyasının kritik bir rol ve öneme sahip olduğunu vurguladı.
Sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu bir gelişme modeli, yani düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinin toplumu oluşturan tüm kesimlerin üzerine ciddi sorumluluklar yüklediğini ifade eden Boyner, şöyle konuştu:
”Bu hedefe ancak bireylerin ve kurumların sorumluluk aldığı aktif katılımcılık kültürü ile ulaşabiliriz. Çevre dostu ürün ve üretim tekniklerini benimseyen tüketici eğilimleri ile ödül sistemi üreticilerin yönlendirilmesinde çok büyük önem taşıyor. Bu süreçte, elbette bizim gibi sivil toplum örgütlerine de önemli bir sorumluluk ve görev düşüyor. TÜSİAD olarak Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda daha çok çalışması ve kapsamlı, gerçekçi ve işlevsel bir strateji izlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu hedefe ulaşmada çevre ve iş dünyası örgütlerinin ortak bir hedef, vizyon ve sorumluluk etrafında çalışmasını çok önemsiyoruz. Bu şekilde, ülkemizin çevre konusunda gerek ulusal gerek uluslararası yükümlülüklerinin belirlenmesi ve yerine getirilmesi, süreci daha etkin bir şekilde etkileyecektir. Özellikle 2012 sonrası yeni iklim rejiminde ülkemizin pozisyonunun güçlenmesi ve ulusal gerçeklere dayalı sorumluluklar alması açısından kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki işbirliği ve dayanışmanın önemine inanıyoruz. TÜSİAD olarak bu süreçte üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz.”
Boyner, Türkiye’nin ekonomik, sınai ve sosyal kalkınma ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, düşük karbonlu ekonomiye geçişin çok kolay olmadığını ve bunun ciddi maliyetler getirdiğini bildiklerini ifade ederek, bu sürecin dışında kalmanın maliyetlerinin de farkında olduklarını dile getirdi.
Ümit Boyner, Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerleyen Türkiye’nin gerek AB Çevre Mevzuatı’na uyum maliyetinin gerekse iklim değişikliğine uyumun maliyetinin yerli teknolojiyle bir miktar aşağıya çekilebileceğini düşündüklerini dile getirerek, ”Bu süreçte doğayla pazarlık yapmamız artık mümkün değil” dedi.
Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Prof. Dr. Lütfi Akça da çevre ile ilgili yönetmelik sayılarının zaman zaman çok fazla olduğu için eleştirildiğini belirterek, bu yönetmelikleri Avrupa Birliği mevzuatlarına uyumlu olarak düzenlendiklerini kaydetti.
Akça, şu anda İskenderun bölgesinde ”Endüstriyel Simbiyotik Yaşam” projesinin geliştirildiğini belirterek, ileriki dönemlerde böyle projelerin tüm Türkiye’ye yayılabileceğini dile getirdi.
Türkiye’de tehlikeli atık bertaraf tesisinin çok fazla olmadığını belirten Akça, Türkiye’de 70 bin ton civarında atığın bertaraf edilebildiğini söyledi.
Gelecek dönemlerde izin sistemlerinin daha entegre ve sade olacağını ifade eden Akça, bu süreçte Avrupa Birliği’nin desteğini alacaklarını bildirdi.
-ÖDÜLE BAŞVURAN ŞİRKETLERİN YÜZDE 25′İ KOBİ’LERDEN OLUŞUYOR”-
REC Türkiye ve Karadeniz Ülkeleri Bölge Direktörü Dr. Sibel Sezer Eralp ise Avrupa Birliği Çevre Ödülleri’nin tam üyelik hedefi doğrultusunda yürüyen Türkiye ve şirketler için büyük önem taşıdığını vurguladı.
Eralp, her sene ödüle başvuran şirketlerin yüzde 25′inin KOBİ’lerden oluştuğuna dikkati çekerek, sürdürülebilir kalkınma hedefi doğrultusunda çevresel değerlerin ancak sosyal ve ekonomik kazanımlarla beraber değerlendirildiğinde bir anlam ifade ettiğini belirtti.
Avrupa Birliği Çevre Ödüllerinin, çevre dostu politika ve ürünlere öncülük eden şirketlerin başarılarını taktir etmek için Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Birliği’ne üye olan 27 ülkede ve üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye’de iki senede bir düzenlendiğini belirten Eralp, şöyle konuştu:
”Türkiye Programı tarafından seçilen şirketler Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği Çevre Ödülleri’nde Türkiye’yi ilgili kategoride temsil etme hakkını kazanıyor. Avrupa Birliği Çevre Ödülleri Türkiye Programınca ödüller yönetim, süreç ve ürün kategorilerinde veriliyor. Yönetim kategorisinde, sürdürülebilir kalkınmaya yapılan katkıyı sürekli geliştirmeye devam eden bir kurumsal yönetim sistemine sahip olmak en önemli şartlar arasında yer alıyor.”
-ARÇELİK VE ENERJİSA ÖDÜL ALDI-
AB Çevre Ödüllerinde Arçelik A.Ş, yönetim kategorisinde birincilik ödülüne layık görülürken, bu kategoride finale kalarak ödül almaya hak kazanan diğer şirketler Coca Cola İçecek A.Ş ve Siemens A.Ş oldu.
Ürün kategorisinde Arçelik A.Ş Çamaşır Makinesi İşletmesi, geliştirmiş olduğu dünyanın en az enerji ve su tüketen ”economist” serisi çamaşır makinesiyle ödüle layık görüldü.
Bu kategoride finale kalarak ödül alan diğer şirketler ise Arçelik A.Ş. Pişirici Cihazlar İşletmesi ve Eczacıbaşı Vitra olarak açıklandı.
EnerjiSa ise yenilikçi bir yaklaşımla üretimden kaynaklanan kayıpların önlenmesi ve enerji verimliliği konusunda geliştirmiş olduğu uygulamayla süreç kategorisinin birincisi oldu.
Bu kategoride finale kalma başarısını gösteren başka bir şirket bulunamadığı duyuruldu.
-”20 BİN KİŞİLİK YERLEŞİM MERKEZİNİN İHTİYACINA EŞ ELEKTRİK ENERJİSİ”-
Enerjisa Enerji Üretim A.Ş Eş Genel Müdürü Fuat Öksüz de projeleriyle Kentsa Doğal Gaz Santrali’nde gaz türbini ”by-pass” bacalarına yatay giyotin tesis ederek, yüzde 1,08′lik ilave enerji verimliliği sağladıklarını dile getirdi.
Öksüz, atmosfere salınan saatte 8 milyon kilokalori’lik bir ısı enerjisinin geri kazanılarak elektrik enerjisine çevrilmesini sağlayan ve Türkiye’de ilk kez uygulanan projelerini şöyle anlattı:
”Projemiz sayesinde 5 bin 400 hanelik ya da 20 bin kişilik bir yerleşim merkezinin ihtiyacına eş değerde elektrik enerjisi üretimi sağlanmış, bu ısının yaratacağı küresel ısınmanın önüne geçilmiş ve 387 bin 750 adet ağacın absorbe edebileceği miktarda karbondioksit emisyonunun atmosfere salınımı önlenmiştir. Bu ödül, Enerjisa’nın sadece operasyonel mükemmellik açısından değil, referans olmayı amaçladığı sürdürülebilir kalkınma anlayışı açısından da önemli bir göstergedir.”
